Güven Tzen Boçi
Antik Lazlarda Toplum
Antik Tzan ( Laz) toplumunda yerel soylu sınıfın yönetimi altında kabileler federasyonu şeklinde örgütlenen bir ulus yapısı vardı. Büyük ailelerden oluşan kabileler, asa taşıyanlar “Skeptuhi”ler (şef) tarafından yönetiliyordu. Skeptuhi denilen bu yerel şefler bazen kabileler birliğini sağlayan bir “Mapa”nın (Kral) yönetimi altında birleşiyor, bazen de bir krala bağlı olmadan kendi kabile topraklarında hüküm sürüyorlardı. Hükümdar (Mapa) kabileler birliğini sağladığından yüce bir makamla özdeşleştiriliyor ve Kolhis soyunun en yüksek rütbesi olan “Güneş’in Oğlu” olarak görülüyordu. Kabile şefleri de kendi yönetimleri altındaki topraklarda hem korunaklı olduğu için, hem de Güneş’e daha yakın olabilmek için tepeler üzerinde, kulelerde, yüksek yerlerde yaşıyorlar bu şekilde bir çeşit “Güneş Rahibi” sıfatıyla yöneticilik yapıyorlardı.
Halk, pek çok Tzan (Laz) kabilelerinden oluştuğu ve her kabile de kendi şefi tarafından yönetildiği için, kabile statüleri özerklik hatta bazen bağımsızlık arz ediyor, bir kabilenin aldığı karar bir diğer kabileyi bağlamayabiliyordu. Zira Driller, Mahoroniler ve kıyıda yaşayıp adı bilinmeyen diğer Kolhi topluluklar gibi Tzan kabilelerinin krallıktan bağımsız şekilde yaşamaları bu duruma örnek teşkil etmektedir.

Tzanlar (Lazlar) toplum olarak doğudaki İberler ( Kartli – Gürcüler) ve kuzeydeki Kuban (Kuzey Kafkasya) Megrel, Svanlar ve Acara toplulukları ile akrabadır.
Dış görünüş olarak ise Antik Çağ’ın Lazları, soluk benizli (beyaz tenli), vücutlarına çeşitli motiflerle dövmeler yapılmış şekilde tasvir edilmişlerdir.Ayrıca Tzanlar(Lazlar) keten kumaşından giysiler giyiyorlar, savaş halinde de ağaç ya da deri başlıklar takıyorlar, ağaç ya da tabaklanmamış deriden kalkanlar, tek ya da çift ağızlı baltalar, kılıçlar, kısa ya da Ksenophon’un tasvirine göre ancak çok kuvvetli insanların taşıyabileceği uzunlukta mızraklar taşıyorlardı.Anabasis’te bu kabilelerin öldürdükleri düşmanlarının kafalarını keserek farklı ritüeller içeren bir savaş dansı yaptıklarından ve bir antlaşma yapacakları zaman da kendilerinden bir eşya verip karşılığında bir eşya alarak tanrıların huzurunda anlaştıkları bir adetten bahsetmektedir.
Kolhis aile yapısında kadın önemli bir yere sahipti. Karadeniz kadınının ailedeki bu konumu Altın Post Efsanesi’ne yansımış, efsanede erkek gibi güçlü Karadeniz kadınının ailenin geçimini sağlamak için tüm gücüyle çalıştığından bahsedilmiştir.Karadeniz kadınlarını baz alan Amazon savaşçılar efsanesi hatta bu savaşçıların Kolhis Krallığı’nda çıkan bir iç savaşta ordularıyla Kral Aietes’in tarafını tutmaları,
Kolhis’teki arkeolojik buluntular arasında “Büyük Ana” motifli pek çok buluntuya rastlanılması ve paralardan heykelciklere kadar pek çok eser motifinde kadının ön planda olması bölgede kadının öneminin ve Ana Tanrıça kültünün göstergeleridir. Ve Yunan mitolojisinde de Kolhis Prensesi Midia’nın bazen bir tanrıça bazen de -tıpkı Amazonlar gibi- Ay rahibesi rolünde ve karanlık bir büyücü olarak karşımıza çıkması ve karakterinin abartılı bir şekilde karanlık gösterilmesi, hatta Midia’nın da Amazonların da çocuklarını öldüren gaddar “Anneler” olarak gösterilmeleri, Karadeniz’de Samsun, Ordu, Giresun…da yaşayan Amazonların antik dünyanın pek çok bölgesine saldırarak buraları ele geçirmeye çalışmaları (anaerkil) sonraları ise tek bir erkeğin gelerek (Herakles, Theseus) onları yenebilmesi (ataerki), yine Midia’nın halası olan Kolhisli Kirke’nin de karanlık bir karaktere dönüştürülmesi, hatta Kolhisli büyücünün (anaerkinin temsili olarak) erkekleri domuza çevirdiği için sonunda bir erkeğin (Odisseus) çıkıp buna bir son vermesi (ataerki), Ay temsili tanrıçanın Güneş Arabası’na Helios’tan önce binerek Kolhis Laz krallarının atası Helios’u -idare için- arabaya davet etmesi (anaerkil) sonrasında ise Helios’un arabayı tek başına sürmesi (ataerkile geçiş) ve tarihi bir gerçeklik olarak Antik Yunan yazarlarının, Doğu Karadeniz kabilelerinin yaşam tarzını yadırgaması onları Yunan kültüründen uzak görmesi; ataerkil yaşama geçişini tamamlamış Yunanların bir kısım anaerkil adetleri barındıran Karadeniz kabilelerini eleştirisi ve bu adetleri köreltmek istemesinin mitoloji ve tarihe yansıması olarak görülmektedir.
Kaynak :
Ksenophon – Anabasis Kitap IV, V.
Hippokrates; Havalar, Sular ve Yerler Hakkında, 15
Apollonius Rhodius II 946-1028
Valerius Flaccus – Argonotlar Destanı
Neumann – The Great Mother s. 288.



























