Türkiye’de Gürcüce’nin Geleceği “Deda Ena” İçin Kritik Viraj!
Türkiye’de yaşayan Gürcü toplumu için ana dil, sadece bir iletişim aracı değil; binlerce yıllık bir kültürün, müziğin ve kimliğin taşıyıcısıdır. Bugün gelinen noktada Gürcüce; devletin sunduğu seçmeli dersler, üniversite kürsüleri ve derneklerin özverili çabaları arasında varlık mücadelesi veriyor.
MEB “Yaşayan Diller ve Lehçeler” Müfredatı: Beklenen İlgi Neden Oluşmadı?
2012 yılında Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) bünyesinde başlatılan “Yaşayan Diller ve Lehçeler” seçmeli dersleri, Gürcüce için tarihi bir adımdı. Ancak uygulama süreci bazı engellere takıldı:
( Ara bir not: Türkiye’deki Gürcü Kültür Derneklerinin deda ena ( დედა ენა ) Gürcü anadili konusundaki rolün’nu masaya yatıraჯağız!)
- Talep ve Sayı: Sakarya, Artvin ve Bursa gibi yoğun Gürcü nüfusun olduğu bölgelerde açılan sınıflar, genellikle “yeterli öğrenci sayısı (10 kişi)” kuralı ve öğretmen ataması eksikliği nedeniyle sürdürülebilir olamadı.
- Materyal Sorunu: Latin alfabesiyle hazırlanan ilk müfredat denemeleri, Gürcüce’nin kendine has 33 harflik alfabesinin (Mkhedruli) ruhunu tam yansıtamadı. Ancak son yıllarda güncellenen müfredatlarla bu açık kapatılmaya çalışılıyor.
- Sonuç: MEB uygulaması yasal bir zemin sağlasa da, bugün devlet okullarında aktif olarak Gürcüce dersi alan öğrenci sayısı potansiyeli gözönüne alındığında sıfır noktada kalmiştir gibi bir tesbit de bulunmak yanlış olmaz.
Kültür Dernekleri: Dilin Gerçek “Nöbetçileri”
Resmi eğitimin boşluğunu bugün en çok Gürcü Kültür Dernekleri dolduruyor. İstanbul, Ankara, Bursa ve İnegöl gibi merkezlerdeki dernekler, dil eğitimini bir “kimlik mücadelesi” olarak görüyor.
- Deda Ena Kursları: İstanbul’daki Gürcü Kültür Merkezi, Gürcü Sanat Evi ve Borçkalılar Derneği, Anadolu’da Düzce Gürcü Kültür Derneği, İnegöl Kafkas Folklor Kültür Derneği Sinop, Samsun Gürcü Kültür Derbekleri gibi yapılar “Deda Ena” (Ana Dil) başlığı altında düzenli kurslar açıyor.
- Gönüllülük Esası: Bu kurslar, MEB müfredatının aksine doğrudan Gürcü alfabesiyle eğitim veriyor ve dili kültürel bir bütün (folklor, edebiyat) içinde sunuyor.
Akademik Seviye: Üniversitelerdeki Kürsüler
Türkiye’de akademik düzeyde Gürcüce eğitimi veren dört ana merkez bulunmaktadır:
- Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (Rize)
- Düzce Üniversitesi
- Kafkas Üniversitesi (Kars)
- Ardahan Üniversitesi Bu bölümler, dilin bilimsel yöntemlerle korunması ve gelecekteki öğretmenlerin yetişmesi için hayati önem taşıyor. Ancak mezunların MEB kadrolarına “Gürcüce Öğretmeni” olarak atanmasındaki kısıtlı kontenjanlar, akademik ilginin önündeki en büyük engel.
Tehlike Çanları: UNESCO ve “Kayıp” Riski
UNESCO’nun tehlike altındaki diller atlasında Gürcüce (özellikle Türkiye’deki lehçeleriyle) “kırılgan/güvensiz” kategorisine yakın seyretmektedir. Özellikle 90’lı yıllardan sonra doğan kuşaklarda, dili anlama seviyesi yüksek olsa da konuşma ve yazma yetisi hızla düşmektedir.
Özetle: Türkiye’de Gürcüce öğrenimi, devletin açtığı “yasal kapıdan” ziyade, toplumun kendi içindeki “kültürel dirençle” ayakta duruyor. Eğer “Deda Ena” ( დედა ენა ) nın Gürcü Kültür Dernekler ve etki alanlarında, evlerde konuşulma oranı artmaz ve seçmeli dersler Devlet | MEB koruması ile desteklenmezse, Gürcücenin Türkiye’deki geleceği sadece akademik bir çalışma alanı olarak kalma riskiyle karşı karşıya.
Gürcü Haber Ajansi



























