Durmadan yalnızlaşmak!
Sait Faik Abasıyanık’ın ‘Haritada Bir Nokta’ adlı hikâyesi “Yazmasam deli olacaktım.” cümlesiyle biter. (1) Ben bu yaklaşıma ilişkin farklı düşünüyorum. Yani bana kalırsa insan delirdiği için, deli olduğu için yazar; böylece içindeki o anarşist deliyi oyalar. Bakın dünyada olup bitenlere, yaşananlara, gırtlağınıza dayatılanlara. Olaylar, olgular, durumlar zehirli bir diken gibi gömülür duygularınıza. Beyninizi çalışamaz hale getiren binlerce imgenin oluşturduğu kaos. Bir yara gibi zonklar beyniniz. Nedense tam o noktadayken zorunluymuş gibi kalkar yazarsınız. Şiir amaç olmaktan çıkar bir bakıma; davranışa, duruşa, karşı çıkışa, yadsımaya, kavga edişe… dönüşür. Böyle olduğu için şair kariyerizmin, oportünizmin, popülizmin, Makyavelizmin tuzağına düşmez, düşmemelidir. Durup dururken İsrail’in ve 1968’de Samet Behrengi’yi katleden İran Şah’ının verdikleri ödülleri reddeden Fazıl Hüsnü Dağlarca’nın bu tavrının şairlik olduğunu düşünüyorum. Kendisinin “Şiir yazmadan da şair olunur.” dediği şey bu olmalı. Bu bağlamda Cemal Süreya’nın bir söyleşide söylediklerini de buraya aktarmak istiyorum: “Şair, şiir yazan kimse demek değil; onun ötesinde bir varlık. Şair, bir tavırdır ve şiirin üstünde bir yerdedir.” (2)
Bunu anlamayanların çoğunlukta olduğu günlerden geçiyoruz. Bu yüzden her geçen gün birkaç kez daha yalnızlaşıyorum.

04 Mayıs 2023, Perşembe, saat 05.27
Kaynak:
(1) Sait Faik Abasıyanık, Havuz Başı / Son Kuşlar, Bütün Eserleri 6, Bilgi yayınları, Ankara 1970, s. 200.
(2) Enver Ercan, Şair Çünkü Onlar (Söyleşiler), Kavram y. , İstanbul, Şubat 1990, s. 173.





























