
Veysel Çolak
HAYATA DÖNÜN, ŞİİR ORADADIR!
MELODRAM
Birinin bıçak vardı elinde,
Birinin beyaz bir gül,
İkisi de yorgundu,
Sokak çocukları halinde..
Bıçaklısı bıçağını sapladı,
Çiçeklisi çiçeğini koklattı,
Kayboldular meyhaneler içinde
Kaldırımda gül ve bıçak
Kardeş kardeş kaldılar.. (1)
‘Melodram’, “duygusal, dokunaklı olaylara dayalı, hareketli” oyunları niteleyen bir tiyatro terimidir. Tiyatro ve sinemada başarılı bir aktör olan Cahit Irgat’ın (1915 – 1971) toplumsal konumu gereği yaşanılanları melodrama benzetmesi çok doğal olsa gerek. Çünkü toplumsal canlılık içerisindeki eylemli her insan dokunaklı olgu ve olaylarla iç içedir ve duygusal ilişkilenmeleri nedeniyle yaralayıcı etkiler alabilir. Cahit Irgat’ın bu yaralayıcı etkilere kendisini sonuna kadar açık tuttuğu ve acı-yoğun bir yaşamdan beslenen şiirler yazdığı söylenebilir. Selahattin Hilav onun “toplumsal ve siyasal temalara; aşk, aile, ülke, tarih, coğrafya, din, beden, cinsellik gibi temalara” eğildiği saptamasını yapar. (2) Toplumcu bir şair olan Cahit Irgat’ın bu temaları öncelemesi, ülke ve dünya sorunlarıyla ilgilenen bir özne olması; onun poetik yönelişini, esinlendiği kaynakları imlemekte ve belirlemektedir. Bu açıdan bakıldığında, Cahit Irgat’ın, daha çok yansıtmayı önceleyen bir tutumla şiirlerini yazdığı söylenebilir. Bu nedenle; seçtiği sözcükleri, bağdaştırmaları, şiir cümlelerini (dizeleri) sadece araç olarak kullanır. Amaç, bir görüntü oluşturabilmektir. Şiirlerine bakıldığında bir olay, durum, anı, olay, olgu, duygu, heyecan, anlam, arkadaşlık, düşmanlık, dostluk… gibi temaların bir görüntü olarak somutlaştığı görülür. Dil. iyice geriye itilir. Dilin yaratıcı kullanılışıyla şiiri yakalamak gibi bir aranışı yok Cahit Irgat’ın; ama buna karşılık anlattığı temayı bireysel ve toplumsal bir durumu çarpıcı bir fotoğrafa dönüştürür. Oluşturduğu çağrışımları yoğun bu fotoğraflar onun imgeleridir. ‘Melodram’ şiiri de çarpıcı, çağrışımları çok bir fotoğraf olarak konulur okuyucun önüne.
Her şiir için sorulması gereken bir soruya yanıt aramanın yeridir sanırım: Cahit Irgat’a bu şiiri yazdıran, esinleyen etkenler nelerdir? Us’a ilk gelen, Cahit Irgat’ın oyuncu kimliğinin, tiyatro ve sinemaya olan tutkusunun yönlendiriciliği olmalı. Bu şiirin esin kaynağını saptamak için elbette bu yetmez. Bu durumda 1940’li, 1950’li yıllarda bireysel ve toplumsal yaşam biçimlerine bakmak gerekiyor. Zaten şiirlerini yaşamdan damıtan bir şairin şiir dünyasına da başka bir yoldan girilemez. O yıllarda gençlerin oluşturduğu öfkeli gruplar vardır. Anlamsız bir nihilizmdir yaşanan. Jean Paul Sartre’ın varoluşçuluğunun da kaynağıdır bu. Umut yoktur, gelecekle ilgili bir tasarı da oluşmuş değildir. Her şey boş ve boşluktur. Bu yapı içerisinde süregiden bir yaşantı içerisindeki gençlik grupları her karşılaştıklarında dövüşerek, kendilerince bir anlam üretirler. Bu dövüşlerin ilkeleri de vardı. Örneğin karşı karşıya gelen iki grup kendilerinden birini seçer ve sadece seçilenler dövüşür; dövülen kişinin grubu da yenilmiş olurdu. Bu oluşumun başlangıcında bıçak ve tabanca gibi silahlar yoktu. Yumruk yumruğa dövüşmekti aslolan; ne yazık ki sonraları her türlü öldürücü silah bu kavgalarda kullanılır oldu. Bu yaşam biçimine denk düşen James Dean’in (d. 1931- ö. 1955) Cennetin Doğuşu (3), Asi Gençlik (4), Devlerin Aşkı (5) gibi filmlerinin de önemli etkisi olmuştur. Özellikle Asi Gençlik’te büyümenin getirdiği sorunlarla boğuşan ve isyankâr bir genç olan Jim (James Dean) karakterinin gençleri kuşatan, kendine benzeten bir ağırlığı vardır. Elbette Cahit Irgat bunun da farkındadır. Gençleri kuşatan bu kültürel yapılanmanın ‘Melodram’ şiirini yazdırdığını söylemek yanlış olmaz. Şiirde birinin elinde bıçak, diğerininkinde gül olan; yorgun, sokak çocuğu iki gençten söz ediliyor. Biri bıçağını saplarken, diğeri elindeki gülü koklatıyor. ‘Kayboldular meyhaneler içinde…’ denilmesi, alkolün getirdiği bir çatışmayı düşündürüyor. Bu, elbette bir olasılıktır; ama bu dize olmasaydı şiir daha sağlam olurdu sanki. O zaman bir ayrıntı neden değil, dönemin bireysel ve toplumsal psikolojisi öne çıkartılmış olurdu.
“Kaldırımda gül ve bıçak / Kardeş kardeş kaldılar..” dizelerinden anlaşılacağı üzere, her iki gencin, sonuçta, kaybettiğine vurgu yapılıyor. ‘Bıçak’ ve ‘gül’ün kaldırımda kardeş kardeş kalmasıyla nesnelerin kendiliğinden iyi ya da kötü olamayacağı anımsatılıyor. Çünkü nesnelerin iyi ya da kötü amaçlarlar kullananın insanoğlunun olduğu, görülsün isteniyor. Gençlerden birinin elindeki gülü koklatması, diğerinin ise bıçağını saplaması; kısaca bu ürpertici, etkileyici çatışmanın içselleştirilmesi, şiirin esinleyen öğesini oluşturuyor.
Notlar:
- Cahit Irgat, İrgatın Türküsü, Adam y. , İstanbul, Nisan 1991, s.114
- Selahattin Hilav, Edebiyat Yazıları, Cahit Irgat Üzerine, 4. Basım, yky, İstanbul 2008, s. 171
- Cennetin Doğuşu (1955), Yönetmen Elia Kazan, Senaryo Paul Osborn, John Steinbeck (roman), oyancular James Dean, Raymond Massey, Julialves, Richard Davalos, JoVan Fleet
- Asi Gençlik (1955), yönetmen Nicholas Ray, Nicholas Ray(hikâye), Irving Shulman (uyarlama), Stewart Stern. Oyuncular, James Dean, Natalie Wood
- Devlerin Aşkı (1956’da gösterime girer), yönetmen George Stevens, senaryo Fred Guiol, Edna Ferber’in romanından, oyuncular Elizabeth Taylor, Rock Hudson, James Dean, Carroll Baker

























