Laz Kadir Albaş’ın Ardından
Öncelikle Kıymetli eşi Kadriye Albaş’a, evlatları Leyla ve Çisem’e, geniş ailesine ve sevenlerine başsağlığı diliyorum.

Bugün burada yalnızca bir dostu uğurlamak için toplanmadık. Aslında bir dönemin son tanıklarından birine veda etmek için buradayız.
Kadir Albaş’ın ardından konuşmak benim için kolay değil. Çünkü onunla birlikte yalnızca bir insanı değil; uzun yıllara yayılan dostlukları, ortak hatıraları ve bir kuşağın hikâyesinden bir parçayı daha uğurluyoruz.

Beyoğlu Sineması’nın son otuz beş yılına tanıklık etmiş insanlar için Kadir Albaş’ın kaybı ayrı bir anlam taşıyor.
Bu hikâyede dört isim vardı.
Kemal Karadeniz…
Temel Kerimoğlu…
Baha Serter
Ve Kadir Albaş…
Bilenler biliyor:
Kemal Karadeniz, Beyoğlu Sineması’nın emektar müdürüydü. Temel Kerimoğlu ise sinemanın sahiplerindendi. Kemal de, Temel de benim hapishane arkadaşımdı. Hayat bizi farklı dönemlerde aynı kaderlerin, aynı duvarların ve aynı dostlukların içinde buluşturmuştu.
Yıllar geçti.
Önce Kemal’i uğurladık.
Ardından Temel’i.
Sonra Baha’yı.
Bugün ise Kadir’i…
Bazen insan, bir dostunun ardından üzülür. Bazen de peş peşe kaybettikleriyle birlikte bir dönemin kapanışına tanıklık ettiğini hisseder.
İşte benim hissettiğim biraz da budur.
Beyoğlu Sineması, İstanbul’un kültür hayatında yalnızca bir sinema değildi. Bir buluşma noktasıydı. Bir hafızaydı. Bir dostluk mekânıydı. Ve bu hafızanın içinde ,diğer her bir arkadaşım gibi, Kadir Albaş’ın özel bir yeri vardı.
Rize’nin Pazar ilçesinden çıkıp İstanbul’un kültür hayatına karışan bu Laz aydını arkadaşım yıllar içinde yalnızca dostlarının değil, farklı kültürlerin de yakın arkadaşı oldu.
Gürcü Kültür Merkezi Derneği ile kurduğu bağ bunun en güzel örneklerinden biridir.
Uzun yıllar derneğimizin yönetim kurulunda görev yaptı. Gürcistan vatandaşlığı aldı. Gürcistan’ı sevdi. Gürcü dostlarını sevdi. Gürcistan ve Türkiye’de İki halk arasında kurulmuş dostluk köprülerinin samimi yolcularından biri oldu.
Bir dönem Beyoğlu Sineması ve Sinema Kafe, onun sayesinde Gürcü Kültür Merkezi’nin ikinci adresi haline geldi. Sayısız toplantımızı, etkinliğimizi, sohbetimizi ve kültürel buluşmamızı orada gerçekleştirdik. Kapılar her zaman açıktı. Çünkü Kadir’in gönlü de açıktı.
Bugün geriye dönüp baktığımda, bu dostluğun ve dayanışmanın ne kadar kıymetli olduğunu daha iyi anlıyorum.
Kadir için anlatılacak çok hikâye var.
Ama insan bazı vedalarda uzun cümleler kuramıyor.
Ben en çok bir gülümsemeyi hatırlayacağım.
Bir gün ona, “Gel Kadir, seni Gürcü Kültür Merkezi Derneği’ne üye yapalım. Lazlığını da burada sürdür, bize renk kat” dediğimde yüzünde beliren o sıcak gülümsemeyi…
O gülümseme bugün hâlâ gözlerimin önünde.
Şimdi Kemal’in, Temel’in ve Baha’nın ardından, Kadir de anılarımızdaki yerini aldı.
Bizlere düşen ise onları yalnızca kayıplarımız olarak değil, hayatımıza kattıkları değerlerle hatırlamaktır.
Çünkü bazı insanlar gittikten sonra yok olmazlar.
Bir mekânın hafızasında, dostlarının sohbetlerinde, birlikte geçirilen yılların içinde yaşamaya devam ederler.
Kadir Albaş da bizim için böyle hatırlanacak.
Sevgiyle…
Özlemle…
Ve minnetle…
Kadir Albaş Yıldızlarla arkadaş olsun!
Fehmi Uzal Ustiaşvili

































