Ben Natalia Dülger. Türkiye’de 1992’den beri yaşamaktayım. Samsun Gürcü Derneğinde Gürcüce Dil öğretmeniyim.
Geçtiğimiz günlerde, dilin ve kültürel bağların insanları nasıl mucizevi bir şekilde bir araya getirdiğine dair harika bir olaya şahitlik ettim. Samsun Gürcü derneğin üyesi, saygıdeğer genç !
Bir iş insanı olan öğrencim Hüseyin Baran iş seyahati için gittiği Almanya’da, uluslararası büyük bir şirketin Heidelberg Materials Türkiye, Orta Doğu ve Afrika CEO’su ile bir araya geliyor. Görüşme esnasında harika bir tesadüf gün yüzüne çıkıyor: Sayın CEO Sergo Vashakidze’nin aslen Gürcistan’ın Kutaisi şehrinden, Gürcü olduğu anlaşılıyor!
Türkiye’den giden Gürcü asıllı öğrencim Hüseyin Bey, karşısındaki yöneticinin de kendisiyle aynı kökleri paylaştığını öğrenince tarifsiz bir heyecan duyuyor.
Bu ortak bağın verdiği coşkuyla Hüseyin Bey, hemen Gürcüce kursumuzda işlediğimiz derslerin videolarını çıkarıp kendisine göstermeye başlıyor. Tahtadan Gürcüce metinleri nasıl sesli bir şekilde okuduğumuzu, alfabeyi nasıl şevkle öğrendiğimizi ve ders içeriklerimizi tek tek, büyük bir heyecanla kendisine izletiyor.

Gördükleri karşısında hem çok şaşıran hem de duygulanan CEO ve Hüseyin beni görüntülü aradılar. Karşımda, Almanya’nın ortasında yolları kesişen ve ortak bir dilde buluşmanın sevincini yaşayan, gözleri parlayan iki insan vardı.

Sayın CEO görüşmemizde duygularını şu sözlerle ifade etti: “Almanya’nın ortasında iki Gürcü olarak karşılaşmaktan dolayı şu an tarifsiz bir mutluluk yaşıyorum. Dilimizi ve kültürümüzü yaşattığınız için size sonsuz teşekkür ederim.” Ardından öğrencimiz için hepimizin göğsünü kabartan şu sözleri ekledi: “Genç iş insanımız Hüseyin Bey ile ne kadar övünseniz azdır. Bana tüm o ders videolarını izletti, üstelik kendisi de o metinleri başarıyla okudu. Bir Gürcü olarak onun bu hevesini ve köklerine sahip çıkma gayretini görmek bana inanılmaz bir gurur verdi.”
Dünya gerçekten o kadar küçük ve bizi birbirimize bağlayan görünmez ipler o kadar güçlü ki… Türkiye’den Almanya’ya uzanan bir iş yolculuğunda, Gürcü asıllı iki insanın yollarının kesişmesi ve bu buluşmanın bizim kursumuzdaki emeklerle taçlanması benim için unutulmaz bir anı oldu.
Öğrendiğimiz bu dilin sadece bir alfabeden ibaret olmadığını; dünyanın neresine gidersek gidelim bizi birbirimize bağlayan, kalpleri ısıtan güçlü bir köprü olduğunu bir kez daha derinden hissettim. Sevgili öğrencim Hüseyin Baranı bu güzel temsilinden dolayı yürekten kutluyorum.

































