KÜLTÜR ve SANAT SÖYLEŞİLERİ: Müzisyen Önur Şentürk
”Sanatın ve dolayısıyla müziğin politik bir alan olduğu düşüncesinden hareketle,sanat benim için hayata dair söz söyleme alanıdır.”
FehmiUzalUstiaşvili: Bu söyleşiyi ქართული მბების პორტალი / Gürcü Haber Portalı için yapıyoruz: Önce sizi tanıyalım. Nerede doğdunuz? Eğitim durumunuz nedir? Ne zamandan beri müzik yapıyorsunuz? Ne tür müzik yapıyorsunuz? Hangi müzik aletlerini kullanıyorsunuz? Hangi gruplarla çalıştınız?
Onur Şentürk: 1984 yılında Rize’nin Fındıklı(Vitze) ilçesinde doğdum ve 10 yaşına kadar burada yaşadım. Akabinde Rize merkezde altı yıl ve Sinop’ta da iki yılımı geçirdikten sonra Üniversite eğitimim için 2002 yılında Ankara’ya gittim. ODTÜ(Orta Doğu Teknik Üniversitesi) de altı yıl süren fizik eğitiminin ardından müzik alanında yüksek lisans yapmak için 2008 yılında İstanbul’a yerleştim. İstanbul Teknik Üniversitesi Müzik İleri Araştırmaları Merkezi (İTÜ-MİAM)’de üç yıl süren yüksek lisans eğitiminin ardından doktora eğitimine başladım. Halen aynı kurumda doktora eğitimine devam etmekteyim.
Müziğe lise yıllarında bağlama çalarak başladım. Üniversite yıllarında müziğe olan ilgim derinleşti ve ağırlıklı olarak geleneksel müzikler üzerine yoğunlaştım. Bu anlamda, 90lı yılların sonu ve 2000li yıllarında başında Karadeniz’de var olan farklı kültürler üzerine yapılmış ana akım yaklaşımların dışında ortaya çıkan müzikal çalışmaların artması benim de içine doğduğum bu coğrafyanın müziklerine olan ilgimi arttırdı ve çalışmalarım bu alana odaklandı. Bu bağlamda üniversite yıllarında kemençe ve tulum çalmaya başladım. Bahsettiğim ana akım yaklaşımların dışındaki müzikal çalışmaların ya da albümlerin bizlere sunduğu farklı tınılar, benim de bu tınıların peşinden Gürcistan’a kadar gitmeme vesile oldu. 2006 yılında bu ‘yeni’ tınıları keşfetmek için Tiflis’e gittim, burada yeni insanlarla tanıştım ve müzisyen dostlar edindim. Bu yolcuğun en önemli kısmı ise kendime bir panduri edinmiş olmamdı –ki yolcuğun asıl amacı buydu- ve böylece Gürcü müziğiyle ciddi anlamda ilgilenmeye ve panduri çalmaya başlamış oldum.
Profesyonel müzik kariyerim Ankara’da Günyüzü adlı müzik topluluğuyla üniversite yıllarında başladı. İstanbul’a geldikten sonra içinde Sonbahar Kumpanya, Kafdağı Müzik Topluluğu, Helesa, Vova, Ayşenur Kolivar, Kardeş Türküler’in de bulunduğu bir çok projede yer aldım ve bu projelerin ve isimlerin bir çoğuyla -her ne kadar mekan ve zaman kısıtlı olsa ve daha az sıklıkla bir araya gelsek de- müzikal çalışmalara devam etmekteyim. Ayrıca Argatia(Karadeniz Rumcasında birlikte çalışma anlamına gelir yani Türkçesi imece. Irgatlık kelimesi de bu kökten gelir) isimli bir müzik topluluğuyla müzikal çalışmalarımı Selanik’te de sürdürmekteyim.
FehmiUzalUstiaşvili: İstanbul’dan Selanik e gelmeniz nasıl oldu? Burada müzik yapama koşullarınız nasıl. Biraz burayı anlatın bize!

Onur Şentürk: Kemençe, daha doğru ifadeyle Karadeniz kemençesi müzik performans alanında olduğu kadar Akademik alanda da çalıştığım bir konudur. Karadeniz kemençesi, 20.yy’ın başlarında kimi tarihsel ve siyasal nedenlerle Yunanistan’a göç etmek zorunda kalmış Karadenizli Rumların da müzik kültürünün en önemli unsurlarından biri olması ve günümüzde Karadeniz’deki icra geleneğiyle Yunanistan’daki Pontus toplumundaki icra geleneğini kapsamlı ve derinlikli bir şekilde karşılaştırma imkanı sağlayacak olması nedeniyle Yunanistan’a gelmem elzemdi. Bu bağlamda doktora tezimin alan araştırmasını yapmak için 2016 yılında Selanik’e geldim.
Genel anlamda bahsedecek olursak Yunan toplumu müziği, müzik eşliğinde yemeyi, içmeyi ve eğlenmeyi seven bir toplum. Bu bağlamda geleneksel müzikler kendilerine çok geniş icra alanları bulabilmektedir. Örneğin Selanik’te haftanın her günü Yunanistan’ın farklı coğrafi bölgelerine ait geleneksel müzikleri (Girit, Teselya, Pontus, Epir vs.)ya da tarihsel anlamda ciddi gelenekler oluşturmuş müzik türlerini(rebetiko, laikovs) canlı olarak dinlemek mümkün olabilmektedir. Bu anlamda hem dinleyiciler hem de icra edeneler açısında oldukça aktif bir müzik hayatı söz konusudur. Ben de yukarıda belirttiğim gibi Argatia isimli grupta müzik yapmaktayım.
Fehmi UzalUstiaşvili: Birazda projelerinizden bahseder misiniz? Kısa ve uzun vade de hedefleriniz neler?
Onur Şentürk: İlk önce, son olarak sevgili Ayşenur Kolivar ile birlikte tasarlayıp hataya geçirdiğimiz fakat üretim sürecinde çok sayıda insanın da emeğinin geçtiği, bu anlamda da kolektif bir çalışmanın ürünü sayılabilecek Heyamola isimli projemizden bahsetmek isterim. Bu projenin içeriğini dünya çapında bilinen ve değişik dillerde seslendirilmiş çocuk şarkılarının yeniden düzenlediğimiz ve Karadeniz’de konuşlan dillerde(Lazca, Rumca, Hemşince, Gürcüce ve Çerkezce ) yeniden seslendirdiğimiz versiyonları oluşturuyor. Unutulmaya yüz tutmuş, her biri ayrı ve derin bir anlam dünyası barındıran bu dillerin özellikle çocuklara yeniden öğretilebilmesi açısından bir katkımız olabileceği düşüncesiyle hayata geçirdiğimiz bir proje oldu. Umarım bu dillerin gelecek kuşaklara aktarılması bağlamında bir katkısı olur. Bunun dışında aklımdan geçen ve hayalini kurduğum bir çok proje mevcut fakat bular henüz düşünce aşmasında. Yakında zamanda bitirmeyi düşündüğün en somut projem doktora tezimdir diyebilirim.Sanatın ve dolayısıyla müziğin politik bir alan olduğu düşüncesinden hareketle,sanat benim için hayata dair söz söyleme alanıdır. Ayrıca sanat, en geniş anlamlarıyla yaşamı ve kültürü kavrayabilmek için bir vesiledir. Dolayısıyla yaşamı daha iyi kavramak ve hayata dair daha etkili bir söz söyleyebilmek için bu alanda mümkün olduğunca derinleşebilmek ve gelişebilmek gerekir. Bunu başarıp başaramayacağım ayrı bir tartışma konusu olmakla birlikte, temel ve uzun vadeli hedefimin çalıştığım alanlarda hem sanatsal hem de entelektüel açıdan derinleşebilmek ve bunu ortaya çıkaracağım ürünler üzerinden inanlarla paylaşabilmek olduğunu söyleyebilirim. Umarım başarabilirim.
Fehmi UzalUstiaşvili: Müziğimizi bütün çabalara rağmen geniş halk kitlelerine ulaşmadığı düşüncesine katılıyor musunuz? Ve bu doğu ise nedenleri nedir sizce.Onur Şentürk: Yukarıdaki soruya verdiğim cevapla bağlantılı olarak, herkes gibi benim de yaptığım işlerin geniş kitlelere ulaşmasını elbette isteyeceğim gerçeğini reddetmeden, asıl derdimin bu olmadığını rahatça söyleyebilirim. Bu bağlamda yaptığım ya da yapacağım işlerin geniş kitlelere ulaşıp ulaşmadığı konusuyla ilgili çok da kafa yorduğumu söyleyemem. Önemli olan nitelikli işler ortaya koyabilmektir.
Fehmi UzalUstiaşvili: Söyleşinin sonuna geldik: Son soruyu siz sorun ve cevabı da sizden gelsin!
Onur Şentürk: Bir sorudan ziyade bir temenni ile bitirelim. İnsanların ve toplumların birbirlerinin ‘’türkü’’lerine daha fazla kulak verdiği bir gelecek dileğiyle.
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Teşekkür ediyor başarılar diliyorum!

























