
დილა მშვიდობისა მეგობრებო
გილოცავთ დედა ენას დღეს
ANADİL ÜZERİNE
Dil yaşayan bir organizmadır.Nasıl ki her canlının yaşayabilmesi için havaya,suya ve güneşe gereksinimi vardır;bir dilin de yaşayabilmesi için yaşam ortamına gereksinimi vardır.Bu ortamlar o dilini kullanıldığı ortamlardır.Bir dil ne denli çok ve sık kullanılırsa o denli gelişir,zenginleşir ve güçlenir.
Türkçe Türklerin,Almanca Almanların,Kürtçe Kürtlerin,Gürcüce Gürcülerin … vs.. dili iken söz gelimi,bir Amerikanca ya da bir Avusturalyaca yoktur.Çünki Amerikan ve Avusturalyan diye bir ulus yoktur.Bir dilin dil olabilmesi için öncelikle tarihsel süreç içerisinde o dili kullanan bir ulusun olması gerekmektedir.
Son zamanlarda ülkemizde bir Osmanlıcılık moda oldu sanki.Devlet Osmanlı Türkçe’sini öğretmeye soyundu.Ne kadar saçma değil mi? Osmanlı diye bir ulus yoktur ki Osmanlıca diye bir dil olsun! Osmanlı İmparatorluğu döneminde devletin dili olarak kullanılan,adına Osmanlıca dedikleri uyduruk bir dil vardı elbet.Ama dikkatinizi çekerim,Osmanlı Türkçesi değil;Osmanlıca.Ki bu dil Arapça Farsça,Frenkçe,Kürtçe,Arapça sözcüklerden oluşmuş karma bir dildi.(“Bir ülkeyi bölüm parçalamak istiyorsanız,önce diliyle onayın”Bir Çin atasözü) Yani İmparatorluğu oluşturan ulusun/ulusların dillerinden oluşmuştu.Devlet ricali, üst düzey aydın/entelektüeller tarafından kullanılan bir dildi.Dahası bu dilin kullanılarak ortaya çıkan edebi çalışmalara da Divan Edebiyatı denmiştir.
Anadolu bu dilden habersizdi.Anadolu halklarının ortak dili Türkçe idi.Ne ki Anadolu’da yaşayan her etnik gurup ortak dil olarak Türkçe’yi kullanıyorlarken,topluluk arasında kendi anadillerini kullanıyorlardı.Gürcüler Gürcüce,Çerkezler Çerkezce,Kürtler Kürtçe,Ermeniler Ermenice vs. gibi.Kaldı ki Anadolu’da en kalabalık ve bir bölgede yaşayan gurup Kürtler olduğu içindir ki anadillerini etkin bir şekilde kullanabiliyorlardı.O nedenledir ki her ne kadar dilleri yasaklanmaya,unutturulmaya çalışılsa da bunda pek başarılı olunamamıştır. Kürtlerin dışında kalan etnik azınlıklar,Gürcüler,Çerkezler,Lazlar,Arnavutlar vs.. göçmen statüsünde ve ülkenin dört bir yanına serpiştirilmiş oldukları içindir kii anadillerini çok geniş anlamda,özgürce kullanamamışlardır.Üstüne üstlük bir de devletin yasakçı politikası ve de fiziki baskısını hesaba katacak olursanız hemen hemen hiç kullanamamışlardır diyebiliriz.Ancak aile içinde kullanma olanağına sahiptirler.

Hele yazı dili!.. Yazı dili tümüyle yok sayılmıştır.”Söz uçar,yazı kalır” derler.Ne kadar konuşulsa da,okuyup/yazılamayan diller ölmeye,yok olmaya mahkumdur.Dünyada kullanılagelmiş ondört alfabeden birisi olan Gürcü Alfabes’inin(ანბანი >anbani) Türkiye’de yaşayan Gürcüler tarafından bilinmiyor ve kullanılamıyor olması son derece dramatik bir durumdur ve kabul edilemez Her türlü kültürel ve folklorik özelliklerini göç süresince her türlü güçlüğe karşın beraberinde taşıyan atalarımız nasıl oluyorda Gürcüce okuyup yaza- mıyorlardı.Okur/yazar değiller miydi? Ya da egemenlerin yakıcı,yıkıcı, can alıcı baskıları nedeni ile mi kullanamıyorlardı?
Bir süre önce Gürcü aydınlarından Syn.Abdullah Tataroğlu’nun “Türkiye’de Yaşayan Gürcülerin Anadili(Dedaena)İlgili Sorunları ve Çözüm Yolları” Konulu bir değerlendirmesini okumuştum internet ortamında. Güzel bir değerlendirme idi.Kendilerini tanımıyorum.Ama Gürcü Dili’ne verdiği önem nedeni ile kendilerini kutluyor ve teşekkürlerimi sunuyorum.Ancak bu çalışmasında bana göre bir takım eksikler vardı.Syn.Tataroğlu’na 21 Şubat 2016 tarihinde kimi sorular sordum ve bu güne kadar bir yanıt alamadım.
Soru:Syn.Tatroğlu “Hatta bazı ebeveynler Gürcüce bilmelerine rağmen çeşitli nedenlerle ne yazık ki evlerinde Gürcüce konuşamadılar..” Diyorsunuz – Bu çeşitli nedenler nelerdir? *Gürcüce Okur/yazar değiller miydi? *Okur/ yazar iseler torunlarına neden Gürcü diliyle yazılı bir eser bırakmadılar?
“1980’li yıllara kadar Dedaena her Gürcü evinde konuşuluyor,öğreni- liyor,öğretiliyordu.” Diyorsunuz. -*1980’de ne oldu da bu Gürcüce öğrenme öğretme etkinlikleri kesintiye uğradı? *12Eylül 1980 öncesi insanlar anadil- lerini öğrenme/öğretme çalışmalarında daha mı özgürdüler?
Şimdi,değerli dostlar!Bu soruları sizlere de sorduğumu var sayın.Kesinlikle doğru yanıtlarınızın olduğunu biliyorum.Ben de biliyorum elbette.
Bir Japon atasözü “Bir ulusu bölüp parçalamak istiyorsanız önce dilini bozun” der.İşte egemen güçlerin neden daha çok bir ulusun anadili ile ilgi-lendiklerinin doğru yanıtı bu atasözünde gizlidir.Osmanlıca böyle bir uğ-raşın sonucu ortaya çıkmış çakma bir dildir.
–Demokrat Gürcüler Platformu > დემოკრატიული ქართველების პლატფორმა





























