Uzaktan (online) Deda-Ena kursları:
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Bu söyleşiyi Gürcü Haber Portalı için yapıyoruz. Siz aslında 2008 yılında kurulan Gürcü Kültür Merkezi Derneği’nin (GKM) ilk önde gelen gençlerindensiniz… Yeni üniversiteye başlamış, güzel Gürcüce konuşan, aktif bir Gürcü genci… İki dönem bu derneğin yönetiminde görev yaptınız, düzenlediğimiz birçok Gürcü Kültür Gecesi’nin organizatörü, program sunucusu… Yine uzun zamandır Gürcü Sanat Evi Çoksesli Koro’su solisti, sanatçı, eğitimci. Kısaca birçok marifeti olan bir Gürcü aktivisti… Bu söyleşi Deda Ena kurslarında yeni dönemi; uzaktan (online) Deda-Ena kurslarını konuşmak istiyorum. Önce okurlarımız için kendinizi tanıtır mısınız; nerede doğdunuz, aslen nerelisiniz, okuduğunuz okullar, işiniz vb.
Göksel Yılmaz: Merhabalar, öncelikle siteniz hayırlı olsun, tüm okurlarınıza selamlar. Paylaşımlarınızın insanlara katkıda bulunmasını ve farkındalık yaratmasını dilerim.
Evet, aslında baktığımız zaman ben kendi kültürüme yönelik çalışmalara Gürcü Kültür Merkezi aracılığı ile adım atmış oldum. Beni oraya götüren ise, köklerim idi. Henüz üniversite öğrencisi idim, öğrenmeye ve birşeyler yapmaya çok istekli idim ki hala bu devam eden bir özelliğim. GKM’nin bana bu anlamda kazandırdıkları saymakla bitmez; hayatıma dahil olan kültürel yönler ve insanlar açısından kendimi şanslı hissediyorum bu anlamda. İberya Özkan Melaşvili ile ve diğer tüm Gürcü aydınları ile tanışmamın ilk adımları da yine bu dernek aracılığı ile olmuştur.
Elimden ve vaktimden geldiğince kültürel çalışmalara destek olmak ve de aramızdaki etkileşimleri arttırmak istiyorum. Öncelikle güzel cümleleriniz için teşekkürlerimi iletmek isterim, ardından sorunuza yanıt vermiş olayım.
Artvin Şavşat, Badzgiret (Maden) köyünün Karcxal (Çermik) mahallesinde köyde, güzel ahşap evimizde doğdum. Badzgiret’in mahallesi olmamıza rağmen köyün merkezine ve diğer 3 mahallesine oldukça uzağız ancak yazları Cancir yaylamızda buluşabiliyorduk diğer mahalleler ile. Doğduğum mahalle, diğer mahallelere nazaran daha izole ve az haneden oluşmaktadır. İki derenin ortasına kurulu güzel bir cennet. Karcxal’da herkes Gürcüce konuşurdu, yani anadilim Gürcüce, Türkçe’yi sonradan ve oldukça zorlanarak öğrendim. Anadilim Gürcüce idi ancak kapalı ve izole ortam gereği, yaşam koşullarının ve çalışma koşullarının da değişmesi gereği, çok kısıtlı bir söz öbeği çerçevesinde idi bu anadil konuşmaları. Nesilden nesile de azalmakta aslında bu, kelimeler farklılaşmakta, kullanım alanları daralmakta.
İlkokul ve ortaokulu Artvin 7 Mart İlköğretim Okulu’nda okudum, lise için 14 yaşımda İstanbul’a geldim ki daha önce Artvin dışına çıkmış biri değildim. İstanbul’da Tuzla’da Yabancı Dil Ağırlıklı Tuzla Tuğrulbey Lisesi mezunuyum. Ardından ara vermeden yine İstanbul’da Marmara Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi, Sağlık Yönetimi bölümünü kazandım ve lisans eğitimimi bu şekilde tamamladım. Mesleğim sağlık kurumlarında yöneticilik üzerine idi. Ama her daim Gürcüce’yi de bir şekilde hayatıma hatta işime dahil etme planım vardı. Daha çok akademik kariyer üzerine odaklanmıştım. Marmara Üniversitesi’nde Yönetim ve Çalışma Psikolojisi alanında Yüksek Lisans yaptım ve şu anda Sağlık Bilimleri Üniversite’sinde Sağlık Yönetimi alanında doktora yapıyorum, ders dönemim bitmek üzere. Lisans eğitimim tamamlandıktan sonra hastanede İnsan Kaynakları Sorumlusu olarak görev yaptım yaklaşık iki yıl kadar ancak bu süreç öncesinde mezun olmadan evvel, stajyerlik dönemlerinde hastanelerde Gürcüce tercümanlık yapmaya başlamıştım. Çalıştığım hastanede de Gürcülerin Türkiye destinasyonu için Sağlık Turizmi Gürcistan Bölgesi temsilcisi idim. Yani anadilimi işime bir şekilde dahil ettim. Amacım çare arayan, sağlık hizmeti almak isteyen kişilere daha uygun koşullarda destek olabilmek idi. Bu anlamda o dönemde hastanelerde tanıştığım Gürcü arkadaşlarım ile iletişimim hala aynı güzel bağ ile devam etmekte.
Hastane tecrübem sonrasında özel bir üniversitede Öğretim Görevlisi olarak çalışmaya başladım eğitim almış olduğum alanda. Yaklaşık 5 yıl kadar üniversitede akademisyen olarak devam ettim, şu an doktora çalışmalarım ile birlikte kendi alanımda ve Gürcüce alanında eğitimler vermeye devam etmekteyim, yani eğitmenim.
Bu süreçlere dek hem Gürcistan’a birçok seyahatim oldu ve bazı eğitim, toplantı ve kültürel organizasyonlara katılmış oldum hem de eğitim almış olduğum alanla ilgili ek sertifikalar ile eğitimimi desteklemiş oldum.

Fehmi Uzal Ustiaşvili: Bilindiği üzere İstanbul’da, belki de Türkiye’de demeliyim, Deda-Ena kursları ilk olarak GDD’de 2006-2007’de Manana Gurgenidze öğretmen ile başladı. 2008 de kurulan GKM yine Manana Gurgenidze ile o zamandan itibaren kurslara başladı. Okurlarımızın da hatırlaması için söylüyorum. Bu kursları daha sonraları GKE -Fahrettin Çiloğlu ile 3 yıl daha sonra İraklı Kakabadze ile hala devam ediyor), GSE (Göksel Yılmaz, Hacer Özkan), Çoruh Vadesi Borçkalılar Derneği (Natalia Dvali- ilk olarak GKM’de 2 yıl kurs hocalığı yaptıktan sonra, yaklaşık 5-6 yıldır burada devam ediyor) ve son 2 yıldır da Beykoz Gürcü Kültür Derneği; Meri Diasamidze ile bu geleneğe katılmış oldu. GSE’de nerede ise kurulduğundan bu yana Deda-Ena kursları veriliyor. Şimdi Hacer Özkan ile birlikte 1. ve 2 derece Deda-Ena kurslarınız var. Yeri gelmişken Tamar Tevdoradze’yi de analım; Tamar da uzun zaman GSE’de Deda-Ena kursları veren bir arkadaşımız. Siz ne zamandan beri GSE’de Deda-Ena kurs öğretmenisiniz ve saydığım kurs deneyimlerini, kurum ve öğretmenlerini de birebir tanıyan biri olarak, Göksel Yilmaz’a soruyorum, Gürcülerin Deda-Ena macerasını nasıl değerlendiriyorsun, ne durumdayız? Birşeyler öğrendiğimiz kesin de; sizce arzu edilen yerde miyiz? Bu soruyu sadece bir Deda-Ena öğretmeni olarak değil Gürcü Kültür insanı, Gürcü aktivisti olarak da değerlendireceğinizi düşünüyorum.
Göksel Yılmaz: Bu anlamda, dili yaşatmak ve aktarmak için emeği geçen tüm hocalarımıza teşekkür etmek isterim. Gürcü Sanat Evi, kendi deneyimlerimi paylaşmak adına ve de kültürel anlamda kendimi geliştirmek adına büyük bir etken oldu benim için. Orası bir aile gibi oldu ve İberya Özkan Melaşvili de bu ailenin direği oluyor bu durumda. GSE’de Gürcüce dersleri Tamar Tevdoradze ile başladı ki Tamar Türkiye’deki Gürcüleri çok iyi analiz eden ve Türkiye-Gürcistan arasında güzel bir bağ kuran, gelecekte de çok daha güzel şeyler yapacağına inandığım bir dosttur. Tamar’ın kurs eğitmenliğine ara vermesi ardından Gürcüce kursunu vermek adına bana bu fikri aşılayan arkadaşım Miray Afşar’a ve destek olan, cesaretlendiren tüm arkadaşlarıma da teşekkür etmek isterim buradan. 2018 yılı itibariyle Gürcüce kursu vermeye başladım bu çatı altında.
Sorunuza gelecek olursak, bu gerçekten bir macera gibi. Asıl konu insanlarda bu dili öğrenme arzusunun boyutu bana göre. Ne için bu dili öğrenmek istiyorum, amacım ve hedefim nedir, kendime bu dili öğrenmek için ne kadar zamanlık bir strateji belirliyorum bunu belirmeleri gerekir dili öğrenmek isteyenlerin. Burada benim gördüğüm handikap ise, kişiler dili öğrenmeyi derinleştirdikçe daha yorucu ve zor gelebiliyor ancak bu gayet olağan birşey, derinleştikçe herşey zorlaşır ama sonradan düzlüğe elbette çıkılacaktır. Sabırlı olunmalı ve dilin yaşayan bir unsur olduğu unutulmamalıdır, dil canlıdır. Kültürü yaşatmak istiyorsak eğer, dili canlı tutmamız gerekir. Bunun için de kendimizi düşünürken bizden sonraki nesli de düşünmek gerekir. Yani ben şu anda okurlarınıza şu soruyu yöneltmek istiyorum. Anadili Gürcüce olan biri Gürcistan’a gittiğinde az çok kendini ifade edebilir evet ama bu dilde yazı yazabilir ya da yazılanları anlayabilir mi? Anlıyorsa eğer kendi öğrenmek dışında çocuğuna öğretir mi? Veya eşine veya etrafındakilere? Çemberi daraltıp düşünmek gerektiği kanısındayım. Yani ilk önce şikayet ettiğimiz şeyi kendi çevremiz içerisinde uygulayabilmeliyiz, ki bahsettiğim şikayet insanların Gürcüce’yi yeterince bilmemesi ama bu sorduğum soruların cevabı da şikayet edilen şeyin cevabı ile bağlantılı. Burada tabi sadece Gürcü olup Gürcüce öğrenmek isteyenlerden bahsetmek dışında Gürcü olmayıp dile, alfabeye ilgisi olan, hobi olarak ya da tamamen başka sebeplerden ötürü öğrenmek isteyen birçok kişiden de bahsetmek isterim. 84 yaşında kursiyerim var ve çok başarılı, istekli ve kursumuzu aynı zamanda bir sosyalleşme ortamı olarak da görüyor ki bu online şekilde de olsa hala böyle devam ediyor. Dili öğretirken kültürle bütünleştirmeli ancak öncelikle kendi çevremizden başlayabilmeliyiz. Bu ifadelerim bir milliyetçilik dürtüsü olarak değil de kültürü yaşatma arzusu olarak algılanmalı. İstikrar, özveri, hayata dahil etme, konuşma, pratik ve kültürle bütünleştirebilme bu kursların devamlılığı için ve başarısı için önemli olan konulardır.
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Covid-19 / pandemi / izolasyon, artık herşey bu yeni duruma göre olacak, oluyor! Tabi dernek ve kurumlarımızın etkinliklerinden Deda-Ena kursları da kesildi. Moda deyimle hiçbir şey eskisi gibi olmayacak derken geçenlerde GSE kurucusu İberya Özkan Melaşvili bir açıklamasında Deda-Ena kurslarının uzaktan eğitim yöntemi ile devam ettiğinden bahsetti. Tamam MEB ve bazı üniversiteler bunu yapıyorlar, altyapı hazırlıkları vardır. Uzaktan Deda-Ena kursları ne demek, neler oluyor. İç içe birkaç sorum olacak! Yıllardır Deda-Ena kursları veren Gürcü Dernekler ve Deda-Ena öğretmenlerimiz bu sorunun yanıtını merak ediyorlar. Deda-Ena kursları bundan sonra nasıl olacak? Neler söylemek istersiniz?

Göksel Yılmaz: Pandemi süreci tüm dünyayı etkilediği gibi elbette Türkiye’yi ve yaşam koşullarını da etkiliyor ve yavaş yavaş değiştiriyor. Aslında bu değişim zaten vardı normal hayatlarımızda, teknolojinin yeri arttıkça herşey farklılaşıyor ister istemez, sınırlar kalkıyor ve küresel bir süreç oluşuyor. Pandemi bunu hızlandırmış oldu, umarım bu sürecin olumsuz yönlerinden tüm dünya çabucak kurtulmuş olur ve dersler alarak, daha farkındalık içerisinde yaşayarak devam ederiz hayatlarımıza.
Soruya gelecek olursak, fiilen, yani fiziksel bir mekanda gerçekleşen kurslarımızı online yani uzaktan eğitim şeklinde devam ettiriyoruz. Mart ayında ülkemizdeki vaka ve ölümler açıklanmaya başladığında, bu açıklamalar sonrasındaki dersimizi hiç aksatmadan online platforma taşımış olduk. Ben zaten yaklaşık 6 yıldır bir eğitim danışmanlık kurumunda sistem üzerinden kendi alanımda sertifikalı online eğitimler veriyorum. Benim uzak olduğum bir süreç değildi yani, bu bakımdan daha hızlı ve çözüm odaklı düşünmeme yardımcı oldu. Biz şu anda herhangi bir sistem üzerinden değil ancak online eğitimlerin verilebileceği programlar, uygulamalar kullanarak devam ediyoruz. Ben başlangıç düzeyi derslerimi online olarak devam ettiriyorken, ileri düzey dersleri de yine Gürcü Sanat Evi bünyesinde Hacer Özkan ile online olarak devam etmektedir. Yani geçiş sürecimiz zor olmadı diyebilirim, bu konuda deneyimli olmam işe yaradı ancak herşeyden önce kursiyer arkadaşlarım bu anlamda istekli idi, ara verilmemesi, aksatmadan devam etmesi onlar için de bu pandemi sürecinde normal koşullara devam etme yönünde bir motivasyon unsuru oldu.
Benim tercihim her şekilde yüzyüze eğitimler olsa da şu süreçte bu uzaktan eğitim dersleri fırsata çevrilebilir. Zaman ve mesafe problemi yaşayanların artık bir bahanesi kalmamış oldu diyebilirim. Pandemi süreçleri normalleştiğinde fiilen devam etmeyi tercih edeceğimiz yönünde düşünüyorum ancak online olarak da yürütülen gruplar olabilir. Yani kurs veren değerli hocalarıma şunu söyleyebilirim ki, kurslara ara verilmesine gerek yok, online bir platform üzerinden elinizdeki kaynaklar ile, ekran paylaşımı, ses ve görüntü ile derslere devam edilebilir. Zaten dünya buna evriliyor yavaş yavaş. Ben şu an aktif olarak Skype üzerinden, katılımcılarımı görerek ve duyarak, onlar da aynı şekilde beni görerek ve duyarak, ders anlatımı ve kaynak kitabımızı da ekranda paylaşarak Deda-Ena derslerine devam ediyorum. Gürcü Sanat Evi bu anlamda bir ilke imza atmış oldu sanırım ve güzel bir ilk oldu diyebilirim. Şu an her hafta olan derslerimizi, var olan katılımcılar ile uzaktan eğitim şeklinde devam ettiriyoruz. Arzu edenler misafir olarak dersimize dahil olabilirler.
Son olarak da moral ve motivasyonumuzu yüksek tutup, kriz zamanlarını fırsata çevirmiş olalım, kendimize bu süreçte yatırım yapalım ve unutmayalım ki bu dünya genelinde bir sorun. Süreç yavaş yavaş normale dönecek elbette ancak bazı şeylerin etkisi hayatımıza yansımış olacak, bunlardan biri de uzaktan eğitimlerin yaygınlığıdır.
Umarım yeterli, aydınlatıcı, açık ve anlaşılır olmuştur. Tüm hayatımı ve aktarmak istediklerimi buraya sığdıramam elbette, ancak bize bu fırsatı sunduğunuz ve ilgilendiğiniz için teşekkürler. Okurlarınızın yararına olur umarım.
Fehmi Uzal Ustiaşvili: Zamanınızı bizimle paylaştığınız, verdiğiniz değerli bilgiler için biz teşekkürler.
Göksel Yılmaz: დიდი მადლობა

*GDD: Gürcistan Dostluk Derneği
*GKE: Gürcü Kültür Evi
*GKM: Gürcü Kültür Merkezi
*GSE: Gürcü Sanat Evi



























