Edebiyat tarihi ne denli masum olabilir?
Ulusal tarih anlatılarının sorgulandığı günümüzde “Edebiyat tarihi ne denli masum olabilir?” diye bir soru geliyor aklıma.
Edebiyat tarihçileri ulusal tarihleri yazanlardan farklı değil. Onlar da anlatılarını oluştururken kendi seçici belleklerini devreye koyacaklar, seçimlerinde ideolojik, sosyal, politik ve kişisel faktörler etkili olacaktır. Özellikle yaşayan edebiyatçılarla ilgili değerlendirmelerde bulunurken edebiyat tarihçisinin kişisel meseleleri devrede olacak; kimi kez, belki de bir intikam duygusu, kişisel ilişkilerin getirdiği kırgınlıklardan kaynaklanan bir yok sayma eğilimi eşlik edebilecektir buna. Sonuçta, her edebiyat tarihçisi, öznel olanın ağır bastığı bir tarih kurmaktadır. Tıpkı ulusların resmi tarihlerini yazan ya da alternatif tarih yazarken de bundan kaçınamayan diğer tarihçiler gibi.



























