Şiir yazmak, şairin kendisiyle yüzleşmesidir
Bir şiiri, hikâyeyi, romanı, denemeyi neden beğendiğinizi ideolojik ve estetik ölçülerle açıklayabilmelisiniz. Daha genel söylersem; bilimsel, bilgiye dayalı, sınanmış dayanaklarınızın olması gerekir. Eğer sanat, örneğin şiir adına bir şey yapıyorsanız şiir sanatına karşı sorumlu olduğunuzu unutmamalısınız. Yani şiir popülist, oportünist, kariyerist, üvrilerist sapmaların bir aracı olarak kullanılamaz. Kapitalist, post-modern bu çağda şiirin değişim (parasal) değeri yoktur, ama insanları yeniden yaratmak için bir kullanım değeri vardır. Dil, biçim, biçem, yapı, imge değerlerinin yanında ideolajik değerlerdir bu kullanım değerleri. İnsanın değişmesi, yenibütün insanı yaratması bu değerlerin özümletilmesine bağlıdır. Şiir yazmanın amacı da budur zaten. Böyle olduğu için sözünü ettiğim değerlerin bir şairde, yazılan şiirlerde aranması gerekir.
Şiirin sadece oyun tarafıyla yetinemezsiniz. Yazılan şiir önce yazanı değiştirmeli ki okuyanı da değiştirebilsin. Bir şiir yazdım, daha bir özgürlükçü, eşitlikçi, emekten yana, antidemokratik yasalara karşı çıkan ve bunun kavgasına girişen biri oldum, diyebilen şairlerden söz ediyorum. Eğer yazdığınız şiir sizi bu noktaya taşımamışsa, o şiir kimse için uyarıcı, değiştirici olamaz, olamamaktadır.
Şu da var: Şiir yazanın dili (Türkçeyi), şiir dilini bilip bilmediğini de fark etmesi gerekir, fark etmelidir ki öğrenme gereği duysun, öğrensin. Ne yazık ki bu da olmuyor.
Şiir yazmak, öncelikle şairin kendisiyle yüzleşmesidir. Şair, söylemek istediklerini önce kendine söyleyebilen, kendini değiştirebilen kişidir. Bunu yapabilenler iyi şairlerdir. Diğerleri sadece çöp üretir.
Yazdığı her şiirle (!) şair olmadığını itiraf eden biri konumuna düşmemek gerek.
03 Mayıs 2023, Cumartesi, saat 04.26




























