Şiir ve şiir sanatının reddettikleri
Bütün iyi yazarlar, şairler insanı yazar, insanı kendiyle yüzleşmeye zorlar. Çünkü bu çağda insanın öncelikli gereksinmesi kendisiyle yüzleşmesidir.
Kimsenin doğru düzgün kitap okuduğu yok, okuyanlar da o kitapta söylenenlerin başkalarına söylendiğini düşünüp çıkıyor işin içinden. Böyle olduğunda o sözde okur, “bana değil; ona, şuna, buna söylüyor yazar”, diye düşünüp çokça zihinsel dedikodu yapıyor. Böylelerinin gerçek yaşamda da dedikoducu oldukları kesin.
Ne yazık ki kendi de istemediği sürece bir insanı değiştirmek olanaksızdır. Bildiğini okur onlar. Dünyaları gövdeleri kadardır. Anadolu’da kullanılan “Elde neler var.” sözünü anlasalar, karşılaştırma yapacaklar belki. İnsanlık için yapılan güzel şeylere bakıp kendilerini, kendi yaptıklarını eleştirecekler. Öyle olmuyor, en kötü örneklere bakıp kendilerinin yaptıklarını yüceltmeye başlıyorlar. Böyleleri çok alıngan oluyor üstelik. Bunun nedeni, kişinin benliğine güveninin eksikliğidir. Kendiyle yüzleşmeye göze alamamasıdır. Ortaya söylenen, gerçekliği yansıtan her eleştirel sözden rahatsız olurlar. Sahiciliğin olmadığı yerde sevgisizlik, kötü ve kötülük böyle örgütleniyor ve ortamı yaşanmaz hâle getiriyor.
Bir şeylerin kutsallaştırılmasını doğru bulmam, ama bazı değerlerin sonuna kadar savunulması gerektiğini düşünürüm. Dürüstlük, sahicilik, özgürlük, eşitlik… gibi. Ben bu değerlerin yanına şiiri, şiir sanatını da koyan biriyim. Şiiri araç kılarak yapılan her şeye sonuna kadar karşıyım. Bundan rahatsızlık duyanlar umurumda olmaz. Şiir, bu görevi yükler şiir ilgililerine. Şiir, şiir sanatı bunu anlamayanları hep reddetmiştir; yine reddeder.
17 Ekim 2023, Salı, saat 04.38





























