Nina Şahin
SEN VE HÜZÜNLÜ YANLIZLIĞIM
Şimdi yalnızız çalışma odamda.
Ben, masamda çay ve kutuda kalan son sigaralar…
Sabaha kadar yeter mi diye hesaplıyorum kafamda, tıpkı senin gidişini saydığım gibi.
Bazen çayı iki bardak koyuyorum, iki de sigara yakıyorum.
Birini içiyor, ötekinin de yavaş yavaş tükenişini izliyorum, tıpkı senin tükendiğin gibi.
Hayal ediyorum seni. Masamda duran fotoğrafına bakıyorum; senin için yanan sigaraya, bir de seni beklerken soğuyan çaya…
Keşke gelebilsen diyorum…
Yüreğimde kocaman kargaşa, belirsizlik, kalp kırıklığı ve yalnızlığım…
Her geçen dakika biraz daha fazla acıtıyor canımı.
Düşünmekten alamıyorum kendimi, seni, beni, bizi ve ötekilerini.
Masamda duran renkli fotoğrafını, siyah beyaz yaptırsaydım keşke diye kızıyorum kendime.
Belki yüzündeki o acı ve kısacık ömründe çektiğin çile bu kadar belirgin olmaz ve her bakışta yüreğimi paramparça etmezdi diyorum…
Yazdığım her satırı ilk seninle paylaşmak ne büyük bir mutluluk, ne büyük bir onurdur benim için.
Onları sesli okurken, fotoğrafından bana hüzünlü gülümseyen gözlerin alıp götürüyor beni unutulmaz anılara. Hüzün dalgaları kalbimin kıyılarını dövüyor art arda. Gözlerim buğulanıyor. Boğazım düğüm düğüm… Ah o senin gözlerin!…
Senin için yaşam sona ermişken ve benden bir kısmı alıp götürürken, sendeki bir kısmın benimle birlikte yaşamaya devam etmesi ne güzel bir duygu.
Aldırma, bazen karanlık bir odada çizdiğim resimlere, yazdığım isyan dolu mektuplarıma, yaprak dökümü yaşayan yüreğimin çığlıklarına ve kurtuluş bekleyen şiirlerime.
Geride üzülerek bıraktığın sağ kalanlar, hepimiz iyiyiz hayat işte, koşturmaca.
Hastalıklar, kavgalar, geçim derdi, hasret, gurbet her şey sen olmadan fakat seninle birlikte devam ediyor.
Yeryüzünde tanıdığım en güzel yürekli insan, can parçam, bendeki sen azalmaya kaybolmaya başladığı an bil ki kavuşmamıza az zaman kalmıştır.



























