Sema Aypolat Kurtuluş
Şehirlinin sebze darlaması , diye bir şey var, anlatayım.
Balkonuna üç beş saksı koyan apartmanın bahçesine iki fide diken şehirliler bunlar.
Bende de onlardanım, mesela ben eve gelir gelmez balkona çıkıyorum.
İlk önce elimde fırça yaprakları tek tek fırçalıyorum, bunu her gün yapıyorum.
Çünkü şehirli sebzeci kesinlikle zehir kullanmaz, çünkü ben her gün fırçalasam da, eşeysiz löp löp üreyen bu bitler, akşamdan sabaha yaprakları kaplamaya devam ederler.
Kodumun yaprak….ay pardon şehirli sebze darlayıcısı küfür etmez, bitkilerine negatif enerji bulaşsın istemez.
Yere dökülen o küçük şirin yeşil bitler, pıtır pıtır tekrar yukarı tırmanmasın diye, toprak karıştırılır.

Burada şehirli sebze darlayıcısı o bitler için 1 dakika meditasyon yapar, ruhlarının daha,güzel tekamülü için dua eder.
Bu sefer ölçümlere sıra gelir, her biberin boyu domatesin çapı ölçülür. Yeterince büyümediyseler, el çenede derin düşüncelere dalıp cık cık yapılır.

Kolorimetre ile domateslerin rengi de tespit edildikten sonra toprağın nemine bakılmasına sıra gelmiştir.
Baş parmak bir santim kadar toprağa sokulur kuru ise sulama yapılır.
Son son domates yaprağını hafif ezip kokusunu burnuna çektikten sonra, sanat eserine bir bakış atılır ve gururla balkon terk edilir.
Eğer günlerden tatil günü ise, bu işlem üç beş kere tekrarlanır.
Bir şehirli sebze darlayıcısının güncesidir bu.
Ve her balkon kapısını açtığımda fidelerin, en sondaki karikatür gibi düşündüklerine yemin edebilirim ama ispatlayamam.
































