Talas,Kayseri ‘nin ilçesi. Osmanlı döneminde Ermeni yerleşimi. 1850’de padişahın izniyle Talas Amerikan kız koleji kurulmuş. Aşağı Talas hemen hemen duruyor. Yukarı Talas kısmen duruyor.
Talas bugün Kayseri’nin içinde kalmış. Selçuklu ve Osmanlı döneminde Türkler medrese,cami ve külliyeleri ovaya yapmışlar. Kayseri’deki Osmanlı mimarisi eserleri genellikle ovada.
Ermeniler Talas ‘ı yerleşim yeri yaparken kayalık dağları ve bölgeyi tercih etmiş, ovayı ürün alanı olarak kullanmışlar. Belki bilinçli belki bilinçsiz yerleşim yerleri depreme dayanıklı olan dağlık ve tepelik yerler.

Talas pek bilinen yer değil, hakkında yazılmış kitaplar var ama dikkat çekmemiş. Tanıtanlar da genel bir Osmanlı Tarihi kapsamında tanıtıyorlar, bu yüzden ilgi çekmiyor. Ama Talas Belediyesi ve Kayseri valiliği yapılacak düzenlemeyi yapmışlar. Geride kalan tarihi bölgeyi koruyup düzenlemişler.
Bana göre cumhuriyet sonrasında tarihi bölgelerle hiç ilgilenilmemiş, sonraki yıllarda da öyle, Ertuğrul Günay ‘ın kültür bakanlığından bugüne ise çalışmalar yeterli olmasa da sürdürülüyor.
AKP ve mimari anlayışı Talas yolunda Kayseri’nin dışında sayılabilecek modern, zengin, güzel konutlu, işyerleri,mekanlar ve çok büyük bir millet bahçesinden oluşan bir bölge yaratmış.
Ne varki ova olan yerleşim bölgelerindeki çok katlı binalar deprem riski unsurlu. Bir kere sönmüş volkan Erciyes dağı ve etrafındaki ova alanları deprem bölgesi olan Kayseri’de bize ders verir gibi haşmetli. Ama dinleyen var mı bilmiyorum. Kent baştan başa çok katlı apartmanlarla dolu.
Erciyes Dağı eteklerindeki bağlar ise en güzel yerleri. Yeşil alan buralarda korunmuş. Küçük yerleşim birimleri ve zenginlerin yaptırdığı villalar hayli var.
Kayseri bu kadar büyümeyi son 20 yılda sağlamış. Adana yolundaki büyük organize sanayi bölgesi güzel yapılmış ama sektörler tekstil, ağaç, hafif makine ve sanayi üzerine. Kayseri gibi tarihinde sermayenin etkisinin büyük olduğu bir toplum tamamen tüketime yönlendirilmiş.
Kentte Suriye, Afgan,Irak göçmenleri var ama sokakta gözle görünür fazlalıkta değiller. Taksisine bindiğim emekli polis şoförün dediği bu.Yine anlattıklarına göre kamudaki yardım, sağlık yardımı gibi durumlardan bizden iyi yararlanıyorlar.
Burada hizmet sektöründe çalışan 4 gence bitirdikleri üniversitelerin bölümlerini sordum.Hepsi de geçim meselesinden dolayı diplomalarının dışındaki alanlarda çalışıyorlar. Otel görevlisi psikoloji mezunu, başka bir otel görevlisi edebiyat fakültesi mezunu, biri iktisat bitirmiş, bir diğeri meslek yüksek okulu mezunu.
Kayseri’de kentsel yapılaşmaya, iş alanlarına, çalışanlarına bakınca varolan modernizmin Amerikan tarzı olduğunu düşünüyorum. Bunu yaratanlar ulusal,milli projesi olanlar değil bizzat kendine göre pragmatist bir yol izleyen modernist islamcı parti ve bürokrat ve teknokratları. Açıkçası sermaye ve Batı dünyasının gelişmelerden rahatsız olduğunu düşünmüyorum. Aksine kendileri gibi düşünüldüğünden memnunlardır. Onların enerjisini örneğin CHP veya yalnız başına bir milliyetçi parti gösteremezdi.Daha içe dönük bir politik,sosyal,ekonomik tarzları olurdu.
Kayseri,Sivas,Konya,Malatya gibi kentlerin ortak noktaları aynı. Hepsi de aynı geçmişten, birbirine benzer bir tarihten gelmiş Selçuklu,Osmanlı, Cumhuriyet ve AKP kentleri. Orada yaşayan muhalif kesim ise çoğunluğun arasında kalmış. Sosyalist denilince CHP anlaşılan kentler.
Bir de şu yanı var.Ülkemizde insanlar Sosyalist kelimesini pek kullanmazlar yerine Komünist derler.Aralarında çok fark vardır ama hem devlet hem de toplum komünist sözcüğünü yeğler.Bunun nedeni toplumun pek çoğunun komünizme soğuk bakması, egemen ideolojinin komünizmi kötülemesidir. Bu durum iç Anadolu bölgesinde, hemen her yerleşim yerinde böyledir.Bunun elbette başka nedenleri de var.Bunlardan biri soğuk savaş döneminde SSCB ile ilişkilerimizin bozuk olması, Batı dünyasının bizi SSCB karşısında müttefik sayması (NATO) ama hiçbir zaman dostça davranmamasıdır. Bunların sonucu böyle bir toplum yapımız oluşmuştur. Buna ne şaşarım ne de yererim. Toplumu ve ilişkileri anlamak gerek,başka ne yapılır değişim için düşünmek gerekir.
Kısacası solcuysanız eğer CHP’li sayılırsınız oralarda.Kimsenin aklına başka bir şey gelmez. Hafızalarda çok yer etmezsiniz. İnsanlar geleneklerini sürdürür. Ev aile yaşamı bildiğiniz gibidir. Başı kapalı veya açık genç kızlar ve erkekler hayat doludur. Kimileri örneğin Kayseri kapalıçarşısı veya kalesindeki kafelerde otururlar. Çoğu gencin elinde kitap yoktur ama cep telefonundan dünyanın içine dalarlar.O anlarda aralarındaki iletişim kopabilir de.
Sivas Kayseri arasında giderken geniş ovalar,yaşamlar, arabanın yan camından bakıp hissettiklerimi yazdım. İncesu ‘ya gelmişiz. 33 yıl önce İncesu küçücük bir yerleşim yeriydi. Aklımda kalan tek yeri kervansaraydı. Bugün İncesu da gelişmeden nasibini almış, büyümüş bereket versin binalar çok katlı değil, çoğunlukla iki katlı, bahçeli evler bunlar.Bir insanın rahat yaşaması için herşey var İncesu’da, hastane, okul,eczaneler ve aklınıza ne gelirse…
Oradan Kapadokya ‘ya gideceğiz. Oranın 33 yıl öncesine göre özelliklerini yitirdiğini hissediyorum. Gidip göreceğiz…






















