Şiir sanatının ne olduğundan haberi yok, ama şair
Şiir sözcüğü bir “anlambirim”dir; elbette bunun “anlambirimcik”leri de var. Nedir o “anlambirimcik”ler?
Şiir deyince sözdizimi, sözcüklerin ve dizelerin kurgusu, biçim, biçem, esin, içerik, konu, tema, ses, imge akla gelir, gelmeli. Bir şiiri değerlendirirken bu öğelerin kusursuz olarak şiirde yer alıp almadıklarına bakılır. Eğer aranan bu özellikler bulunmuşsa o metnin şiir olduğu söylenebilir. Yoksa sadece bir karalamadır. Elbette herkes istediği kadar karalama yapabilir. En azından sözcüklerle uğraşmış olurlar, kötü şeyler düşünmezler. Yani arınır, bir süreliğine temiz kalırlar. Yabana atılmaması gereken bireysel bir kazanımdır bu. Bu bağlamda resimle, heykelle, fotoğrafla, karikatürle de ilgilenebilir herkes. O uğraşılarda ortaya çıkan şey bir sanat yapıtı diye insanlara dayatılırsa, ki dayatılıyor, bu olmaz.
Ne yazık ki bu dayatma en çok şiirde oluyor. Herkes yazıyor. Öğrenmek, arınmak için yazsın, ama karaladıklarını parasını vererek bastırıp şiir diye insanlara dayatmasınlar. Bununla kalsalar iyi, birden kendilerini hayatını şiire adamış şairlere eşitleyiveriyorlar. Nâzım Hikmet’in, Orhan Veli’nin, Ahmed Arif’in, Edip Cansever’in… eşiti gibi görüyorlar kendilerini. Onlar kadar şair olduklarına inanıyorlar. Bir yolunu bulup şiir etkinliklerinde de yer alıyor böyleleri. Daha bir şair olduklarına inanıyor onlar da. (Etkinlik düzenleyenler! Dikkat!)
Kurulan bu eşitlik şiir sanatını ayağa düşürüyor iyice. Oysa sadece şiire, şiir sanatına çalışmak gerekir. Birilerine değil.
Hemen söyleyeyim; Sizin gibi şiir karalayanlar hiçbir zaman sahici şairlerin eşiti olamazsınız. Katıldığınız etkinlikler de sizi kurtarmaz. Şu kişilik kavramı üzerine düşünerek işe başlayabilirsiniz. Belki işe yarayabilir bu.
16 Ekim 2023, Pazartesi, saat 05.20





























