
Erdoğan Şenol
Doğu Karadeniz’i Türkleştiren Çepnilerdir.
Çepniler Anadolu Selçukluları döneminde Tokat ve Sivas üzerinden Karadeniz kıyılarına ulaştı. Samsun’dan itibaren doğu istikametine doğru yerleştiler, bu toprakları çarpışarak aldılar. Samsun, Ordu, Giresun ve Trabzon’da etnik kökeni Türk olanların sanırım tamamı Çepnidir. Rize’de Çepni olduğunu duymadım. Artvin’de olmadığını düşünüyorum.
Peki kimden aldılar buraları? Buyurun eskilere gidelim.
Çepniler öncesi, buralarda Ortodoks Hıristiyan topluluklar yaşıyordu. Bunlar, Hıristiyanlık öncesi eski Kolkh (Kolh) ırklarından olan Çani (Tçani) dediğimiz halktan ve sonradan bölgeye gelen Yunan kolonilerinden oluşuyordu.
Çaniler ismini bölgeye de vermişti. Canik ismi Çani’den gelir ve günümüze kadar ulaşmıştır. Çani deyince kimleri anlamamız gerektiğini yazının sonunda söyleyeceğim.
Çanilerin ülkesi olan Doğu Çaneti ve Batı Çaneti, eski Kolkha Krallığı’nın (MÖ 12-8. Yüzyıl) ve sonraki Kolkheti Krallığı’nın (MÖ 6.-4 Yüzyıl) parçasıdır. Kolkheti bağimsız ve güçlü bir ülkeydi, sadece Doğu Karadeniz değil bugünkü Gürcistan’ın önemli bir kısmını kapsıyordu.
Kolkheti Krallığı, bir Pers imparatorluğu olan Ahamenişler zamanında yıkıldı. Batıdan gelen Büyük İskender ise Ahameniş İmparatorluğu”nu yendi. Büyük İskender’in çok kısa süren imparatorluğu (MÖ 4. Yüzyıl) yıkılınca onun Yunan kültürüyle yetişmiş komutanları kendi krallıklarını ilan ettiler. Bugünkü Amasya merkezli kurulan Pontos Krallığı güçlenip Karadeniz kıyılarına hakim oldu ve Kırım’a kadar kıyı kesiminde garnizonlar kurdu. Pontos, MÖ 281-MS 62 yıllarında Ön Asya’da varolan bir devletti. Yani tam 2 bin sene önce yıkıldı. Bakmayn buna Pontos Rum Devleti dendiğine, benim görüşüme göre halkının çoğu Çanilerden oluşuyordu.
Pontos devletinin kıyıdaki bazı noktaları ilk olarak MÖ 65 yılında Roma İmparatorluğu’nun eline geçti ve süreç Roma lehine ilerledi, Romalılar bu toprakların kıyı kesiminde siyasi egemenlik kurdular.
Yunan siyasetinin, Yunan dilinin ve Yunan kilisesinin hakimiyeti Çanileri etkiledi.
Hz. İsa’nın havarisi Andreas’ın (Gürcü metinlerinde Andria Pirveltzodebuli olarak geçer) bölgedeki çalışmalarıyla 1. Yüzyılın ortalarında paganlıktan Hıristiyanlığa geçen Çaniler olsa da geniş kitlelerin Hıristiyan olması 3-4. Yüzyılda gerçekleşmiştir.
Halkının büyük çoğunluğunu Çanilerin oluşurduğu Karadeniz kıyılarında eski Kolkheti’nin yerinde yeller esiyordu, fakat halkı kim olduğunu biliyordu. Bugünkü Gürcistan’ın batı kesiminde 1. Yüzyıldan sonra, Apkhazeti (Abhazya) Samegrelo, Svaneti, İmereti, Guria ve Batumi’yi içine alan Egrisi Krallığı vardı, bu krallığın diğer adı Lazika idi.
Dünya siyasetinin yeni baş aktörü Roma İmparatorluğu döneminde, tamamen ticareti kontrol etmek amacıyla, deniz kıyısı noktalarda koloniler kuruldu. Bu ticaret kolonileri askeri garnizon yani kalelerle birlikte kuruluyordu. Mesela bugünkü Ordu ve Giresun kaleleri, Trabzon kenti o zaman kuruldu. Gürcistan’ın Batumi kenti yakınlarındaki Gonio Kalesi, Petra Kalesi, yine Gürcistan’ın Sokhumi kenti yakınlarındaki eski Dioskuria kalesi de aynı amaçla kurulmuş kale-ticaret kolonileridir.
Romalılar önceleri Latin dili kullanıyorken sonradan Doğu Roma’ya (Bizans) Yunan dili hakim oldu. Bu ticaret kolonileri vasıtasıyla da Çanilerin ülkesi olan bugunkü Samsun’dan doğu istikametine doğru Yunan dili ve kültürü yayıldı. Yunan dili öncelikle bu garnizon kentlerde konuşuluyordu. Bölgenin yerli halkı olan ve Yunanlarla alakası olmayan Çaniler de kırık dökük Yunanca öğrenmeye başladı.
Hıristiyanlığı da Yunanlılar vasıtasıyla öğrenen Çaniler, kilisede Yunan dilinde ibadet etmeye başladı ve hem ticari hem siyasi hem de dini hayatta Yunanca geçerli olunca, zaman içinde Çaniler Yunanca öğrendi. Dağlık alanlarda ve iç kesimlerde yaşayan Çaniler kendi dillerini yüzyıllar boyu korudu.
Bugünkü Gürcistan’ın batısında da ilk zamanlar kilisede Yunan dilinde ibadet ediliyordu. Ancak Egrisi-Abhaz kralları ve Tao-Klarceti krallarının mücadeleleri bu bölgelerde Yunancanın yerleşmesini engelledi ve ibadet dilinin Gürcüceye dönmesi bölgenin Yunanlaşmasını önledi.
Çanilerin ismi Samsun’da yaşıyor.
Samsun’dan Trabzon’a kadar olan yerler eski Batı Çaneti’dir. Çaneti ismi Selçuklular ve Osmanlılar döneminde de varlığını Canik formuyla korudu. Canik ismi Çaneti’den gelir. Selçuklular da Osmanlılar da buranın Çani bölgesi olduğunu biliyordu.
Doğu Çaneti’de Bizans-Gürcü mücadelesi
Batı Çaneti’de uzun zamandır Bizans hakimiyeti varken Doğu Çaneti dediğimiz yerde (Trabzon’dan Gürcistan’da Çorokhi (Çoruh) Nehri’nin denize döküldüğü Gonio köyüne kadar alan) Gürcü krallıkları ve Bizans İmparatorluğu arasında yüzyıllar süren mücadeleler oldu.
Doğu Çaneti’deki Trabzon kentinde Bizans ekseriyetle hakimken, Çamburnu noktasından sonraki alanlar 9-10. Yüzyıllardan sonra ağırlıklı olarak Gürcü krallıklarının hakimiyetindeydi. Gürcü krallıkları olan Tao-Klarceti (Artvin Erzurum arası) merkezli Kartvelta Krallığı yöneticileri, Egrisi (Samegrelo) merkezli Abhaz Krallığı yöneticileri kendilerinin eski Kolkheti’nin devamı, Çanilerin soydaşı oldukları düşüncesiyle Çaneti’de hakimiyet iddiasındaydılar.
1204’te Bizans’taki iç karışıklığın sonuçları
- Yüzyıla doğru Selçukluların yerleştiği Tokat-Sivas istikametinden Karadeniz kıyılarının Canik kesimine doğru, yani Samsun, Ordu, Giresun boyunca Türk boylarının akınları ve yerleşmeleri başladı. Bizans hakimiyeti altındaki bu toprakların bazı noktalarını ele geçirdiler. Bunlar Çepni Türkleriydi.
İstanbul’daki Bizans sarayında iç karışıklıklar başgösterince bugünkü İtalya’dan 1204’te yola çıkan Latinler İstanbul’u ele geçirdi ve 50 sene ellerinde tuttular.
Bu esnada Gürcistan’ın kadın kralı Tamari’nin kız kardeşi Bizans İmparatoru’nun eşiydi. Tamari Gürcü ordusunu İstanbul’a gönderdi, Sakarya Nehri’nin doğu yakasına geldiklerinde Gürcüler İstanbul’u Latinlerin Haçlı Ordusu’nun ele geçirdiği haberini alıp daha fazla ilerlemediler. Tamari, kızkardeşinin iki oğlunu yanına getirtti.
Gürcü kral Tamari, yüzyıllardır Bizans hakimiyetinde olan Çaneti’de aynı yıl Trabzon merkezli Trabzon Krallığı’nı kurdu, başına da kızlardeşinin iki oğlundan birini geçirdi. Gürcistan’ın amacı, Selçuklu ve Bizans tehlikesine karşı Trabzon merkezli tampon ve müttefik bir güç oluşturmaktı. Trabzon Devleti 1204’te kurulduğunda Sinop ötelerine kadar geniş bir alanı kapsıyordu. Bu, Fatih Sultan Mehmet’in 1461’de yıktığı devlettir.
Çepniler sürekli saldırılarıyla Trabzon Devleti’nin elindeki topraklari birer birer aldılar ve Trabzon kentine dayandılar. Selçuklular’ın yerini alan ve kendini Roma İmparatorluğu’nun devamı olarak gören Osmanlı İmparatorluğu’nun padişahı 2. Mehmed, 1453 ‘te İstanbul’u aldıktan sonra, 1461 senesinde de Trabzon’u alıp oradaki devleti yıktı. Hikâyenin bundan sonraki kısmını biliyorsunuz.
Buraya kadar sürekli bahsettiğimiz Çanilerin kim olduğuna gelince;
Eski Kolkh boylarından olan Çanilere sonraki dönemlerde Laz denmeye başlandı. Yani Çaniler dediğimiz Lazlardan başkası değildir. Çani kelimesinin yerini alan Laz kelimesinin Yunanlılar tarafından kullanıldığı ve sonradan bu terimin yayıldığı iddia ediliyor.
Çani kelimenin korunduğu tek yer Canik ya da Canik Dağları değildir. Çani kelimesi Gürcü dilinde de muhafaza edilmiştir. Gürcüler kendi dilinde Lazlara Çani olarak hitap eder. Bunu, yani Lazlar için Çani terimini bizim hem Açara’dan göç etmiş büyüklerimizin soyundan gelenler hem de Artvin Gürcüleri halâ kullanır.
Samsun’dan Trabzon’a kadar alanda Çanilerden eser kalmadı.
Kolkheti’nin de 2 bin 300 sene önce yıkıldığını bir daha hatırlatalım. Laz terimini hatırlatan tek devlet olan Lazika bugünkü Gürcistan topraklarındaydı ve 1.-7. yüzyıl arasında varoldu, yani 1.400 sene önce yıkıldı ve orada yaşayanlar Kolkheti ve Lazika’nın devamı olduklarını söylerken kendilerine Kartveli diyor.
Çani yani Laz kimliğini hala koruyanların Doğu Çaneti’de Rize’nin Pazar ilçesinden itibaren yaşadığına bakacak olursak; buraların Bizans ve Gürcü krallıkları arasında yüzyıllar süren mücadelede, Gürcü krallıklarının Bizans’tan muhafaza edebildiği topraklar olduğunu ve bölge halkının kimliğini korumasını buna borçlu olduğunu söyleyebiliriz. Onların bir kısmı şimdi Gürcistan’ı Kartvelist asimilasyoncu diye suçluyor. Oysa, Gürcü krallıklarının o mücadelesi olmasaydı, nasıl ki Samsun’dan Pazar’a kadar Laz kalmadıysa, bu arkadaşlar da Laz olarak bugüne kadar gelemezlerdi. O yüzden değil suçlamak, biraz iyi düşünürlerse teşekkür etmeleri gerekir.
Konuyla ilgisi olmasa da bölgede yaşayan Ermeniler hakkında ne düşündüğümü söyleyeyim. Ermeni nüfusunun yoğun olduğui Ani (Kars yakınlarında) Selçuklular tarafından alındıktan sonra Ermeniler tüm dünyaya dağıldılar. Ben Doğu Karadeniz’deki Ermenilerin o zaman geldiğini düşünüyorum.
Başlığa dönecek olursak, Çepniler Samsun Ordu Giresun Trabzon’da hakim etnik Türk topluluğudur. Bugün Doğu Karadeniz’de yaşayan herkese Türk deniyor ancak etnik açıdan burada yaşayan Türklerin Çepniler olduğu biliniyor, diğerleri son yüzyıllarda Türkleşmiştir.
Çepni görseli temsili ve alıntıdır.
































