Kenan Yaşar
Rekabet
Çok yaygın kullanılan bu sözcük, aynı alanda faaliyet gösteren kişi veya kurumların karşılıklı başarı grafiklerini yükseltme amacına işaret edilerek, olumlu çağrışımla kabul görür. Belki ticari alanlarda böyledir ve gereklidir de.
Kişisel gelişim, sanat, müzik, resim, edebiyat gibi alanlarda ise rekabetin, sadece kişinin kendisini ilgilendirdiğini, karşısına rakip koymadığını düşündüğümde daha olumlu olacağını görüyorum.

Aynı mevkide oynayan iki futbolcu düşünelim. Eğer maksimum ulaşabilecekleri başarı potansiyel düzeyleri farklı ise, potansiyeller gerçekleştirildiğinde biri diğerinden daha başarılı olacaktır. Bu durumda geride olan diğerine fırsat bulduğunda çelme takmaya çalışacaktır, çünkü rekabet devam ediyor ve ona ulaşması mümkün değil. Potansiyeli buna yetmiyor.
Birinci çelmeden sonra futbolcular birbirlerini giderek zayiflatacaklardir ve ikisi de zarar görecektir. Oysaki futbolcu içsel rekabeti önceleyerek, “yarın bugün olduğumdan daha iyi olacağım” diyerek kendisiyle rekabet etseydi, potansiyelini tamamlayıp zirveyi gördüğünde artık rakibi olmayacak ve çelme yemeyecekti. Zirvenin tadını karşılıklı rekabete göre daha uzun süre yaşayabilecekti.
Sanat, edebiyat, müzik vb kültürel alanlarda da durum aynıdır. Elbette birileri idol secilebilir, birileri teknik olarak örnek alınabilir ancak benzer kültürel alanda faaliyet gösteren kişilerin de içsel tekil rekabeti öncelemeleri uygun olacaktır. “Yarın bugün olduğumdan, daha iyi performans sergilemeliyim” diyerek zirveye çıktığında, akordunu bozacak rakibi olmayacaktir. Bu herkes için geçerlidir.
Kendinle rekabet etmenin güzel sonuçlarından biri de, başarının kişiye ait olmasıdır; ikinci, üçüncü kişiler bu başarıda etken değildirler.
Bu durum duygu bakımından da kişiye olumlu yansıyacak ve sanatçı kendisini özgün, karakterli, özgüvenli ve öz saygısı yüksek bir birey olarak hissedecektir. Bunun toplumsal yansıması elbette olumlu olacaktır.
Grup çalışmalarında, kıskançlık, ikili rekabet vb devreye girerse grup kendini öğütmeye başlar, gelişemez ve gruptaki her üye bu durumdan zarar görür, aynı şekilde grup da istediği verimi elde edemez .
Eğer grup dayanışma temelinde, kişisel iç rekabeti aktive eden üyelerden oluşuyorsa ve bireyler gruptaki sorumluluklarını üst düzeyde yerine getirebiliyorlarsa, geriye sadece uyum çalışması kalır. O da dayanışma ve asgari saygı ilkesiyle kısa sürede sağlanır.
Hiçbir zaman motivasyonu odağından sapmış bireylerden oluşan grup çalışması bir noktadan daha ileriye gidemez, sonuç dağılmaya gider.
Hangi işi yaparsa yapsın, insan önce kişisel iç motivasyonuna bakmalı ve kendi tekil rekabetini sürdürmelidir.
Böylece sürekli gelişme sağlayabilir, sağa sola çelme takmaya çalışmaz, huzurlu, onurlu, gururlu bir insan olarak çalışmalarını başarıyla sonuçlandırabilir.
Ağustos 26
Pazar 23.15































