GÜRCÜ HABER: Sakarya Kartvel Gürcü-Laz Kültür derneği, Süleyman Uludağ’ın konuşmacı olduğu Bursa Batum ve Havalisi Kültür Yardımlaşma Derneği etkinliğini sert bir dille eleştirdi ve yönetimi istifaya ve Gürcistanlı Gürcülerden özür dilemeye çağıran bir açıklama yayınladı.
… diğer yandan Ocak ayında Marmara Gürcü Kafkas Dernekleri Federasyonu adlı bir federasyon kuruldu ve bu dernek de federasyon üyesidir. Federasyon üyesi olmasak da tüm halkımızı ilgilendiren bu konuda söz konusu federasyonun gerekeni yapacağını düşünüyoruz.” denilen açıklamayı okurlarınız için yorumsuz yayınlıyoruz.
***
‘Bursa Batum ve Havalisi Kültür Yardımlaşma Derneği’nin zararlı faaliyetlerini esefle karşılıyor ve yönetimini istifaya davet ediyoruz’

Kuruluşu uzun yıllar öncesine dayanan Bursa merkezli söz konusu derneğin geçmişteki duruşuna, kuruluş felsefesine, Gürcü toplumunun değerlerine ve tarihi gerçeklere aykırı bir çizgiye kaymış olması bizleri rahatsız etmiştir…
07.02.2022 tarihli dernek faaliyeti ise tüm sınırları zorlamış olup, Gürcü kültürüne, Gürcü derneklerinin tarihine, Türkiyeli Gürcülerin hafızasına, Türkiye Gürcistan ilişkileri tarihine kara bir leke olarak geçecektir.
Dernek Başkanı Gül Sevinç’in Süleyman Uludağ isimli öğretim üyesini konuşmacı olarak davet edip zehir saçmasına izin vermesi kabul edilemez. Gürcüler ve Gürcistan hakkında ipe sapa gelmez ifadelerini dinlerken onay anlamında kafasını sallaması hafızamızdan asla silinmeyecektir.
Süleyman Uludağ, kendisinden beklediğimizin de ötesine geçmiş ve kin kusmuştur. Din temeli üzerinden Gürcüleri ayrıştırıcı, kışkırtıcı ve gerçeklerle bağdaşmayan açıklamalar yapmış, tarih konusunda yetersiz ve bilgisiz olduğunu da göstermiştir.
Bursa Batum ve Havalisi Kültür Yardımlaşma Derneği’nin 7 Şubat 2022’deki etkinliği Gürcistanlı kardeşlerimizin kalbinde derin yara açmış, ilişkilerimize darbe indirmiştir. İçimizden bazılarının söylediği “Gürcülerin en büyük düşmanı Gürcülerdir, Gürcünün başka düşmana ihtiyacı yoktur” sözünün vücut bulmuş haline gelmiştir Gül Sevinç yönetimi ve Süleyman Uludağ.
Süleyman Uludağ’ın Açara Bölgesi ve Açaralı Gürcüler hakkında söyledikleri gerçek dışı olup yıllardır oraya gidip geldiğimiz halde kendisini Gürcistan’dan ayrı gören bir tek Açaralıya biz rastlamadık. Süleyman Uludağ ve onun gibiler din temeli üzerinden komşumuz ve gönül bağımızın bulunduğu Gürcistan’ın ve Gürcistan’la ilişkilerimizin temeline dinamit yerleştirmektedir. O’nun ifadesine göre “Gürcülerin anavatandan göç etmesinin nedeni Ruslar değil Hıristiyan Gürcülermiş. Batum Kobuleti arasındaki kıyı bölgelerindeki topraklarını Hıristiyan Gürcüler gasp etmişler, işkence etmişler, oysa Ruslar iyi yönetiyormuş ve Müslüman Gürcüler Ruslardan memnunmuş. Eğer ellerinde olsa Hıristiyan Gürcüler Müslüman Gürcüleri bugün katledermiş vd.” Bu ve buna benzer başka ifadeler Süleyman Uludağ’a aittir ve kendisinin bu ifadelerinin gerçeklerle alâkası yoktur.
Süleyman Uludağ, sanki Bosnalılara Sırpların yaptığı gibi bir soykırımın Gürcistan’da Açaralı Müslümanlara yapıldığı anlamına gelen ifadeler kullanmıştır. Gürcistan’da Hıristiyan Gürcüler tarafından Müslüman Gürcülere bir soykırım yapıldı da bizim mi haberimiz yok? Diye düşünmeden de edemiyoruz. Böyle bir kayıt, belge ve Bosna benzeri toplu mezar yoksa Süleyman Uludağ toplumu kin ve nefrete, düşmanlığa yöneltiyor demektir. Eğer Açara’da bir toplu mezar bulunduysa veya Süleyman Bey’in elinde bu konuda bir kanıt veya belge varsa ortaya koysun ki biz de gerek dernekler gerekse şahıslar olarak gereğini yapalım, tepkimizi gösterelim!
Türkiye’nin çeşitli cemaat örgütlerinden çektiği ve çekeceği sıkıntılar yetmezmiş gibi, Gürcistan’ı Türkiye kökenli çeşitli cemaatlerin cirit attığı bir alan haline getirmek için tüm gücüyle uğraşanların yalanları Müslümanlara da Hıristiyanlara da zarar veriyor. Peki, bu üslup kimin işine yarıyor? Bu soruyu hepimiz sormalıyız.
Süleyman Uludağ daha tarihsel Açara sınırlarından bahsederken hata yapıyor, Akhaltsikhe diyemiyor, bunun dışında bir sürü tarihi yanılgı içerisindedir. Sözkonusu videoda görüleceği üzere, konuşmasında Gürcistan’a ve halkına mesnetsiz iftiralarda bulunmuştur.
Süleyman Bey, Gürcülerin kendi idareleri döneminde Gürcü topraklarından değil Gürcülerin, Gürcü olmayanların bile tarihin hiçbir döneminde sürgün ve katliama uğramadığını bilmiyor ya da biliyorsa da tarihi çarpıtmak istiyor. Bu konuda bazı örnekler verelim: Açaralı Müslüman Gürcüler 1878 yılından sonra ve Çarlık Rusya’sı döneminde kendi topraklarını terk etti; Akhaltsikhe (Ahıska) Bölgesi’ndeki Katolik Gürcüler 1828’de yine Çarlık Rusya’sı orayı aldıktan sonra İstanbul’a göç ettiler (Süleyman Bey çok dürüst ise İstanbul’daki 5-6 bin Katolik Gürcüye 1955’teki 6-7 Eylül olaylarında ne olduğunu anlatsaydı). Aynı bölgedeki içlerinde Gürcülerin ve Türk kökenlilerin olduğu Müslümanlar 1944’te Sovyetler Birliği yönetimince sürgün edildi. 1993’te Apkhazeti’den (Abhazya) yüz binlerce Gürcü Rusya Federasyonu ve ayrılıkçı Abaza-Ermeni koalisyonu tarafından sürüldü. Bu olaylar yaşandığında Gürcistan’da Gürcü yönetimi yoktu. Tüm bunlara rağmen Süleyman Bey Rusları aklamak anlamına gelen açıklamalar yaptı.
Diğer yandan Ocak ayında Marmara Gürcü Kafkas Dernekleri Federasyonu adlı bir federasyon kuruldu ve bu dernek de federasyon üyesidir. Federasyon üyesi olmasak da tüm halkımızı ilgilendiren bu konuda söz konusu federasyonun gerekeni yapacağını düşünüyoruz.
Tüm bunlar ışığında, Bursa Batum ve Havalisi Kültür Yardımlaşma Derneği başkanı Gül Sevinç ve yönetimini Türkiye Gürcülerinden, Gürcistan Gürcülerinden ve Gürcistan’dan özür dileyerek dernek yönetiminden istifa etmeye davet ediyoruz!
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.





























