
Depremle Yaşam Hikayem ( iz )

Depremle 1992 yılında Erzincan depremi ile tanışmıştım. Ben yaşamadım o depremi, sarsıntısını bile hissetmedim. Ama kışın ortasında olan bir depremde okulları yıkılan öğrencileri İstanbul’da pansiyon ve yatakhanesi olan okullar misafir etmişti o yıl. Başımızda kavak yelleri o zamanlar, çok da anlamadık galiba ama sonrasında 1995 Dinar depremi ile deprem hakkında bir şeyler öğrenmeye başlamıştım. 1999 Marmara depremini yaşamış, kayıpları olan arkadaşlarım olmuştu. O zamanlar bir özel haber kanalının yönetmen yardımcısıydım, montaj stüdyolarına gelen ham görüntülerde ekranlara gelmeyen görüntüler depremin hissettiğimden de yıkıcı olduğunu görmeme neden oldu. 24 saat Vanlı yayım yapıyorduk. Tüm deprem profesörlerini ağırladık programlarda. Neye yaradı? 20 yıl geçti yaşadığım en büyük depremin ardından ne yapıldı? Kaç öğrenci deprem tatbikatı yaptı? Toplanan yardımlar nereye gitti? Kaç kişi deprem öncesi hazırlıkları yaptı? Kaç kişi deprem öncesinde, deprem anında ve sonunda ne yapılacağını biliyor? Önceki gün Elazığ depremi ile bir kez daha bir arpa boyu yol gitmediğimizi acı olarak gördük. Prof. Naci Görür 2019 yılında Elazığ’da büyük bir deprem olacağını söylemişti. 20 yıldır İstanbul’da büyük bir deprem olacak deniyor. Bununla ilgili kaç Hükümet, Bakanlık,Blediye; kaç kurum, kuruluş, firma, bina sahibi önlem aldı? 20 yıldır binasının bakımını kaç kişi yaptı? Allah’ın takdiri, kader… Geçiniz efendim, takdir Allah’tansa tedbir kuldan olmalı. Siz o günün şartlarında alabileceğiz tüm tedbiri alınız, sonrası elbette Allah’ın takdiri olacaktır.

Bilimin ışığından uzak, cahil bir toplum olmayalım. En büyük günah Allah’ın bizlere verdiği aklı kullanmamak… İstanbul’a bir kanal açacak maliyeti Türkiye’deki tüm okullar, binalar vs depreme karşı dayanaklı hale getirebilir. Deprem simülasyonlarıyla eğitim verilebilir. Bir çok şey yapılabilir. Cehaletimiz ve birilerinin rant kaygıları bizi öldürmeden önlem alalım…




























