Geçenlerde arkadaşımla konuşuyorduk, makinelerin bile amortisman bedeli var diye…
İnsanların neden yok?
Yıllarca çalışan çabalayanlar hakettikleri emekliliği yaşasalar ya!
İleri yaşlarda da asgâri müşterekte iki gözlü bir ev alıp, şöyle ayaklarını uzatıp dinlenmek, gönlünce olmasa da yakın uzakları gezmek, hastalansam da devlet gereğince bana bakar demek hakkına sahip olamazlar mı kardeşim günümüzde?
Kapitalist sistem dişlerini pençelerini göstermiş hayâsızca üstümüze üstümüze yürüyor. Bakın haftalardır şirazesini kaydırdığımız dünya bize ne oyunlar oynuyor!
Eskiden bu mevsimde kuzuların yavrulaması, leyleklerin göç etme zamanı, kırlangıç firtınası falan konuşulurdu. Şimdiyse korona/karantina günleri ve maske esas mevzuu.
Parası pulu olan evde kalabiliyor. Ama işçi, emekçi ve çiftçi… dışarda, tehlikede! Korkarak yılarak yıkılarak dökülüyor yollara her Allahın günü. Ya bana birşey olursa çoluk çombalak ne yapar diye imtinâ ederek…
Ailesine bakmak zorunda olan 20 yaş altı genç- çocuk ve 65 yaş üstü işe de gidemiyor şimdi. Ne yerler ne içerler diyor mu hükümetimiz? Hâne başi Bin lira yardımla dönüyor mu dolaplar? Ramazan geldi hânelere, hoş mu geldi?
1 mayıs geldi, sokağa çıkma yasaklısından hem de, bunu da gördük. Demin polisler, Kadıköy Metrobüsün önünde 30-40 protestocuyu durduruyor ve sorguluyordu. Ne var bağırsalar çığırsalar da ” emeğin sömürüsü” deseler, insanca yaşamın gereklerini isteseler?!?
Hal böyleyken birlik olmak mümkün mü?
Ya “Güzel günler göreceğiz çocuklar” türküsünü kolkola yüksek ses söylemek?
Mümkün, mümkün tabii, neden olmasın?
Umut fakirin ekmeği, umutla yaşa!
Herşeye rağmen yaşamak çok güzel!
Üstelik hava da güzelse
Hele gücün kuvvetin de yerindeyse…
Hele tertemizse gönlün
Dostuna güveniyorsan
İyi günler bekliyorsan hele…
Yaşamak güzel şey be!





























