Dostoyevski : ‘Gösterişin, torpilin, kibrin ve sayamadığım binlerce puştun kol gezdiği bu çağda; bir bakışın, bir duruşun, bir hayatın sadeliğine inanıyorum.’

Konuk Yazar
Putin: ”Rusya’yı akılla anlayamazsınız, Tolstoy, Çehov, Gogol ve Turgenyev’i okumalı, Çaykovskiy’i dinlemelisiniz, klasik Rus balesini seyretmelisiniz” demiş.
Türkiye’yi anlamak için; Yılmaz Güney filmlerini izlemek, Nazım, Yaşar Kemal, Mehmed Uzun okumak,Neşet Ertaş dinlemek, bütün kentlerini dolaşmak, insanların yüzlerine bakmak gerek.
Rusya’da sanat ve kültür dev boyutta, bizde ise henüz emekleme adımlar boyutunda.
Tolstoy bütün zenginliğini terk edip bir tren istasyonunda hayatının son günlerini yaşar, Dostoyevski gençliğinde ölüm cezasına çarptırılır. Sonra Çar’ın emriyle Sibirya’ya sürgüne gönderilir. Hem Çar hem de Stalin döneminde aydınlar, sanatçılar sonu ölüme giden yaptırımlarla karşı karşıya kalırlar.
Bizde de aydınlar, sanatçılar baskı görmüştür. Yaşar Kemal, Yılmaz Güney ve isimleri hayli fazla sanatçı ve yazarlar hapis ve sansürle karşılaşır. Üstelik bizde dünya kamuoyunda tanınan çok az kişi vardır. Bunlardan biri Yılmaz Güney, diğeri Nazım Hikmet’tir. Ülkemizde yaşanan baskılar dış dünyada öyle ses getirmemiştir.
Ama Rusya’da öyle değildir. Rusya bir büyük ülke olarak her zaman batının ilgi odağı olmuştur. Örneğin Soljenitsin, Gulag Takımadaları; Pasternak, Doktor Jivago romanları ile dünya çapında ilgi görmüştür. Batının ilgisi de aynı düzeyde güçlü olmuştur.
Bugün Rusya, aynı düzeyi çoğu alanda korurken, biz dünden bile gerideyiz. Bundan 20 yıl önce çıkan film, roman, edebiyat eserleri gibi ürünler bugün yoktur. Sayısal olarak bu ürünler bugün de çıksa kalitesizdir.Ne romanlar romana, ne filmler filme benzer. Bugün ne yazık ki kültür ortamımız kötüdür.
Bir ülkede aslında kültür sanatın yetkin ürünler vermesi için güçlü gelişmeler yaşanması lazım. Bizde henüz böyle bir durum yok. Durgunluk, sessizlik, muhalif olmama durumu var. Böyle bir ortamda gerçek bir sanatın üretimi mümkün olmaz.
Asıl sorun durağan hale getirilen bir toplumun kendini üretmez oluşudur. Mafyatik bir hayat tarzı çoğu insanı sarmış, insan ilişkileri bozulmuş, sorun çözümünde şiddet ön plana çıkmıştır. Böyle bir iklimde halkımız sanatçı diye basit pop şarkıcılarını dinliyor, dizi film izliyor, oyunculuk yeteneği sıfır ama yakışıklı erkek ve güzel kızları izliyor. Yaşam sinema perdesi gibi ve bütün ilişkiler pamuk ipliğine bağlı.
Rusya’yı akılla anlayamayız, bu çok doğru. Onu duyguyla anlayacağız. Ya bizi nasıl anlayacağız? Hep birlikte her tarafı bozarak, korumayarak ülkemizi aslında sevmediğimizi ne zaman anlayacağız?
Sevmesini bilen bir yurttaş ülkesinin tek bir taşını bile sevmeli. İşte o zaman ülkesini anlar.





















