1956: Sierra Maestra’nın eteğinde ON İKİ ÇILGIN!
Şenol Taban: Kuzey rüzgârı küçük Granma teknesiyle oynayıp eğlenirken, onlar bir haftayı hiç uyumadan, sürekli kusarak ve konserve kutusundaki sardalyalar gibi tıkış tıkış geçiriyorlar. Meksika Körfezi’nin sularındaki birçok iniş çıkışın ardından, yanlış yerlerden karaya ayak basıyorlar. Çok fazla ilerleyemeden ya makineli tüfek ateşine maruz kalıyorlar ya da yangın bombaları onları diri diri yakıyor.
Neredeyse hepsi katlediliyor. Hayatta kalanlar gökyüzünün kılavuzluğunda yollarını bulmaya çalışıyor ama yıldızlarda yanılıyorlar. Bataklıklar sırt çantalarını ve silahlarını yutuyor. Şekerkamışından başka yiyecek bir şeyleri yok ve onun ispiyoncu kabuklarını geçtikleri yerlerde arkalarında bırakıyorlar. Taşıma esnasında ters döndüğü için süt reçeli kutuları ziyan oluyor. Bir dikkatsizlik anında, ellerinde kalan az miktardaki içme suyunu deniz suyuyla karıştırıyorlar. Birbirlerini kaybediyorlar ve amaçsızca birbirlerini arıyorlar. En sonunda içlerinden küçük bir grup diğer bir küçük grubu, bir yanlışlık sonucunda uçurumların orada buluyor ve böylece katliamdan sağ kurtulan on iki kişi birleşiyor.
Bu adamların ya da gölgelerin yedi tüfeği, biraz ıslak cephanesi ve bir sürü yara beresi var. Karaya ayak bastıklarından beri işleri sürekli ters gitti. Ama bu gece yıldızlarla dolu berrak bir gökyüzü var ve daha önce olmadığı kadar temiz ve serin bir hava soluyorlar; ayaktaki Fidel, Sierra Maestra’nın tepelerine doğru bakarak şöyle diyor:
“Artık savaşı kazandık. Batista’nın işi bitti!”

(Eduardo Galeano,
Ateş anılar 3. Cilt)
































