Doğu ‘da gezebildiğim yerleri yazmak istiyorum.
Siirtteyiz, Ziyaret Beldesi,Veysel Karani Türbesinde. İçimden ne geçtiyse söylediğim ve okuduğum yer burası,niyeyse buraya karşı bir bağlılığım var. İçerisi çok kalabalıktı. İnsanlar namaz kılıyorlardı.Ben de pencereden okudum ve dileklerimi ilettim.10 yıl önce yine gitmiştim. Tamamen değişmiş,otel ve çarşı bile yapılmış.
İnsan orada bir yalnızlığın ortasında,zavallı, belki çaresiz olduğunu hissediyor. Bir bilinemezlik sanki..garip duygulara kapılıyor.
Veysel Karani, Yemenli bir Müslüman. Hz.Muhammed döneminde yaşamasına rağmen onu görememiş. Anlatıya göre Medine’ye kadar gitmiş ancak zamanlamasından dolayı onu görememiş ve geri dönmüş. Bunun üzerine Muhammed ona hırkasını hediye olarak göndermiş.Veysel Karani,Sıffin Savaşı sırasında Hz.Ali tarafında savaştı. 657 yılında öldü. Naaşını almaya gelen 3 kabilenin taşıdığı tabutlarda keramet göstererek göründüğü söylenir. Böylece bu üç ayrı kabilenin yerleşim yerleri olan Yemen ve Şam’da bulunan türbelerinin yanında Siirt ilinin Baykan ilçesinin Ziyaret beldesinde de bir türbesi vardır.Karani ‘nin,Haziran 2014 tarihinde Suriye’deki türbesi IŞİD tarafından bombalanarak yıkılmıştır.
Oraya giderken eski Malabadi Köprüsü’nü uzaklardan gördüm. Sonra Sason dağlarını, tarihten biliyorum, Osmanlıların Sason dağlarında yaşayan Ermenilerle olan ilişkilerini…Böyle bir yerin o yıllarda denetim altında tutulması imkansızdı. Bu yüzden Sason bir tür özerklik kazanmıştı. Orayı da bir gün gezeyim diye düşünüyorum.
2000 rakımlı yollarda geçerek Bitlis, Narlıdere, (Kasrix)köyü eteklerinde duruyoruz.Orada nar satan gençlerden nar aldık. Buranın köy okulunda çok az görev yapmıştım. Çatışmalı yıllardı.Okula gitmek, ulaşmak sorundu.O yıllarda Bitlis ve çevresinde sık sık olaylar oluyordu. Ben kapanmış ama sonradan güvenliği sağlanmış olarak açılan bir okula atanmıştım ama hiç de kendimi güvenli ve kuvvetli hissetmedim, aksine yapayalnız hissettim. Bu yüzden görevi terk etmiştim. Şimdi ana yola yakın yerde YİBO yapmışlar. Lojman bile var.
Orada çalışan öğretmenlerin şanslı olduğunu düşündüm. Yol çift yol olmuş, köy büyümüş, okul gelişmiş, öğrenci sayısı artmış, herhangi bir güvenlik olayı yok. Daha ne olsun…ama yine de YİBO sisteminin doğru olduğuna inanmıyorum. Oralarda daha otoriter bir eğitim öğretim sistemi olduğunu düşünüyorum.
Neyse biz yanlış yıllarda yaşamışız. Şimdikiler şanslı.Oradan Bitlis’e giriyoruz.
Bitlis’te öyle güzel bir büryan yedik ki,tadı damağımızda kaldı. Büryan kuyuda pişirilen kuzu etidir. Pide ile yenir. Oturduğumuz yerden Bitlis’in eski evlerine de baktım.
Şehrin içinden geçen Bitlis Çayı üzerindeki sonradan yapma binaları belediye yıkıyor, orayı sanırım aslına uygun hale getirecek, bence güzel olacak ama Bitlis esnafı buna bozulmuş çünkü işyerleri yıkılmış durumda, herhalde Bitlis Belediyesi işin ekonomik yanına bir çözüm bulmuştur. Sonuçta tarihi bozan,kemer köprüleri kapatan yapıların yıkılması doğrudur.
Sonra Rahva düzüne doğru büyümüş Bitlis’ten çıktık. 2000 rakımlı düz ovada yol almaya devam ettik.
Bu şehrin bütün tarihi taş evleri, camileri, kiliseden bozma camileri, sokakları korunmalı.























