BEN SANA VURGUNUM
Birol Üstündağ: Yaşasaydı bugünlerde yüz on bir yaşını aşmış olacak olan Sabahattin Ali yazmış “Ben sana vurgunum” şiirini, sonra besteci Ali Kocatepe bu şiirle birlikte “Melankoli” şiirini de besteler. Bu iki şarkıyı Nükhet Duru yorumlar. 1970 ortalarında zaten yorumculuğuyla kendini kanıtlamış olan Nükhet Duru bu iki şarkıyı öyle bir tanıtır ki şarkıları bilmeyen kalmaz.
Nükhet Duru; Ajda Pekkan,Nilüfer veya pek çok sanatçı gibi çoğunlukla Batı müziğine Türkçe söz yazılan şarkıları söylemez. O Mehmet Teoman,Cenk Taşkan (Majak Toşinyan),Ali Kocatepe gibi özgün beste yapan müzisyenlerle çalışır. Şarkılarının hikayeleri ve hikayelerin başlangıcı, ortası ve sonu vardır. Duru ‘nun çoğu şarkıları evrensel sözler taşır, şarkı sözleri umutla biter.
Bu nedenle Ajda Pekkan, Nilüfer, Sezen Aksu ile birlikte oluşan dörtlüde onun farklı bir yeri vardır. Türkiye ‘de popüler müziğe kulağı alışkın kitleler, ondaki farklılığı sezerler.Çok satan plakları arasında yer alan “Beni benimle bırak, Gerisi vız gelir,Ben sana vurgunum ,Melankoli, Sevda,Çakır gibi plakları hem çok satar hem de klasik haline dönüşür.
Seksenli yılların başında TV hala siyah beyaz ve tek kanallıdır. TRT ‘nin denetim mekanizması ünlüdür. Gerçi Nükhet Duru’nun plakları öyle sansüre pek takılmaz ama ünlü besteci Cenk Taşkan ‘ın Türkiye Ermenisi olduğunu bilseydi TRT, sanırım şarkılarını denetimden geçirmezdi.Oysa Cenk Taşkan ‘ın yaptığı ve Nükhet Duru’nun söylediği o şarkılar Türk müziğinin en güzel örnekleridir. Cambaz,Anılar, Harp ve Sulh,Beni Benimle Bırak,Cenk Taşkan’a aittir.
O yıllarda Türkiye ‘de askeri darbe hüküm sürer. Sanatın her alanı bu durumdan etkilenir. Artık sinema ve televizyonda iyi bir şarkı veya film izlemek güçtür. Kemal Tahir ‘in Yorgun Savaşçı romanından Halit Refiğ’in çektiği film TRT yapımı olmasına rağmen yakılır. Bu durum basında uzun yıllar tartışılacaktır. Çok güzel bir film neden yakılmıştır ? Bugün bile tam cevabı verilemez.Nükhet Duru da TV’de çok az görünür. Benim geçmişte, onun şarkılarında ne buluyorsun, diyen arkadaşlarım olmuştur.
Birini küçük burjuva diye yaftalayınca artık o damgadan kurtulmak kolay değildir. Sebep örneğin Ruhi Su’yu değil de Nükhet Duru’yu dinlemektir.
Aslında sansür bizim ruhumuzda vardır. “Elalem ne der?” cümlesi durumu çok iyi açıklar. Sağ düşünceden Sol düşünceye herkesin bir denetim mekanizması vardır. Örneğin Nükhet Duru’da bundan nasibini alır. Sola göre onun şarkılarında sistem eleştirisi yoktur. Bu yüzden o camiada pek makbul görülmez. Bana sorarsanız onun şarkılarında edebiyat,gelecek umudu, değişim gibi insana ait çok şey vardır. Sadece Sağda olduğu gibi Sol da hayata evrensel bir pencereden bakmadığı için böyle sanatçıları ve yapıtlarını anlamaz,onlara dikkat etmez.
Oysa aradan 50 yıl geçer ve hala onun şarkıları, 70’li yılların şarkıları dinlenir. Bugün ortaya çıkan şarkıların çoğu akılda kalmaz. Gerçek sanatın böyle bir duruşu vardır. Gelecekte yine dinleyeceğimizi ve onlarla ilgili kitaplar yazılacağını düşünüyorum.
























