Karadeniz Bölgesinin hazine değerinde kestane ağaçlarına dadanan hastalık…
Göz göre göre milli servetimiz kestane ağaçlarını yok ediyor.
Neden bu vurdumduymazlık….
Neden Kestaneye bu vefasızlık…

Oysa o bize gövdesiyle asırlarca dayanan sağlam sıhhatli evler verdi.
Sonbaharda takır takır dökülen meyveleriyle vitamin deposu olarak sağlığımızı destekledi…
Çiçeğinden bal oldu…
Arılar bizler için ondan şifa üretti.
Soğuk kış günlerinde hastalandığımız zaman
Kavanoz diplerinde bir kaşık kestane balı aradık hepimiz…

Bizlere oksijen üretti…
Onun sayesinde nefes aldık…
Gövdesinde mantarlar büyüdü…
Sofralarımıza ziyafet çektik…
Ağır hasta olanlar bile mezarında kestane tahtası kullanılmasını vasiyet etti…
Kestane ağacı sağlamlık demektir…
Dayanıklılık demektir…
Doğanın mucizesi bu ağaçların kıymeti bilinmedi.
Önce kestane kanseri denilen bir hastalık çıktı.
Ağaçların çoğunu ayakta çürüttü.
Geride kalan ağaçlara da bu hastalık musallat oldu.
Gerçekten üzücü bir durum.
Şunu diyorum ki…
Ağaçlar kuruduğunda…
Ormanlar yok olduğunda…
Balıklar öldüğünde
Toprak kirlendiğinde ve ekilen ürünleri bitirmediğinde
Yeryüzünde hayat diye birşey kalmayacak…
Yetkililer acaba bir sefer bu ağaçların durumunu düşündümü?
Ağaçları bu hale getiren her ne ise
İnsan sağlığına ne zararlar veriyor kimbilir….
Neden bu altın değerinde ağaçları korumak için bilimsel bir çalışma yapılmıyor?
Bu ülkenin Ziraat Fakülteleri mi yok….
Bu ülkenin Ziraat Mühendisi mi yok…
Kurursa kurusun
Ne yapalım diyenler…
Bugün kestane kurur.
Yarın başka ağaçlar kurur…
Birgün sen ben hepimiz kuruyup gideriz bu dünyadan…
İklim Değişikliği yalanıyla yapılan biyolojik saldırılar
Yarın birgün bahçende ot bile bitirmeyecek…
Uyuyan milletler köle olurlar…
























