Veysel Colak
Kırmızı Bir Soru Olmak
Kırmızı Bir Ünlem Olmak
Kendi kendine konuşan biri oldum. Büyük, ağır, altından kalkılmaz sorular soruyorum kendime. Sonra onlara yanıt bulacağım diye canım çıkıyor.
Yazdığım yazılar, şiirler kendime sorduğum sorulara verdiğim yanıtlardır. Üşenmeyip okuyorum hepsini. Hayata ilişkin hiçbir soruyu yanıtlayamadığımı görüyorum. Bunun nasıl bir başarısızlık olduğunu anlayamazsınız.
“Kendini tanımayan insanlardan uzak duracaksın.” derdim hep. Çünkü büyük yanlışlar yapar onlar. Durmadan yanıltırlar sizi.
Halikarnas Balıkçısi ile Azra Erhat dostluğuna özenirsiniz. Onlardan biri olmak istersiniz. Bunu isteyen biri daha olmalı ki buluşabilesiniz. Bu bağlamda kurduğunuz düşün gerçekleşmesi hep ötekine bağlı. Yorucudur, bıktırıcıdır bekleyip durmak.
Bugün “Kendimi tanıyor muyum?” sorusu yapıştı gırtlağıma. Fena sıkıyor. Hemen yanıt veremezsem boğacak beni. Olsun, inandığım bir yanıt bulana kadar bekleyeceğim. Emin olunca haykıracağım yanıtımı. Bu da en az birinin beni anlamasına bağlı.
Sahi kimdi sadece kendi yerine konuşan? Sevdiklerinin hatalarını, suçlarını üstlenen, onlara bir şey olacak diye ödü kopan? Özleyen, hep bekleyen, çırpınıp duran, hiç yok sayamayan, gerçekçi olduğu için pek sevilmeyen, sevdiklerini derisinin altında koruyan kimdi?
Ben kendimi tanıyorum. Söyleyeyim kim olduğumu: Kırmızı bir ünlem, kırmızı bir soruyum ben!


































