Savaş Karaduman
ÖLÜM SUSSUN HAYAT KONUŞSUN
BU SAVAŞLARA BİZ KARAR VERMEDİK AMA HEP BİRLİKTE BARIŞA KARAR VEREBİLİRİZ.
Hangi niyet ve gerekçeyle olursa olsun Kürt sorununa dair hiç kimsenin beklemediği ezber bozan bir yerden Bahçeli’nin adım atmasıyla başlayan diyalog, müzakere ve barışma süreci kıymetlidir. Bahçeli, Öcalan, Erdoğan ve DEM parti üzerinden yürütülen ve Öcalan’ın silah bırak çağrısıyla birlikte halklar arasında kardeşliğe ve barışmaya yol açmaya çalışan bu zorlu ve hassas süreçte kim ne derse desin “pazarlık, işbirliği, geri adım-ileri adım, teslimiyet, ihanet vs.” ya da yılların çetin mücadele deneyimine sahip olan Kürt halkına ne yapması gerektiği konusunda üstenci ve keskin bir dille sözde akıl vermeler ve akıl yürütmeleri yaparak, savaşların ve ölümün buz gibi soğuk gerçeğiyle hiç yüzleşmeden –oturdukları sıcacık sırca köşklerinden kahvesini yudumlayarak- mücadelede geri adım atmak yerine ölmeyi, öldürmeyi ve ölümleri kutsayan, Kürt halkına ve Kürt özgürlük hareketine “devletle diyalog ve müzakere teslimiyettir” diye had bildiren sözde devrimci ve barışa karşı duyarsızlığı kendinden menkul bir dille kim ne derse desin… Şu ana kadar kamu oyuna açıklanan bilgiler ve açıklanmayan bilgiler ve bilinmezlikler sürece ilişkin şüphelerimizi artırsa da geçmiş deneyler açısından “Bahçeli, Erdoğan ve devlete her ne kadar güvenmez” olsak da ve bu sürecin olumlu ya da olumsuz anlamda nereye evrileceği ve nasıl sonuçlanacağı konusunda endişemiz ve kaygılarımız olsa da bu süreçte halkların barışı ve kardeşliği için barış umudunu daima diri tutmalı ve elini taşın altına koymalı herkes.
Bu ülke de hiç kimse bir başkası için “yabancı, öteki ve düşman” olmamalı artık… Kimden gelirse gelsin, ister Bahçeli, ister Öcalan, isterse devlet tarafından bu konuda atılacak her adım, söylenecek her söz, kazanılacak mini minnacık özgürlük ve demokratik bir hak ve bu vesileyle ön yargılarımızdan arınarak kardeşçe kucaklayacağımız tek bir insan bile değerlidir.
Bu sürecin de diğer barış süreçleri gibi hayal kırıklığıyla biteceğini dört gözle beklemek, seyretmek ve ” ben demedim mi” diyebilmek yerine bu sürecin barış ve barışmayla taçlandırılması için hep birlikte savaşa karşı barışın, ölüme karşı yaşamın yanında yer almalıyız.
Bugün dünyanın birçok yerinde yaşanan savaşlarda ölümler halkların yaşadığı acılar, yoksulluk ve zulüm bütün hızıyla devam ediyor.
Biz halkların birbirine karşı düşmanlığına ve katledilmelerine seyirci kalamayız. Savaş nedeniyle halkların ezilmesi, baskı altına alınması, katledilmesi ve yok edilmeye çalışılması emekçi halklar ve insanlık açısından kabul edilebilir bir şey değildir.
Biz savaşlara son verilerek, halkların kardeşliği ve eşitliği temelinde, hep birlikte barışa yürümek istiyoruz.
Biz artık halklar arasında savaş değil barış istiyoruz.
Evet, biz artık BARIŞ istiyoruz. Halklar savaş istemiyor. Ancak barış isteyenler ne yazık ki savaş isteyenler kadar güçlü değiller ve ne yazık ki her savaş ve ölüm; barış isteyenlerin cılız sesi, güçsüzlüğü ve çaresizliği üzerinde gittikçe daha da yükseliyor.
Barış isteyenler kurşunların hedefi oluyor, coplanıyor, yerlerde sürükleniyor, gözaltına alınıyor, hapse atılıyor.
Savaşa karşı barış için tek bir nedenimiz var; içine doğduğumuz dünya da özgürce ve kardeşçe yaşamak , savaş gibi insanlık dışı yol ve yöntemlerle ölmek yerine, doğamızın muhteşem uyumu ve dengesi içinde doğal yollarla ölmek…Savaş yanlıları ise barışmak yerine savaşmak için bin bir gerekçe uyduruyorlar. bizlere barışı ve insanlar arasında özlemini duyduğumuz kardeşliği unutturmaya çalışıyorlar. Oysa hayat hala hep birlikte barışı düşündüğümüzde gülümsüyor bize.
Biz artık ölümün karanlık yüzünü görmek, ölmek, öldürmek, ölümden korkmak, kaçmak ve yaban ellere göç etmek yerine yaşamın aydınlık ve gülen yüzü olmak istiyoruz.
BU SAVAŞLARA BİZ KARAR VERMEDİK AMA HEP BİRLİKTE BARIŞA KARAR VEREBİLİRİZ.
Çünkü savaşı iyi tanıyoruz. Yerinden yurdundan edilen insanlar, yıkımlar, yerle bir edilen yaşamlar ve yaşam alanları, açlık, umutsuzluk, gözyaşı, tecavüzler ve ölüm.
Savaşların, zulmün ve sömürünün egemen olduğu bu zalim dünya da yazdıklarım ve barışa dair umutlu olmam nedeniyle iyimserlikle suçlanabilirim ama barış için umutlu ve iyimser olmak istiyorum hem de. inatla… Biz hayatın özgürlüğüne ve güzelliğine inananlar, hayatla aramıza savaş sokmayalım. Savaşa karşı bir araya gelerek, barış çığlıklarımızı bulunduğumuz her yerden yükselterek barışa katkıda bulunalım. Bu barış tüm dünya halklarının barışı olsun artık…
BARIŞ HEMEN ŞİMDİ…
ÖLÜM SUSSUN, HAYAT KONUŞSUN
YAŞASIN TÜM DÜNYA HALKLARININ KARDEŞLİĞİ…





























