Murat Kasap
Muhacerete Dair Evrak: Muhacirlik sürecinde yaşanan sorunlara dair: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ( 93 Harbi) sonrasında yaşanan muhacirlik sürecinde sıtma, çiçek, tifo gibi hastalıklar ile mücadele edilmiştir. Bunun dışında iskân sürecinde arazi yetmezliği, resmi işlemlerin geç yapılması, tapuların zamanında verilmemesi, yerli ahali-muhacir arasında veya muhacirlerin kendi aralarında yaşadıkları asayiş problemleri başlıca sorunları oluşturmuştur. Muhacirliğin üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen tapuları verilmeyen bazı muhacir köylüler zorluklar yaşamıştır. Paylaştığımız bu belge; Batum’dan hicret ederek Fatsa’da iskân olunan ve kendilerine verilen araziyi imar edip, ziraate uygun bir hale getiren muhacirlerin, yerli halktan bazı kişiler ile aralarında sorun çıktığına ve mahalli hükümet tarafından da ellerinde tapu olmadığı gerekçesi ile arazilerine el konulduğuna dair 25 Haziran 1902’de İstanbul Hükümeti’ne şikâyette bulunmalarına dair şikâyet ve taleplerini içermektedir. Dilekçede; Hoylu Mahallesi Muhacir Muhtarı, Karataş Köyü Muhacir Muhtarı, Tahtabaş Köyü Muhacir Muhtarı, Bozdağ Köyü Muhacir Muhtarı, Eski Ordu Muhacir Muhtarı, Hamlık Köyü Muhtarı, Sudere köyünden (Hüseyin bin Ali), Sudere Köyü Muhacir Muhtarı (Hasan bin Yusuf), Duayeri Köyü ahalisinden…., Eskiordu Köyü ahalisinden,,, Bacanak Köyü Muhaciri Muhtarı Bayraktaroğlu…, Duayeri Köyü Muhacir Karyesi Muhtarı, Eskiordu Köyü Hatibi Katamidze…, Sahn oğlu Dursun, İregür’den Sehladze oğlu Ali, Karataş Karyesi Muhacir Menabir oğlu Ömer, Duayeri Köyü İmamı İnoğlu Halid Efendi, İrigür’den Sehladze oğlu…, İregür Köyü Muhacir Okrobiloğlu Hurşid bin Ali, Hoylu Köyü İhtiyar Azası Hafız oğlu Osman’ın isim ve mühürleri bulunmaktadır.
“Huzur-u Ali-i Cenab-ı Sadaret-penahiye. Harbin başlangıcından bitimine kadar malımız ve canımız ile devlet-i ebed-i müddet ve din-i mübinimiz uğruna cansiperane savaştığımız herkesçe bilinmektedir, harbin bitiminde vatanımız Batum hasbel kader düşman eline geçince mal ve emlakımızı terk ederek dini mübinimizin koruyucusu ve hamisi ve pederi müşfiki ademallahu saltanat ila ahiri’d-devran padişahı alem-penah efendimizin zir-i cenah-i müstelzimi felahına dehaletle Trabzon Vilayeti dâhilinde Fatsa kazasına hicret ettik” cümleleriyle başlayan dilekçede; Fatsa İdare Meclis Heyeti ve iskan memurları tarafından uygun görülen boş arazilerde iskan olundukları, gerekli iskan kayıtlarının düzenlendiği, yerleştirildikleri yerlerin ziraate çok uygun olmadığı halde 20 seneden beri hayli emek sarf ederek ziraat alanları oluşturdukları, ormanlık arazilerini ve ziraat alanlarını başlarının müdahalelerinden korudukları ancak arazilerinin tapuya kayıt edilmesi için mahalli hükümete başvurdukları halde henüz bir cevap alamadıkları ve bundan dolayı da bazı kişiler ile sorunlar yaşadıklarından meskun bulundukları arazilerin iskân edildikleri zaman tanzim edilip İdare Meclisi’nde korunan ve tutulan tapularının ortaya çıkartılarak verilmesi ve yerli halk ile aralarında olan münazaanın iki tarafında hukuklarının korunarak çözülmesi hususu talep edilmektedir.





























