İyi Pazarlar Dostlar,
Bugün günlerde Nazım’ın doğum günü.
Hala birileri Nazım’ın mezarının Türkiye’ye taşınması gerektiğini tartışa dursun ;
Nazım iki ülke arasında gelmiş geçmiş en önemli kültürel köprüdür…
Nazım’ın mezarı Rusya’da , Moskova’da yaşayan Türkler için ziyaret edilen bir baba mezarı gibidir…(Benim için öyleydi şahsen)
Nazım Kütüphanesi Türklerin evi gibidir…
Moskova’da yaşadığım çeyrek asır boyunca , Nazım’ın mezarı Türkiye’den gelen misafirlerimizi götürdüğümüz liste başında ki ilk mekandır,
3 Haziran Nazım’ı anma etkinlikleri Moskova’da çok geniş katılımlı Türk-Rus camiasını , sanatçıları, iş insanlarını bir araya getiren yılın en önemli etkinliklerindendir ve bunda Rus Türk İşadamları Birliği (RTİB) in katkısı çok büyüktür.
Nazım memlekettir
Nazım sevdadır
Nazım aşktır
Nazım coşkudur , umuttur,
Nazım ölüm ve yaşamı, savaş ve barışı, emek ve sömürüyü , yurtseverlik ve antiemperyalizmi, işleyip harmanlayıp Türkiye’yi , Türkleri dünyaya tanıtan evrensel hümanist bir kişiliktir…
Her ne kadar vasiyetinde Anadolu’da bir çınar ağacı altına gömülmek istese de , vasiyetinde anlattığı Anadolu ‘’Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.’’ Gibi olmadıkça kanımca çok da önemi yoktur. Vasiyeti yerine getirmek isteyenler traktörlerin tarlaları sürmekle , yeniden üretim toplumu olmakla başlamalılar vasiyeti yerine getirmeye. Aksi halde Nazım zaten evrensel bir şairdir ve mezarı sevenlerinin gönüllerindedir.
Ruhun şad , doğum günün kutlu olsun üstad!

VASİYET
Yoldaşlar, nasip olmazsa görmek o günü,
ölürsem kurtuluştan önce yani,
Anadolu’ da bir köy mezarlığına gömün beni.
Hasan beyin vurdurduğu
ırgat Osman yatsın bir yanımda
ve çavdarın dibinde toprağa çocuklayıp
kırkı çıkmadan ölen şehit Ayşe öbür yanımda.
Traktörlerle türküler geçsin altbaşından mezarlığın,
seher aydınlığında taze insan, yanık benzin kokusu,
tarlalar orta malı, kanallarda su,
ne kuraklık, ne candarma korkusu.
Biz bu türküleri elbette işitecek değiliz,
toprağın altında yatar upuzun,
çürür kara dallar gibi ölüler,
toprağın altında sağır, kör, dilsiz.
Ama bu türküleri söylemişim ben
daha onlar düzülmeden,
duymuşum yanık benzin kokusunu
traktörlerin resmi bile çizilmeden.
Benim sessiz komşulara gelince,
şehit Ayşe’ yle ırgat Osman
çektiler büyük hasreti sağlıklarında
belki de farkında bile olmadan.
Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
– öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’ da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani…




























