Sevgi Soysal: HOŞ GELDİN ÖLÜM
Birol Üstündağ: Sevgi Soysal’ın “Hoş geldin ölüm” diye bir kitabı vardı. Okuyalı uzun yıllar oldu.”ölüm” çok kutsal bir sözcük gibi.Başka bir hayatın kapısı, belki özgürlüğün kapısı.
Herşeyin bittiği bir an.Mal mülk, çoluk çocuk derdi yok.Peşinde götürdüğün hiçbir şey yok.Yalnızca bir huzur.Kanın çekilmiş, ruhun yükselmiş, kaybolmuş.Günlük hayatın dertlerini bırakmışsın, orada mezar başında başkaları için sürüyor maddi hayat. Gürültüler, zalimlikler,hırslar devam ediyor.
Herkes çatışırken sen sonsuz bir huzur içinde uyuyorsun. Bir kelebek konuyor toprağa, altında bir tarih,bilim,bilgi yatıyor ve toprak onu kardeşi gibi sarıp sarmalıyor.
Hoş geldin ölüm diyor,patlayan bir bomba. Yüzlerce insan bir anda yok oluyor. Elektronik bir tuşun üzerine basılmasıyla geliyor ölüm. Tuşa basan duygusuz, saniyesinde ölenler bir anda,sessiz bir acıyla gidiyorlar.
Bir deniz kenarında, uçurumun başında, apartman terasında atlamayı bekleyen insan yaşamla ölüm arasında kaç kez gidip geliyor, kararları değişken, vicdanı ve ruhu çelişkili, yaptığında kurtulacak,yapmadığında sonsuza dek acı çekecek. Aydınların intiharları boşa mıydı? Kararsızlık acı veriyor, bir hastalık gibi.
Her gün yaşam birbirini tekrar halinde sürüyor. Bir bakmışsınız, sanki anlamlı bir yaşam sürdürmemişsiniz.Yani öyle bir duyguya kapılıyorsunuz. Sonra yaşlanmış oluyor ve kendinizi yatağa bağlanmış buluyorsunuz. Uzun bir işkence seansının başlangıcı mı bu? Aynı geceler, aynı gündüzler, hayaller içinde, geriye giden bir zihinle, varsa güzel günler onlardan bazı anları hatırlıyorsunuz. İçinizden, o güçsüz halinizle, Tanrım canımı al, diyorsunuz.Kaç kez diyorsunuz bunu ve etrafınızdakiler bilmiyor. Yalan bu dünya be,adaletsiz bir dünya. Etraf kurtlarla dolu.
Doğduğumda adı konmuş cinsiyet de dahil hiçbir şeyi ben seçmedim zaten,çocukluğumu, yaşadığım yeri,çevremi, ailemi ben seçmedim. Bu hayat benim değildi. Yalnızca emanet bir hayattı ve öldüğümde iade etmiş oldum.
Ölüm üzerine çok kitap okudum. Böylelikle fazlasıyla çok hayat yaşamış oldum. İspanya iç savaşında, Rus devriminde, Meksika’da Troçki ‘nin evinde bulundum. Topkapı Sarayı’nda bir ömür geçirdim. Belki Çerkez Ethem ‘in askerlerinden biriydim. Afrika’da bir köle, gaz odasında kül haline gelmiş komünist, balkanlarda bir partizan,İtalya’da bir faşist subay.Kitaplar bana çok hayat yaşattı ve çok kişilikli, belki şizoid bir insan yarattı. Ben belki de bu hayata kitaplar sayesinde dayandım.
Ölümden korkmamayı, hayatı ara sıra sevmeyi, aşkı öğrendim.Bedenimin en ufak noktasında dünyayı hissettim. Bir bomba atıldığında ve onlarca kişinin öldüğü anda ben de öldüm ama sonsuz huzurun kapısının açılışını da gördüm. Tıpkı uçağın düşüşündeki anlık ve hızlı ölümler gibi…
Sevgi Soysal, sevdiğim bu güzel yazar,gülüşü unutulmaz yazar…Hoş geldin ölüm derken hepimiz için aslında hoş geldin yaşam diyor.İçimde derin bir şefkat duygusu,kalbimin derinliklerinde güzel duygular, hayata özel bir bakış. Mutluyum sanırım hayatın içinde gezip dolaşırken, mutlu ve umutluyum yaşamla ölüm arasında…





















