Fehmi Uzal Ustiaşvili: Yirminci yüzyılın öndegelen Gürcü şairlerindendir. Eserleri kendisinden sonra gelen tüm Gürcü şairleri derinden etkilemiştir.
Galaktion Tabidze, Stalin’in 1930’lardaki ”büyük temizlik” olarak bilinen kıyımı sırasında hayatta kalabilenlerdendi!
1891 de Gürcistan-Vani’de doğan ünlü şair , Sovyet yöneticilerinin ağır baskısı altında depresyon ve alkolizme sürüklenmiş, sonunda 1959 da Tiflis’te tedavi gördüğü psikiyatri hastanesinde intihar etmiştir.

1888 Batum / 1986 Paris
Bu ünlü şiiri okurken Meri Şervaşidze yi anmamak olmaz! Ama bu konuda en iyisi yine sözü Şair Galaktion Tabidze‘ye, çok sonraları günlüklerinde Meri Şervaşidze hakkında yazdıklarına bırakalım: “‘Meri’ şiiri yayımlandıktan sonra, Meri’nin kim olduğunu bana sık sık soruyorlardı. Fakat ben cevap vermeyi reddediyor, şair olarak istediğim şiire istediğim adı verebileceğimi söylüyordum. Bir keresinde iyice sinirlendim ve arkadaşlarım bu kadar üzerime gelmemeleri gerektiğini anladılar. Meri’ye gelince: Evet, Meri adında bir kadın vardı!”
Şiirleri hala Gürcü şiirine yön vermeye devam eden Galaktion Tabidze‘nin 24 yaşındayken yazdığı Meri isimli şiirini Hasan Çelik‘in Türkçesinden okurlarımıza sunuyoruz.
Meri
Senin nikahın vardı o gece Meri!
Meri, o gece gözlerinin efildeyen feri
Ve tertemiz göğün şimşeklenen renkleri
Yas tutuyordu bir sonbahar gibi.
Yanıyordu parlak bir alev demeti
Yalazlanarak ve titreşerek,
Fakat mumlardan çok senin çehrendi
Sararıp solan, gizemler içinde eriyerek.
Kubbesi de cephesi de yanıyordu tapınağın,
Güllerden tütsü süzülüyordu yavaşça,
Bir başkadır tapınmaları kadınların
Beklemekten bitkin ve dermansızca.
Duyuyordum andını, şuursuzdu…
Meri, kıymetlim, hala inanmıyorum…
İşkenceyi bilirim, fakat yas mıydı bu,
Nikah mıydı? Bugün de bilmiyorum.
Hıçkırıyordu birisi kayalıklarda
Ve yüzük taşlarını rüzgarda yitiriyordu…
Öksüzlük ve acıma vardı yalnız orada,
Ve o gün, bir şölene hiç benzemiyordu.
Hızlı adımlarla çıktım tapınaktan,
Nereye sürüklüyor adımlarım?
Gözlerim kararıyordu.
Doludizgin bir rüzgar esiyordu sokaktan
Ve aralıksız sağanak bir yağmur yağıyordu.
Kebemi doladım tüm vücuduma,
Kendimi bitmeyen fikirlere emanet ettim.
Ah, senin evin! Evinin yanıbaşında
Kudretim kesildi, duvara yığılıverdim.
Öyle üzgün kalakaldım uzun zaman
Ve önümdeki kara sırım kavaklar
Tıpkı kanatları uçan kartalın
Hışırdatıyordu karanlık sesli yapraklarını.
Ve hışırdıyordu bütün kavaklar,
Neden kimbilir? Kimbilir Meri?
Bana kısmet olmayan mutluluklar.
Uçup gidiyordu rüzgara kapılan sis gibi.
Neden söndü bu ışıldama birden
Sen kime yakarıyorsun, söyle?
Kartal kanatları gibi uçup giden
Hayallerim neden kanat çırptı böyle?
Neden arşa dalmıştı gülümser gözlerim,
Niçin tutuyordum veya efildeyen feri?
Ya da neden “Mezarcı”yı söylemiştim,
Veya kim duyuyordu “Ben ve Gecem”i ?
Kesiliyordu yağmur damlacıkları ve rüzgar,
Üzgündüm biçare ve vurulmuştum kalbimden,
Ve ben ağlıyordum tıpkı Kral Lear,
Kral Lear gibi, herkesce terkedilen!
1915
Galaktion TABİDZE
Türkçesi: Hasan Çelik
მერი
შენ ჯვარს იწერდი იმ ღამეს, მერი!
მერი, იმ ღამეს მაგ თვალთა კვდომა,
სანდომიან ცის ელვა და ფერი
მწუხარე იყო, ვით შემოდგომა!
აფეთქებული და მოცახცახე
იწვოდა ნათელ ალთა კრებული,
მაგრამ სანთლებზე უფრო ეგ სახე
იყო იდუმალ გაფითრებული.
იწვოდა ტაძრის გუმბათი, კალთა,
ვარდთა დიოდა ნელი სურნელი.
მაგრამ ლოდინით დაღალულ ქალთა
სხვა არის ლოცვა განუკურნელი.
მესმოდა შენი უგონო ფიცი…
მერი, ძვირფასო! დღესაც არ მჯერა…
ვიცი წამება, მაგრამ არ ვიცი,
ეს გლოვა იყო თუ ჯვარისწერა?
ლოდებთან ვიღაც მწარედ გოდებდა
და ბეჭდების თვლებს ქარში კარგავდა…
იყო ობლობა და შეცოდება,
დღესასწაულს კი ის დღე არ ჰგავდა.
ტაძრიდან გასულს ნაბიჯი ჩქარი
სად მატარებდა? ხედვა მიმძიმდა!
ქუჩაში მძაფრი დაჰქროდა ქარი
და განუწყვეტლად წვიმდა და წვიმდა.
ნაბადი ტანზე შემოვიხვიე,
თავი მივანდე ფიქრს შეუწყვეტელს…
ოჰ! შენი სახლი! მე სახლთან იქვე
ღონემიხდილი მივაწექ კედელს.
ასე მწუხარე ვიდექი დიდხანს
და ჩემს წინ შავი, სწორი ვერხვები
აშრიალებდნენ ფოთლებს ბნელხმიანს,
როგორც გაფრენილ არწივის ფრთები.
და შრიალებდა ტოტი ვერხვისა
რაზე – ვინ იცის! ვინ იცის, მერი!
ბედი, რომელიც მე არ მეღირსა,
ქარს მიჰყვებოდა, როგორც ნამქერი.
ვთქვი: უეცარი გასხივოსნება
რად ჩაქრა ასე? ვის ვევედრები?
რად აშრიალდა ჩემი ოცნება,
როგორც გაფრენილ არწივის ფრთები?
ან ცას ღიმილით რად გავცქეროდი,
ან რად ვიჭერდი შუქს მოკამკამეს?
ან “მესაფლავეს” რისთვის ვმღეროდი,
ან ვინ ისმენდა ჩემს “მე და ღამეს”?
ქარი და წვიმის წვეთები ხშირი
წყდებოდნენ, როგორც მწყდებოდა გული,
და… მე ავტირდი, ვით მეფე ლირი,
ლირი, ყველასგან მიტოვებული.
გალაკტიონ ტაბიძე
































