Mustafa Yakut (გურამ ხიმშიაშვილი): Gürcistan’da Türk edebiyatı ve şiiri,Sergei Cikia’nın kurmuş olduğu, köklü bir geleneği olan Gürcü Türkoloji’si sayesinde oldukça iyi bilinmektedir. Çalışmaların son örneklerinden biri olarak Makvala Kharebava ve AleksandreElerdaşvili tarafından hazırlanmış olan “Türk Şiiri Antolojisi” gösterilebilir.(2018)
Antolojide; Celalettin Rumi’den Yunus Emre’ye,Fuzuli’den Tevfik Fikret’e, Nazım Hikmet’ten Sabahattin Ali, Orhan Veli,İlhan Berk,Bedri Rahmi,Rıfat Ilgaz,Melih Cevdet,Aziz Nesin,Özdemir Asaf, Atilla İlhan,Ümit Yaşar,Can Yücel,Cemal Süreyya,Ülkü Tamer,İnci Asena ve Adnan Özer , Ataol Behramoğlu gibi isimler içinde olmak üzere, kırk şairin şiirlerine yer verilmiştir. Kısa biyografiler ve çoğu şiirlerin Türkçesi ile birlikte sunulmuştur.
Gürcü şiiri ise Türkçe ’de pek tanınmamaktadır. Köklü bir geleneği olan ve geçmişi oldukça eskiye uzanan Gürcü şiiri,12.yüzyıl sonları ile 13.yüzyıl başlarında yaşamış olan Gürcistan’ın ulusal şairi;ŞotaRustaveli’nin Kraliçe Tamar’a yazdığı ‘’Kaplan Postlu Kahraman’’(Vepkhistkaosani) ile doruk noktasına çıkmıştır.1656 kafiyeli dörtlükten oluşan destan,Ortaçağ Gürcü Epik şiirinin başyapıtı olarak kabul edilir. Yazarı tarafından candan duyguların ifadesi olarak kaleme alınmış bir aşk hikâyesi olan yapıtın özü herkese hitap etmektedir.Eser bu özelliğinden dolayı birçok dile çevrilmiştir. Ne yazık ki Türkçede doğrudan Gürcüceden yapılmış başarılı bir çevirisi yoktur.
18.Yüzyıla kadar çeşitli işgallerde kalan Gürcistan’da, Gürcü şiiri gelişmesine, ancak DavidGuramişvili(1705-1792) ve Besarion Gabaşvili(1750-1791) gibi şairlerle devam edebilmiştir.
19. yüzyılın şairleri arasında Aleksandre Çavçavadze(1768-1848), Grigol Orbeliani(1804-1840) ve Gürcü romantik şiirinin en ünlü temsilcisi; Nikolaz Barataşvili’yi saymak gerekir. Kendinden sonraki şairleri büyük ölçüde etkileyenBarataşvili(1817-1845) genç yaşta ölmüştür.
İliaÇavçavadze(1837-1907) 19. yüzyıl Gürcü edebiyatı ve siyasal yaşamında en önde gelen isimdir. Ülkenin Rus boyunduruğundan kurtarılması hareketinde çok önemli bir rol oynamıştır.Akaki Tzereteli(1840-1915) ile birlikte yeni Gürcü edebiyatının ve yeni edebiyat dilinin yaratıcısıdır.
Aynı dönemde yaşamış olan Vaja Pşavela(1861-1915) mitolojiden esinlenerek farklı ürünler vermiş, kendine özgü bir şiirsel dünya yaratmıştır.
1920’lerde “Mavi Boynuz Okulu”(Zisperkantzelebi) Gürcü edebiyatının yenilenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Grigol Robakidze’den (1880-1962) esinlenen grubun kurucuları içinde,Paoloİaşvili (1894-1937), TitsianTabidze (1875-1937),GalaktionTabidze, ValerianGaprindaşvili(1888-1941) gibi isimler vardır.
Amaçları geleneksel Gürcü kültürünü modernite ve teknoloji ile birleştirmekti. “Simgecilik”i benimsediler. Daha sonra “Dadaizm”e katıldılar. 1920’lerden sonra “Simgecilik”ten uzaklaşıp, vatansever odaklı gerçekçiliğe sığındılar. Avangard şiirleri B. Pasternak’ın çevirileri ile tanındı.
“Çağdaş Gürcü Şiiri”

1998’de “SinatleYayınları”nca ‘’Sıcak Hüzün’’ adıyla yayınlamış olan, Fahrettin Çiloğlu’nun hazırladığı ve ‘’Küçük Bir Gürcü Şiiri Antolojisi’’ sayılabilecek yapıtta, Hasan Çelik, F. Çiloğlu ve İsmail Yerguz’un çevirileriyer almaktadır.
Kitapta “Çağdaş Gürcü Şiiri” bölümünde, kısa biyografi ve şiirlerinden örneklerle beş şaire yer verilmektedir.
– GalaktionTabidze (1891-1959)
-Ana Kalandadze(1924-2008)
-MuhranMaçavariani(1929-2010)
-TamazÇiladze(1931-2018) ve
-EkaBakradze(1976….)
GalaktionTabidze, 20. yüzyılın önde gelen şairi olup kendinden sonra gelen tüm şairleri derinden etkilemiştir. Gürcü dilini en iyi kullanan şairlerden biridir. Gürcü halkının gönlünde taht kurmuş olan “Çağdaş Gürcü Şiirinin Kralı”dır.
***
Gürcüceden Türkçeye ilk şiir çeviri kitabı,Gürcü yazını ile yakından ilgilenmiş olan Fakir Baykurt ile Gürcü kökenli dostu Abdurrahman Çetinkaya’nın (İliaHimşiaşvili) çalışmasıdır.
Batumlu şair PridonHalvaşi’nin 1988’de Almanya –Ortadoğu Yayınevi’nde basılmış olan bu kitabın önsözünde,F.Baykurt şöyle diyor: “PridonHalvaşi alçak gönüllü bir insandır.Toplum içinde şairliğini beli edip öne çıkmayı sevmez.Şiirlerini de günlük sıradan sözcüklerleyazar.Toprak,toprak insanları,barış,dostluk,ev yaşamı gibi konulara yayılan bu şiirler okundukça boyutlanır ve derinleşir.
Ne yazık,eski ya da yeni Gürcü yazınından Türkçeye çok az yapıt çevrilmiştir.Oysa uluslar birbirlerini,başta şiir olmak üzere,sanat ilişkileriyle tanıyıp sevecekler…Arkadaşım A.Çetinkaya ile uğraşıp Halvaşi’nin üç kitabından seksen kadar şiir seçtik.Bunları Türkçeleştirdik. “Eninde Sonunda” adını taşıyan bu yapıt Gürcüceden Türkçeye çevrilen ilk şiir kitabı oluyor. Çalışmamızın Türkçeye ve P.Halvaşi’ye layık olması için çırpındık. Ama bunu ne kadar başarabildik?
Bilen bilir,şiir çevirisi zorun zoru bir iştir.İki dili daha iyi bilenler çıkıp daha iyi çeviriler ortaya koyana kadar bizimki,bu işten anlayanların hoşgörüsüyle,yürürlükte kalacak.“Duisburg.25.12.1987”
Şimdi günümüz Gürcü şair ve politikacılarından Dato Mağradze’yi tanıyalım.

Dato Mağradze,1962’de Tiflis’teyazar ve edebiyatçı ElgucaMağradze’nin ailesinde doğdu.Tiflis Devlet Üniversitesinde Filoloji öğrenimi gördü.
2004’ten beri kullanılmakta olan Gürcistan Milli Marşı’nın sözlerinin yazarıdır.
1984-1992 yıllarinda çeşitli gazetelerde ve edebiyat dergilerinde editörlük yaptı.
Eduard Şevardnadze döneminde Kültür Bakanlığı görevi üstlendi(1992-1995). 1999’dan, istifa ettiği 2001 yılına kadar parlamento üyesiydi. Sonra Şevardnadze’ye muhalif olarak 2003’te “Gül Devrim”ni destekledi. 2009’da Mihail Saakaşvili’nin istifasını isteyen muhalefete katıldı. Nisan 2019’da Vato Şakarişvili ve Gia Gaçeçiladze ile birlikte “Gürcistan’ı Savun” (Defend Georgia) politik hareketini kurdu. 1997’den 2010’a kadar Gürcistan PEN yazarlar derneği başkanı idi. Gürcistan’da ve Uluslararası birçok edebiyat ödülüne layık görüldü. Gürcistan onur madalyası sahibidir.
Şiirleri “şiir çeviri merkezi” tarafından, İngilizce, Almanca, İtalyanca, Rusça, Türkçe ve Ermenice dâhil 17 dile çevrildi. Türkçeye çevrilmiş olan kitapları:
-Salve(çev. Eşref Yılmaz-Manana Gurgenidze)
-JakomoPonti(çev. E. Yılmaz–M.Gurgenidze)
-Diyarsız (çev. E. Yılmaz)
AşağıdaDatoMağradze’nin iki şiiri(“Ev”ve “Hacı Murat”), NikolozBarataşvili’nin bir şiirini ve GrigolOrbeliani’nin bir şiirini Hasan Çelik’in çevirisi ile sunuyoruz. H. Çelik’in verimli, başarılı çevirilerinin bir antolojiye dönüşmesi gerçekleşirse “Türkçede Gürcü Şiiri”alanındaki önemli bir boşluk doldurul-
muş olacaktır.DatoMağradze
EV
Ve bir ev vardı, bir masa,
Kar gibi bembeyaz bir de sofra.
Ve bir daha gitmedi asla
Bayram, bize misafir gelen.
Dargın kalmamıştı hiç kimse
Ve masaya bağlandılar iple.
Ve anne- kar beyazı sofra idi
Ve baba- sofrada bir desti.
İsim de vardı… İsimsiz de,
Kalabalık peron işte her zamanki gibi,
Ve beyaz yaka idi – anne
Ve baba – gömlekte bir lekeydi.
Sabah oluyordu
Artıklarıyla akşamın,
Mavi manastırın çanı duyuluyordu,
Anne- engin açılmış pencereler,
Baba- odadaki çift taraflı rüzgârdı.
Ve sayrılı hüzün sonra
Bulutlu sınırlara erişince,
Tebessüm belirdi duvarda – baba,
Tebessümün yanında balmumu- anne.
Ve bizim evimiz vardı.
Dato MAĞRADZE
Türkçesi: Hasan Çelik
HACIMURAT
Temirhanşura’nın üstüne uzun yıllar serili…
Burunotu çiğniyor köyün babaları da,
Taşlara koymuşlar kuru kemiklerini,
Göztaşı çalınmış bembeyaz sakallarına.
***
Nöbetini tutuyor inanç ile törelerinin,
Hocanın çağrısının yüksek binadan,
Bilgelik hüküm sürmekte,
Her yerde,
Yaradan ile artık ‘’senli benli’’ olunan.
***
Ve güneş ile kavrulan avlu
Yemin ile kılıcın nikâhına sadık kalıyor,
Ve cesaret bayramının
Merhumlarını avlunun toprağı teslim alıyor.
***
…Ve köyün çehresinin böylesi tasviri,
Sanırım aldı beni götürdü…
Ve biraz da pişmanım,
Ve düşünüyorum da, Hacı Murat’ı şimdi
Hangi yoldan bu avluya sokmalıyım.
***
Kızardı hüzmenin en parlak kısmı da,
Acele etmeliyim, yoksa alacakaranlık çökmek üzere,
Gökyüzünde süzülür gelir kartal da
Ve ihtiyacı da olmaz benim yardım etmeme.
***
Artık hiçbir yerde göremezsin ki
Onun gibi salınmasını yelpazesinin kanatların,
Yemin gibi de inan ki
Ben sana gösteririm naibini Hundzah’ın,
Gözükürse eğer alacakaranlık çökmeden.
***
Tamda alacakaranlık rengi var halbuki
Hürriyet ile silinmiş sınırların.
Ne imparatorluk adamı hissedebildi,
Ne de yuvası kendi yabanarısının.
***
Hissedebilmesi için dengi dengine rastgelmeli,
Ses etmeden anlamalıdır kelamsız lisanını,
Bu yüzdendir ki,
Kont Tolstoy
Mürekkep diye kullandı onun gözyaşını.
***
Adımını tanıdı, hem topal hem de hızlı,
Konağa and içti, adet olduğu üzere,
Halkın kıyafeti içinde kontu da algılayamadı
Hükümdarın kendisi de kilise de.
***
Sağaltmaktı benim de arzum
Ruhunun yarasını, güvencem kafiyemdi,
Fakat bağışla beni, okurum,
İstiyordum ama ne yazık ki
Alacakaranlık baskın geldi.
Dato MAĞRADZE
Tükçesi: Hasan Çelik
Hacı Murat:
Avar kökenli Kafkasyalı lider.
(Doğumu 1790’lar/ Ö. 1852)
Bir dönem Çarlık Rus imparatorluğunun Kafkasya’da korkulu rüyası oldu. Son ana kadar Rus askerleri ile savaştı! Başı kesilerek Rus Çarına götürüldü; Kesik başı Çarın huzuruna çıkarıldı!
Hacı Murat, Şeyh Şamil zamanında yaşadı.
İmam Şamil’in vekillerinden…
Sonra, kafatası halinde korunarak Rusya Kunstkammer müzesinde sergilenmektedir.
TULPAR
Doludizgin koşuyor, uçuruyor beni tulparım engin âlemlere,
Kara bir kuzgun da gaklıyor arkamdan kara kem gözlerle!
Yürü, tulparım, senin koşularının yoktur ne hududu, ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara, endişeli fikirlerimi!
Rüzgârları biç, suyu yar, aşıver hendeklerden ve kayalardan,
Çekinme sakın ey benim kanatlım ne sıcaktan ne de kötü havadan,
Fırlayarak git, atılıver ve kısalt şu sabırsızın yollarda geçecek günlerini!
Sakınma hem de yorgunluktan helak olmuş senin şu fedai süvarini!
Varsın ayrılayım vatanımdan, yoksun kalayım akranlarımla dostlarımdan,
Görmekten mahrum kalayım ebeveynimi ve sevdiğimi, hoşsohbet olan;
Nerde akşam olursa orada olsun sabahım, orası olsun vatan toprağım,
Yeter ki şu kalbimin sırlarını ben gezegenlere, yıldızlara anlatayım!
Kalbimin inlemelerini, aşkımın tortusunu sunayım denizin dalgalarına,
Ve senin muazzam, vecde gelmiş, çılgınca arzularının iştiyakına!
Yürü, tulparım, senin koşularının yoktur ne hududu ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara, endişeli fikirlerimi!
Defnolmayayım kendi toprağımda, atalarımın kabirleri arasında,
Kalbimin sevdiği ağıtlar yakmasın, damlamasın üstüme yaslımın gözyaşı da;
Kara kuzgun kazar kabrimi kıraç meraların viran çayırları arasında,
Ve artakalmış kemik çanlarıyla feryadı figanla atar üstüme toprağı fırtına da!
Sevdiğimin gözyaşı mislince göksel şebnemler düşer ben melunun üstüne,
Cıyaklayan akbabalar taziyelerini sunmada yakınlarımın yas tutması yerine!
Haydi kalk, uçuver benim tulparım, şu kaderin hudutlarından aşır beni,
Şimdiye dek olmadıysa bundan sonra hiç olmasın süvarin kaderinin kölesi!
Bırak onun himayesinden yoksun öleyim ben, lanetli!
Korkutamaz olsun ben kanlı düşmanını onun sivri pençesi!
Yürü, tulparım, senin koşularının yoktur ne hududu ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara endişeli fikirlerimi!
Nasıl olsa yine de boşa çıkmayacaktır iştiyakı şu garibin, hasredilen,
Ve yürünmemiş yol, çiğnediğin, tulparım, kalacaktır her şeye rağmen;
Ve şu zorlu yolum kolay gelsin benden sonra gelecek olan kardeşime,
Ve gözü kara rüzgâr gibi geçsin küheylanı kendi kara talihinin önüne!
Doludizgin koşuyor, uçuruyor beni tulparım engin âlemlere,
Kara bir kuzgun da gaklıyor arkamdan kara kem gözlerle!
Yürü, tulparım, yoktur senin koşularının ne hududu ne haddi,
Ve rüzgâra katıver şu benim kapkara, endişeli fikirlerimi!
Nikoloz BARATAŞVİLİ
Türkçesi: Hasan Çelik
Nikoloz Barataşvili: Aralık 1817 – 1845, Avrupa romantizmini Gürcü edebiyatına tanıtan kişi olarak bilinir. Genç yaşta ölümü nedeniyle geride az sayıda şiiri kalmıştır.
MUHAMMES (MUHAMBAZ)
Muhammes ne leziz sedasın böyle
Çamçi – Melko*
Uykumda bile ruhumda sen varsın!
Açsam da gözümü müjganımdasın!
Sadık bir köle gibi seninim ben,
Öldürsen de laf etmem – seninim ben.
Nere gitsen anında ordayım ben,
Görmesen de, bil ki ordayım ben!
Sıktım mı? Kendim için ordayım ben,
İçimden söylenirim: “Ne güzelsin”!
Uykumda bile ruhumda sen varsın!
Açsam da gözümü müjganımdasın!
Kavak dalını, belindir sanırım,
Belinin gökkuşağıdır sanırım,
Gözlerini – gökte şimşek sanırım,
Gül nefesi – soluğundur sanırım.
Kısmet olsa sorardım: “Benim misin?”
Uykumda bile ruhumda sen varsın!
Açsam da gözümü müjganımdasın!
On yolum var, onu da sana çıkar!
Fikrim var, karşıma siman çıkar!
Bir şey söylesem – illa adın çıkar!
Yüreğimde nemi var, ne mi çıkar?
Bir kez bari sorsan : “Neden böylesin”
Uykumda bile ruhumda sen varsın!
Açsam da gözümü müjganımdasın!
Benim dertlerime kim yanar ki, kim?
Kimin nesine, ıslak Mikhua kim?
Ölü müdür, diri midir, o da kim?
Yeryüzünde neye yarar ki, o kim?
Sen söylemezsin, bilirim çok naifsin!
Uykumda bile ruhumda sen varsın!
Açsam da gözümü müjganımdasın!
Ortaçala bağında gör, kimim ben,
Gamsız şölenlerde bir gör, kimim ben!
Elde mey, tamadayken gör, kimim ben!
Yumruk dövüşünde gör ki kimim ben! –
Seversin o an, dersin: “ Değerlisin!”
Uykumda bile ruhumda sen varsın!
Açsam da gözümü müjganımdasın!
Grigol ORBELİANİ
Türkçesi: Hasan Çelik
* Tiflis’in Avlabari semti sakini AşıkGulkanov (Melkon/Melkua)
Gürcü Haberin Notu!
Mustafa Yakut’un burada yayınladığımız yazısı bir kaç hafta önce bize ulaştı ancak yazının aylık kültür sanat dergisi İNSANCIL de yayınlanacağını bildiğimiz için beklettik!

























