OSMAN NURİ MERCAN’IN (ოთარიმედაშვილი) ARDINDAN
Bu makalede Mustafa Yakut bize, Osman Nuri Mercen hakkında önemli bilgiler veriyor; bir anlamda yakın tarihimizde kişilerin rolü üzerine bir analoji olarak da okunabilir.
Osman Nuri Mecan ”işlerinin yoğunluğundan” Gürcü Kültür Merkezi Derneğin yönetiminde görev almıyordu ancak her etkinlikte önerileri ile yönlendiriyor, katkı sunuyor, sorumluluk alıyordu. Kendi dönemim için şunu rahatlıkla söyleyebilirim: Gürcü Kültür Merkezi Derneğin gerek kendi içinde, gerekse kamuya açık faaliyetleri ve etkinlikleri ile ilgili, yönetim kurulu olarak aldığımız kararları uygulama aşamasında, her zaman Osman Nuri Mercan ile istişare ediyor, katkılarını alıyorduk. Bu durum hastalığının ilerlemesi ile birlikte kenara çekilmek zorunda kaldığı son ana kadar böyle devam etmiştir.
Gürcü Kültür Merkezi Derneği Osman Nuri Mercan’ her zaman sevgi ve saygı ile anmaya devam edecektir.

Önemli bir haberle bitiriyorum:
Gürcü Kültür Merkezi Derneği 2008 yılında kurulduğundan bu güne çeşitli hastalıklardan 10 değerler üyesini kaybetti. Bunlar: 1) Ramazan Uçan Ckviyanişvili, 2) Erol Uçan Ckviyanişvili, 3) Necati Yalçın, 4) Nina Yilmaz , 5) Ayşe Özer Akköy , 6) Tamar Lazaraşvili, 7) Aykaç Kara, 8) Simon Zazadze, 9) Halit Çelebi, 10) Osman Nuri Mercan. Bir Dernek için yerleri kolay doldurulamayacak çok değerli üyeler.
Geçenlerde Gürcü Kültür Merkezi Derneği bu üyeler için çok tarihi bir karar aldı. Her yıl Mayıs ayı 4. haftası ‘KAYIPLARI ANMA HAFTASI” olarak ilan edildi.
Bu çerçevede gelecek ay 28 Mayıs Cumartesi günü kayıpları anma ve birlik günü pikniği için bir çalışma başlatıldı. GKM Kayıplarını tanıtan bir Broşür hazırlıklarına başlandı. önümüzdeki günlerde konuyla ilgili G K M resmi hesabından bilgi paylaşımları yapılacak. Fehmi Uzal Ustiaşvili
******

OSMAN NURİ MERCAN’IN (ოთარიმედაშვილი) ARDINDAN
Mustafa Yakut (გურამ ხიმშიაშვილი) : Bu yıl doğumunun 100. yıldönümü anması yapılacak olan Türkiye Gürcülerinin aydınlanma meşalesini yakan Ahmet Özkan Melaşvili, 5 Temmuz 1980’de Bursa’da faşist katiller tarafından katledildi.
Onun Gürcüleri aydınlatan meşalesinin ilk kıvılcımları 1968’de yayımladığı, büyük yankılar uyandırmış olan “Gürcüstan” kitabı idi. Bu kitap Türkiye’de Gürcistan ve Gürcü kültürü vb. ile ilgili başvurulabilecek ilk temel kaynak oldu.
1977 yılında ise, Sanver Akın ve Hayri Hayrioğlu ile birlikte “ÇVENEBURİ” dergisini yayın hayatına soktu. İnegöl Kafkas Kültür Dayanışma Derneği, Hayriye Köyü Kalkındırma Kooperatifi gibi kuruluşların gerçekleştirilmesini sağladı.

Bursa’da, Oba İşhanı’ndaki ofisi, bütün Gürcülerin buluşma, aydınlanma merkezi olmuştu. Hemşerilerine (Çveneburilere) Gürcü alfabesi vererek Gürcüce okuma-yazmayı öğretmeye çalıştı. Gürcü kültürü, edebiyatı, sanatı, müziği, folkloru ile ilgili çalışmalar yaptı. O’nun öldürülmesinden sonra Çveneburiler bir anlamda öndersizkaldılar. Ardından 12 Eylül askeri cuntasının gelmesiyle bütün çalışmalar durdu. Çveneburi dergisi yayınlanamadı. Bir sessizlik ve tedirginlik hâkim olmuştu.
A. Ö. Melaşvili’nin mücadelesini, anısını sürdürmek için bazı yakın arkadaşlar sık sık bir araya geldi. A. Özkan’ın ölüm yıldönümünlerinde, İnegöl-Hayriye Köyü’nde toplantılar yapıldı. Daha sonra, İstanbul, Bursa ve İzmit gibi yerlerde, piknik şeklinde daha geniş kitlelerin katıldığı toplantılar gerçekleştirildi.
Bütün bu etkinlikler, A. Özkan’ın dostları başta olmak üzere Çveneburilere (Kartvellere) ulaşılarak yapılmaya çalışıldı.
Haberleşme, günümüze kıyasla çok zor koşullarda oluyordu. Cep telefonlarından vaz geçtim, henüz sabit telefonlar bile çok sınırlı idi. İnternet yaşamımıza girmemişti.O nedenle ben, sürekli yanımda taşıdığım jeton torbası ile telefon kulübelerinden telefon ederek ve bir hafta öncesinden adreslere posta ile mektup (fotokopi) göndererek, yapılacak etkinlikleri bildirmeye çalışıyordum. A. Ö. Melaşvili’nin ölümünden sonraki ilk yıllar böyle geçmişti.
Doğal ki yardımcı olan arkadaşlar, hemşeriler vardı.Ama büyük ölçüde organizasyonları tek başıma ve zor koşullarda gerçekleştirmeye çalışıyordum.
1984’te bu durum değişti; artık yalnız değildim, çünkü Osman Nuri Mercan ile tanışmıştım. Artık fotokopi-mektuplar yerini fakslar ve jetonlu telefonların yerini sabit (ofis) telefonlar almıştı. Yani, o zaman Glaxo İlaç firmasında genel mali müdür olan O. N. Mercan, bütün olanaklarını bana sunmuş ve kendisi de tüm çalışmaları birlikte yapmanın gerekliliğine karar vermişti.
Olanaklı olduğu kadar geniş kitlelerle yapılan toplantılar, dernek kurma çalışmaları onunla birlikte yürütüldü. 1987’de, İstanbul-Beşiktaş’taki “Batum Muhacirleri K. YardımlaşmaDerneği’nin kuruluşunda belirleyici bir rol oynadı. “Gürcü” sözcüğünün yasak olmamasına karşın, sakıncalı, tehlikeli görülüğünden “Batum ve Havalisi” ismi kullanılıyordu. Nitekim Bursa’da da aynı isimle dernek kuruldu.
İberya da arkadaşların evlerinde müzik çalışmaları yapıyordu. Henüz dernek vs. gibi uygun yerler olmadığı için bu, İstanbul’da Gürcü müziğinin nüvesini oluşturacak toplantılara aileler sırasıyla ev sahipliği yapıyordu.
Bu yıllarda (1984’ten itibaren) Gürcistan’dan gelen birçok konuğa, sanatçıya, O. Mercan ile birlikte ev sahipliği yaparak; anavatanın, Gürcü kültürünün Türkiye’de tanıtılabilmesi için çaba sarf ettik. Gelen konuklar arasında; ünlü Balet ZurabKikaleişvili (1985), ünlü Orkestra Şefi CansuğKahidze (1985-1986), sinema yönetmeni TengizAbuladze (1986), Sukhuşvili ekibi (NinoRamişvili ve TengizSokhuşvili ile birlikte-1986), Şair ve yazar Otar ve TamazÇiladze kardeşler (1996)’da Türkiye’ye geldiler. Tarihçi Prof. NodarŞengelia, Şair-Yazar PridonHalvaşi, Dramaturg yazar AleksandreÇhaidze, Türkolog-yazar LiaÇlaidze, Dilbilimci Prof. ŞuşanaPutkaradzegibi kişiler ise birçok kez Türkiye’ye geldiler.
Bu konuklarla yaptığımız çalışma, söyleşi ve buradaki hemşerilerime tanıştırma toplantıları düzenlemek ikimizin ortak uğraşısı olmuştur.
O günlerde, Sovyetler Birliği’nin henüz dağılmadığı ve Gürcistan’ın da “Demirperde” ülkesi durumu söz konusuydu.
Bu koşullarda, böyle konuklarla ilişki kurmak ve etkinlik yapmak oldukça zor ve riskli idi. Henüz Türkiye’de Gürcistan ile diplomatik ilişkiler olmayıp; ne Gürcistan Büyükelçiliği, ne de konsoloslukları vardı. Bu riskleri benimle birlikte, hatta daha ön planda göze alan kişi Osman Nuri Mercan’dı.
1987 Eylülünde, “Gürcistan Dışında Yaşayan Hemşerilerle Kültürel İlişkiler Derneği’nin çağrılısı olarak, birlikte Gürcistan’a (Sovyetler Birliği’ne) gittik. Birlikte Gürcistan’a ilk gidişimizdeki bu gezi unutulmaz anılarla dolu.
Yayın çalışmaları ise, neredeyse tamamen durmuştu. A. Özkan’ın yakın dostu ve yol arkadaşı Hayri Hayrioğlu (VahtangMalakmadze) İnegöl’de bazı masalları ve belgeleri Türkçeye çeviriyor, biz de İstanbul’da yayınlanabilmesi olanaklarını araştırıyorduk. Zaten o zamanlarda H. Hayrioğlu’ndan başka Gürcüceden çeviri yapabilecek düzeyde her iki dile egemen pek kimse yoktu.
“Çveneburi” dergisinin 1980’de kesintiye uğrayan yayını, ancak on üç yıl sonra 1993’te A. Özkan’ın arkadaşları ve öğrencileri tarafından gerçekleştirilebildi. Bursa’da noter Hasan Aydın’ın bürosunda Osman Nuri Mercan, İberya Özkan, Mustafa Yakut, Fahrettin Çiloğlu, Ragıp Atay, Şevket Şirin, Hasan Çelik, Hayri Hayrioğlu, Ergün Atabay, Hasan Aydınve İsmail Yazıcı’nın katıldığı toplantıda, ikinci etap “Çveneburi”nin temeli atıldı. Osman Nuri Mercan’ın inisiyatifi ilk adımların atılmasında etkili oldu. Bir yıl sonra İstanbul’a taşınan derginin kısa süre sorumlu işleri müdürlüğünü Cahit Oktay ve yayın yönetmenliğini de Fahrettin Çiloğlu yaptı. Daha sonra uzun bir süre,-2006’da dergi kapanıncaya kadar- sahip ve sorumlu müdürü Osman Nuri Mercan idi. İberya Özkan ve Mustafa Yakut’ta yayın kurulunda idiler. Derginin kapanmasında; O. N. Mercan’ın mali sorunlarının artması, gereken desteklerin hiçbir yerden gelmemesi de etken oldu. Üç ayda bir, Türkçe olarak ve içinde Gürcüceörneklerede yer verilen derginin on üç yıl boyunca yayınına kesintisiz devam edebilmesi, ayakta kalabilmesi O. N. Mercan sayesinde oldu. Toplam düzenli 59 sayı yayınlanan “Çveneburi” dergisi tüm Türkiye’deki Gürcülere ulaştırılmaya çalışılmış ve Gürcülerin aydınlanmasında çok önemli bir rol oynamıştır.
Mercan; henüz Gürcistan’ın bağımsız bir devlet olmadığı dönemlerden itibaren, Türkiye-Gürcistan arasında dostluk ve kültürel ilişkiler köprüsü rolünü yerine getirmeye 2019’da yakalanmış olduğu amansız hastalığına kadar istikrarlı bir şekilde devam etti.
Osman Nuri Mercan, 1948 yılında Sakarya’nın Geyve İlçesinin Karaçam köyünde doğdu. İlkokulu köyünde okudu. Ortaöğrenimini gördüğü Adapazarı Ticaret Lisesi’nden 1966’da mezun oldu.
Yükseköğrenimi: 1967-70 İstanbul (İTİA) İktisadı ve Ticari İlimler Akademisi’nde, gece öğrenimi, 1971-1973 Lisansüstünü ise İngiltere’de London School of Economics’te yaptı.Muhasebe dalında master programını bitirdi.Doktora çalışmasını ise yarıda bırakarak yurda döndü.Sırasıyla;
Wyeth İlaç Laboratuvarları A. Ş.
TopkimPremiks Yem Sanayii A. Ş.
Glaxso Smith Kline İlaçları A. Ş.
Doğu İlaç Fabrikası A. Ş.
Atabay İlaç Fabrikası A. Ş.
Kurumlarında muhasebe ve mali işler müdürlüğü gibi üst düzey yöneticilik görevlerinde bulundu.
Kendi firması olan Mitos Turizm,işlerin iyi gitmemesi nedeniyle 1-2 yıl sonra kapanmak zorunda kaldı. Daha sonra yine kendi firması olan Harbiye’deki “Real Yeminli Tercüme Hizmetleri’nde, vefatından kısa bir süre öncesine kadar yeminli tercüme etkinliklerini bizzat yürüttü.
Bu ofis yıllarca, -2006’da kapanıncaya dek- “ÇVENEBURİ” dergisinin de ofisi oldu.
OSMAN NURİ MERCAN ile YOLLARI KESİŞMİŞ olan birçok dostu, hatırasının unutulmaması için duygu ve düşüncelerini paylaştılar:

(Alfabetik sıra ile)
ALİ KÜLHAN (Lise ve üniversite arkadaşı)
Osman ile 1964 yılında Adapazarı Ticaret Lisesi 4. sınıfta tanıştık. 1965 yılında babasını kanserden kaybetti. Kardeşi Âdem ve annesiyle birlikte yaşamaya devam etti. 1998’de de annesini kaybetti.
Her ikimiz de boy fakiri olduğumuz için, lisede hep ön sıraları paylaşmıştık.Ancak Osman benden 1 cm kısa olduğu için, arkadaşlar arasında “bacaksız” lakabı takıldı. Osman’ın köyü olan Karaçam ile bizim köy birkaç km aralıkla, aynı yol güzergâhında bulunuyor.
Lisede arkadaşlar takmışlardı ona “bacaksız” lakabını ama daha sonra, kendi Gürcü çevresine girdiğimde ben Gürcü olmadığımdan bana, “kudyani” (Gürcücede kuyruklu) lakabını takarak, bir anlamda öcünü almıştı.
Okulumuz mezunu arkadaşlar ve diğer ortak çevremizde bizleri sık sık arayarak ilişkileri sürekli sıcak tutan; sık sık yemek, gezi, mesleki kültürel-sosyal etkinlikleri bizzat organize eden, buluşturan, kaynaştıranO idi.Bu sempatik bacaksızdan şahsen ben son derece şikâyetçi olduğumu, ilerde öbür tarafta mutlaka yakasına yapışarak hesap soracağımı, hiç çekinmeden ve tüm içtenliğimle ortak çevremize duyuruyorum.Neden bizlerden hiç icazet almaya gerek görmeden, kimseye sormadan çekip gitti?
Var mı öyle rahatlık?
ASUMAN TÜMER -Yazar – (Osman Nuri Mercan’ın akrabası)
Osman Mercan (Osman Abi) ile çocukluğum beraber geçti.Annemle Osman Mercan kardeş torunlarıydı.Karaçam’da doğmuş, ilkokulu orada okumuştu. Orta ve Lise eğitimi için Adapazarı Ticaret Lisesi’ne kayıt ettirmişti babası onu. Çok zeki ve çalışkan bir çocuk olduğu için, okumasını özellikle annemin babaannesi (biz anneanne derdik) desteklemiş, yanında kalmasını istemişti.
Anneannemin Adapazarı tren istasyonunun karşısındaki evde geçen çocukluğumuz boyunca; sakin, az konuşan, kararlı, çalışkan ve azimli tavrıyla Osman Abi duruşunu hiç bozmadı.
Gürcü köklerine duyduğu saygıyla adeta kendini adadığı bir yola baş koydu.Özünü bulmaya çalıştığı bu yolculukta başarılı oldu.
Uzun bir ömür biçilmemiş Osman abime, ancak dolu yaşadı. Seçtiği yolu yürüdü.
Şimdi önünde açılan yeni yolculuğunda dilerim huzurla, nurla yol alsın.
Değerli bir akrabamı, idealizmiyle ve vazgeçmeyişi ile iz bırakan bir dostumu kaybettim. Üzgünüm.
AVTANDİL NİKOLEİŞVİLİ-(Prof.Yazar-Kutaisi Devlet Üniversitesi)
Abartmadan diyebiliriz ki Osman Nuri Mercan aktif ve çok yönlü sosyal etkinlikleri ile Türkiye Gürcülerinin ulusal bilinçlerinin yükseltilmesinde büyük katkıda bulunmuştur.
Bununla ilgili olarak, başta Türkiye Gürcülerinin ilk Gürcü dergisi ”Çveneburi”nin ikinci etabının yayınlanmasında (1993) onun rolünü vurgulamak gerekir.
Bu dergi vasıtasıyla Osman Bey, bizim kardeş ülke Türkiye’deki Gürcülerin tarihsel vatanı ile ilişkilerinin güçlendirilmesinde büyük rol oynayarak, ülkemizin tarihinde “onurlu vatansever” olarak yerini almıştır.
AYDIN AKIN -(Çveneburi Dergisinin yazarlarından) – ANKARA
Osman Abi ile tanışmam, 1992 yılının ortasına dayanıyor. Gürcistan, yeni bağımsız olmuş ve kapalı olan kapı da açılmıştı. Bir zamanlar ulaşılmaz olan Gürcistan, bir şekilde orda duruyordu artık. Tam bu heyecan ile “Çveneburi” dergisi, yıllardan sonra tekrar hayata dönmüştü. Osman Bey o dergiye muazzam emek verdi. Bu sayede Gürcü kültürü, dansları, adetleri, tarihi, giysileri, dil grameri, sanatçıları, müzikleri ve akla gelecek hemen her konuda zengin yazılar ile uzun bir süre devam etti.
Osman Bey, o zaman daha sınırlı teknolojik düzeydeki koşullarla, derginin ve çeşitli faaliyetlerin yürütülmesine ön ayak oldu.
Tüm bunları; sevecen yüzü, neşesi, sıcaklığı, o çocuksu kalbi ile yaptı. Belki de asıl bu tarafı ile hafızalarımızda kalacak bence. Onu, o sıcak, neşeli ama bilgi de içeren sohbetleri ve dostluğu ile zevkle anacağım.
CEVAT ARTAR – Borçkalı
Osman Nuri Mercan’ı ilk tanıştığımızdan beri bir kardeş yakınlığında görmüştüm. Onu; hoş sohbeti, pozitif enerjisi ile etrafına mutluluk dağıtan bir insan olarak tanıdım. Gürcü dili ve kültürüne de büyük emek ve katkılarını da biliyorum. Ölümüne çok üzüldüm. Kısmet bu kadarmış. Bütün sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Allah rahmet eylesin.
DAVUT KAPTAN (Omeradze)(ომერაძე)- (Emekli İlköğretim Müfettişi)
Abi kardeş samimiliğimizle, 1997’den beri dostluğumuzu günbegün artırarak devam ettirdik. Gürcü kimliğimi onun sayesinde Çveneburi dergisinin mutfağında olgunlaştırdım. Üzüntülerimi anlatamaya sözcük bulamıyorum. Anlık duygularımla o güzel insanın adına akrostiş bir şiirle vedalaşmak istiyorum.
O kadar çok üzgünüm üzgün
Sorma nasıl söylerim öldün
Maalesef neler gördün!
Anlatılamaz bu hüzün
Nasıl söylerim, niye öldün?
Nerde mazlum, sen görürdün
Unutulmaz o tevazün
Rüya gibi bütün ömrün
İnanılmaz, nasıl küstün?
Matem oldu bize bugün
Elçiydi Gürcü’ye gönlün
Rehberlikti işin gücün
Cana can katardı sözün
Abideydi görünüşün
Not düşüyorum, Gürcü’sün.
ELİZABETH MAÇİDİDZE – (Prof. Türkolog-Tiflis)
Osman N. Mercan ile 1991 yılında tanıştım. İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’ne Rustaveli Tiyatrosunda tercüman olarak katılmıştım.
Basın konferansına Hayati Asılyazıcı ve Osman Nuri Mercan da gelmişti. Konferansta benim Türkolog ve Gürcü olduğumu öğrenince çok sevinmişti.
O, Gürcistan’ı ve Gürcüleri çok seven bir aydın idi. Herkese yardım ettiği gibi, bana da çok yardımı oldu. Özellikle doktora tezimi hazırlarken, değerli belge ve kitapları bana ulaştırmıştı. Türkiye’deki Gürcülerin, Gürcistan’ın tarihi ve kültüründen haberdar olmalarını çok istiyordu. Bu nedenle “Çveneburi” dergisini yayınlıyordu. Dergide kendisi de çok önemli ve ilginç yazılar yazıyordu.
Kendisi doğal olarak iyimser idi ve “ben İmedaşvili’yim” (ümitliyim) diyordu.
2006 yılı Ağustos’unda Tiflis’e gelmişti. PatriarkİliaMeore ile çok önemli bir röportaj yapmıştı ama ne yazık ki o sene Çveneburi”nin yayın hayatı sona ermiş olduğundan bu röportajı yayınlamadı.
O. Mercan, benim de hocalarımdan Türkolog-Lia Hanım’ı (Çlaidze) çok severdi. Bir defasında Lia Hanım’ın evinde ona rastlamıştım. Konuklar arasında yazar TamazÇiladze ve ressam Cemal Lolua da vardı.
O, Gürcistan pasaportu aldığı zaman çok sevinmişti. Türkiye ve Gürcistan çok önemli bir değerini kaybetti.
Işıklar içinde olsun.
ERDOĞAN ŞENOL(ერეკლედავითაძე) – (Araştırmacı – Yazar)
Sayın Osman Nuri Mercan Beyefendi, bende her zaman olumlu izlenim bırakmış, önemli bir değerdi. Kendisini 90’lı yıllarda İstanbul’da üniversite öğrencisi olduğum dönemde tanıdım. Harbiye’deki ofisinde tanışmamızı, Gürcü dili ve kültürü üzerine sohbetimizi, beyefendiliğini, güler yüzünü ve beni iyi karşılamasını asla unutamam. Tabii, sonraki yıllarda da görüşmelerimiz olmuştur. Gürcü kültürüne ve yayın hayatına katkılarını, duruşunun kıymetini hep bilmişimdir. Vefatı nedeniyle derin üzüntü duydum. O’nun gibi müstesna insanlar zor yetişiyor.
Hepimizin başı sağ olsun.
EŞREF YILMAZ MAKHARADZE (გოდერძიმახარაძე)- (Gürcü Dil Merkezi Başk.)
Osman Nuri Mercan’ı ben ilk kez, Bursa-Karacabey/ Boğazköy’ de kutlanan “Köy Kuruluş Şenliği”ne geldiğinde, orada tanıdım. Gecenin sunucusuydum o programda. Orada kısa bir konuşma yapmıştı. Çveneburi Kültürel Dergiden dolayı, köyümüz halkı gıyabında zaten tanıyordu.Ancak o gece programın en önemli konuğu oldu diyebilirim. Programda yapılan çekilişte kazandığı televizyonu “köy gençlik grubu”na bağışlamıştı.
Sonra İstanbul’da yaşamaya başladığımda yakınlaştık. Adı geçen dergide yazılarımı yayımladı.
O. N. Mercan kısa yazılarla anlatmak zor. Ancak şunu söylemezsem olmaz; eleştirisini çok nazikçe yapsa da, iğneleyici şakasını da esirgemezdi.
Çveneburi Kültürel Dergiyi yayınlarken çok fedakârlıklar yaptı. Aradığı desteği bulsaydı, dergi bugüne kadar yayınlanabilirdi.
Son olarak da şunu belirtmek gerek; Gürcü kültürü ve Gürcistan’a yönelik eleştirilerle, neredeyse tek başına mücadele etti. Yayın kurulundaki aykırı sesler, derginin de sonunu getirmiş oldu.
FEVZİ ÇELEBİ (ჩელებაძე) -(Sanat Tarihçisi)
Osman Nuri Mercan yıllardır tanıdığım gerçek bir dosttu. Yaşantısıyla örnek, kültürel ve mesleki donanımıyla özgüven sahibi, üstelik alçak gönüllü biriydi. Özgüven ve alçakgönüllülüğün birlikteliği, kendisini daha da güçlendiriyordu.
Türkiye’ye olduğu gibi, Gürcistan’a da faydalı olmaya çalışan, iki komşu ve kardeş ülke arasında köprüler kurmayı amaçlamış bir gönül insanı, bu konuda hizmet vermeyi, varlık nedeni gören Türkiyeli bir Gürcü aydınıydı.
“Türkiye Gürcü Camiası” için; Gürcü dili ve kültürüne gönül vermiş, Gürcü dili ve kültürünün korunması ve geliştirilmesi için azımsanmayacak maddi ve manevi katkıda bulunmuş, kişisel beklentileri olmayan, cesur bir dava adamıydı.
Türkiye’deki Gürcü dili ve kültürü çalışmalarının olumsuz etkilenebileceği polemiklere ve günlük siyasi yaklaşımlara hiç girmedi.
Sessizce üstelik zamansız aramızdan ayrıldı.
Allah rahmet eylesin. Mekânı cennet olsun. Eş ve çocuklarına, tüm sevenlerine ve “Türkiye Gürcü camiasına” sabırlar diliyorum.
GİORGİ JANJGAVA – Gürcistan Ankara Büyükelçisi
Gürcistan-Türkiye dostluk ve kültürel ilişkilerinin geliştirilmesine, Gürcü kültürünün tanıtılması ve yaşatılmasına önemli katkıları olan; Türkiye’deki Gürcü camiasının seçkin kişiliklerinden değerli Osman Nuri Mercan beyefendinin vefatını derin üzüntü ile öğrenmiş bulunmaktayım. Kendisi ile 90’lı yıllarda tanışmıştım. Biriktirmiş olduğumuz güzel anılarımız vardır.
Kurucularından biri olduğu “Çveneburi” dergisi, Türkiye’deki Gürcü kökenli vatandaşların Anavatan Gürcistan ile bağların kurulmasında önemli rol oynamıştır.
2006 yılına kadar yayını süren bu dergide, birkaç yazımın yayınlanması konusunda da bana yardımcı olmuştur.
İki ülke yararına gerçekleştirebileceğimiz faaliyetler konusunda, fikir alışverişinde bulunup önemli işbirlikleri yapmıştık.
Son yıllarda yakalandığı ağır hastalık ile mücadelesinden galip çıkacağını ümit etmiştim.
Türkiye’deki Gürcü camiasına ve kederli ailesine baş sağlığı ve sabırlar diliyorum.Nur içinde yatsın.
HASAN AYDIN (სალუკვაძე)- (Emekli Noter)
Osman Nuri Mercan’ı uğurlarken:
İlk etabı Ahmet Özkan Melaşvili tarafından 1977’de başlatılmış olan Çveneburi dergisi, 1980’de A. Özkan’ın ölümüyle kapanmak zorunda kalmıştı.
Derginin tekrar çıkarılması için çalışmalar yapılırken, 1993 yılında Bursa’daki toplantılarda tanıdığım Osman Nuri Mercan’ı; gayet alçak gönüllü, çözüme odaklı konuşmaları ve derginin çıkması için,“mutlaka hep birlikte elimizi taşın altına sokmamız gerektiğini ifade etti. Aksi takdirde başarılı olamayız” dedi.
Verilen sözlerden ve alınan karardan sonra, 1993 yılında ikinci kez Çveneburi’yi yayınlamaya başladı. Bu süreçte kendisiyle zaman saman görüştüm. Sık sık derginin basım maliyetlerinden ve de yeterli aboneye ulaşamamaktan şikâyetçiydi. 13 yıl sonra 2006 yılında Çveneburi dergisi zorunlu olarak ikinci kez kapandı.
Türkiye Gürcülerinin sembol ismi Osman Nuri Mercan, Gürcü kültür dünyamıza yaptığı sayısız katkılarıyla belleklerimizden silinmeyecektir.
Kimsenin kimseyi göremediği salgın döneminde, kendisini zamansız kaybettik. Ailesine, sevenlerine baş sağlığı diliyorum. Yattığı yerde incinmesin.
Güzel insan Osman Nuri Mercan’ın arzusu,Çveneburi dergisinin tekrar yayınlanmasıyla sağlanabilir.
HASİBE ÖZKAN – (Çoruh Vadisi Borçkalılar Dayanışma ve Gelişim Der. Baş.)
Değerli büyüğümüz, uzun yıllardır tanıdığım örnek aldığım, Gürcü kültürüne çok büyük emekleri olan, güzel insan ile birçok anım var. Ben sizlerle hiç unutamadığım, herkese severek anlattığım bir anımı paylaşmak istiyorum. Bir federasyon etkinliğine davet etmiştim ve davetliler arasındaydı. Çok yönlü bir kişiliği olduğundan, kendisine sordum. Seni nasıl taktim edelim dedim, dünyanın ikinci güzel insanı olarak anons ettirebilirsin diye takılmıştı.
Bu dünyadan güzel bir insan, Osman Nuri Mercan geçti. Değerli hocamıza Allah’tan rahmet diliyorum. Nur içinde yatsın.
HÜSEYİN UYGUN (მოწყობილი) -(Şair-Çevirmen)
Osman Nuri Mercan’ın Gürcü kültürüne, Türkiyeli Gürcülerin dil ve kimliklerini yaşatabilme mücadelesine önemli katkıları olmuştur. Bu değerli çalışmalarıyla adı hep saygıyla anılacaktır.Nurlar içinde uyusun. Zaman zaman Çveneburi Dergisi’ne yazılar,şiir çevirileri gönderiyordum. Her gönderdiğim yazıdan sonra arar teşekkür ederdi.
2005 yılında Fatsa’da düzenlediğimiz “Kabakdağı Kültür Şenliği’ne” davet ettik. Birkaç arkadaşıyla geldi, şenlik alanında Fatsalı Gürcülerle sohbet etti, ücretsiz dergiler dağıttı. Kendisi de, biz de mutlu olmuştuk.
O yıl, PridonHalvaşişenliğimizin şeref konuğuydu. Karşılaştıklarında sarılıp kucaklaştılar, hal hatır sordular; ikisi de çok mutlu olmuştu. Uzun sohbetlerinden, şakalaşmalarından, yakın dost olduklarını belli oluyordu. PridonHalvaşi’nin esprili sözlerinden, uzun bir süreden beri görüşemedikleri anlaşılıyordu. PridonHalvaşi’nin o sözleri hala kulaklarımda: “Osman kargatçanharmarapatsayşetetrebulhar.” (Seni iyi gördüm, ama biraz beyazlanmışsın.)
O günden sonra yüz yüze görüşemedik.Bir iki telefon görüşmemiz oldu. Son zamanlarda sağlığı ile ilgili iyi haberler gelmiyordu ama sağlığına kavuşacağı ve yeniden Çveneburi ’ye hayat vereceğini umuyorduk,olmadı.
Işıklar içinde olsun.
İLHAN YAKUT(ხიმშიაშვილი)
Osman Nuri Abi ile Adapazarı’nda yaşadığım 1988-89 yıllarında abim Mustafa Yakut vasıtasıyla tanıştım. Kendisi de Adapazarlı (Karaçam Köyünde) olduğu için sık sık geliyordu.
İlk yıllarda anımsadığıma göre,Glaxo ilaç firmasının mali müdürlüğü görevini yürütüyordu. İstanbul’a gittiğim günlerden birinde evine de gitmiştim. Yaşam tarzını, sosyalliğini ve entelektüel yapısını raflardaki kitaplarından görebiliyordunuz. Gürcü kültürüne olan ilgisi, bağlılığı, O’nun Çveneburi dergisinin ikinci etabının yayınının başlatılması ve tüm yükünün en büyük kısmını abim Mustafa ile birlikte omuzlamasıyla ortaya çıkmıştı. Tanışmaktan onur duyduğum bu değerli ağabeyimin vefatı bizi çok üzdü. Gürcü dostlarına, arkadaş ve ailesine baş sağlığı diliyorum. Işıklar içinde olsun!
İRİNE JAVAKHİDZE – (Türkolog-Tiflis)
Hayat boyu unutamayacağım bir ses var: Kalbatono İrine, RogorHart (İrine Hanım, nasılsınız), bu Osman Nuri Mercan’ın ilk defa 29 yıl önce İstanbul’da telefondan duyduğum sesidir. Rahmetli LiaÇlaidze Osman Bey’den; gurbette ve hayatında ilk defa, İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşayan kızına ilgi göstermesini rica etmişti.O günden itibaren, yarım yıl boyunca İstanbul’da, sonra ise Tiflis’te Gürcistan’da kötü veya iyi olaylar meydana geldiği her anda, bu ses bana destek, ümit ve inanç getirmişti. Eminim ki içimde kalan bu ses gibi, Osman Nuri Mercan’ın yaptığı iyilik Türkiye’de ve Gürcistan’da yaşayan Çveneburilerin kalbinde sonsuz kalacaktır.
KAMİL OLGUN (თავადძე)- (Ahmet Ö. Melaşvili’nin dostlarından)
Genç yaşında ölümüne üzüldüğüm kadar, belki daha da çok, öfkelendim sanki. Yakın bir tarihte görüşememiş olmamıza hayıflandım. Seyrelmiş görüşmelerin geniş zamana yayıldığı esnada, bir bakmışsın ki arsız ölüm girivermiş araya. Öfkeleniyorsun.
KENAN YAŞAR(გორგაძე)-(İmerhevli-Fizik Öğretmeni)
Çok ilginç bir karşılaşmamız oldu:
Özgür henüz bir buçuk yaşındaydı ve hasta olmuştu. Ateşi çok yükselince apar topar Kadıköy’de Caginer hastanesine götürdük. Özgür’ü yatırmaya karar verdiler. Beklerken yanımıza güler yüzlü, kravatlı bir beyefendi yaklaştı. Sohbet edince hastane müdürü olduğunu ve Gürcü olduğunu öğrendim. Derken sohbetin konusu kendiliğindenÇveneburi dergisine geliverdi. Benden İmerhevi ile ilgili yazı yazmamı istedi ve ben de elimden geldiğince bir şeyler yazmaya söz verdim. İki üç yazım dergide yayınlandı. İmerhevi ‘de ay ay işlerin nasıl yapıldığını, hayatın nasıl yaşandığını anlatan yazılardı: Şavşat İmerhevi ‘de Yaşayan Gürcülerin Bir Yılı.
Sonra Kafdağı çalışmaları yeniden başlayınca, tüm sevecenliğiyle bize destek oluyor, etkinliklerimizi ilgi ile takip ediyordu. Birçok etkinlikte yıllar boyu görüşmelerimiz sürdü.
Emeği, çalışmaları ve güzel kalbini yansıtan bakışlarıyla anılarımda yaşayacak. Anısına saygıyla, gittiği yer aydınlık olsun.
KEVSER RUHİ(ჰანდაძე) – (Yazar-Çevirmen)
Sosyal mecradaki vefat duyurularının altına, ölen şahsı tanısak da tanımasak da, birbirinin aynısı sözlerle taziye bildiriyoruz. Sonra herkes hayatına kaldığı yerden devam ediyor. Yazmasam kendimi kötü hissediyorum. Yazsam acıyı sıradanlaştırıyor, daha da kötü oluyorum. “Çok üzüldüm, acını paylaşıyorum” deyip biraz ötede başka bir paylaşım altına da “mutlu yaşlar, mutlu yıllar,” yazıyorum. Bir parçalanmışlık, bir duygular arası hızlı geçişten kaynaklı karışıklık oluyor algıda ve her şey anlamsızlaşıyor. Üzüntü de sevinç de yaşanan “an” da manasızlaşıyor.
Bir kişi sosyal mecrada uzun süredir paylaşım yapmıyorsa, eminim ki, olumsuzluklar içinde, kendi derdine düşmüştür, bir çıkış yolu aramaktadır. Ve bu süreçte kimseyi görmek istemiyordur; haklıdır. Yahut hastadır, çok yakınları haricinde kimseyi hastalığına tanık etmek istemiyordur, yine haklıdır. Canının derdine düşmüştür, ne denebilir ki?
Osman Nuri Mercan dostumuzun kaybı üzerine bir iki cümle yazmak istediğimde ilk aklıma gelenler bunlar oldu. Fecebook’tan öğrendim, bizlere veda edişini. Bu da bizim ayıbımız olsun! Çok üzüldüm bu habere. Uzunca bir müddet hastaymış, buraya kadar direnebildi demek.
Çok sık görüşemesek de, nerden baksan kırk yıla yakın bir tanışıklığımız vardı. Çveneburi dergisinin ikinci defa hayat bulmasında emeği ve desteği olan dostlarımızdandı. Gürcü kültürüne tutkun, köklerine ve soydaşlarına bağlı, her zaman güler yüzlü ve pozitif kişiliğiyle bildiğim Osman Nuri Mercan, artık aramızda yok. Aydınlık karşılasın gittiği yerde, ruhu şad olsun. Ailesinin ve sevdiklerinin acısını içtenlikle paylaşıyor, taziyelerimi iletiyorum.
MAKA ŞONİA – (Doç. Türkolog-Tiflis)
İstanbul’dan, benim için dayanılmaz acı bir haber geldi; Osman Nuri’nin vefat haberi.
Osman Bey ile 1990’larda İstanbul’da tanışmıştım. Harbiye’deki ofisinde, Çveneburi dergisi için şiir ve edebiyat üzerine sohbetler ettik.
Bana ailesini de tanıştırdı. Osman Mercan’ın konukseverliği ve nezaketi, İstanbul’dan Tiflis’e getirdiğim en değerli izlenimlerimdendir. O’nun ince mizah duygusunu unutamıyorum.
Gürcistan için facianın yaşandığı 2008 yılı, ağustos ayı günlerinde biz araması nasıl unutulabilir?
Gürcistan’daki akademik ve entelektüel çevreler, Çveneburi dergisinin ve onu yayımlayan Osman Nuri Bey’in değerini çok iyi biliyorlar.
O’nun vefatı herkes için büyük kayıptır. Işıklar içinde olsun. Toprak incitmesin.
MEVLÜT ARTVİNLİ – (Türk-Gürcü Eğitim ve Kültür Vakfı’nın Genel Müdürü)
Osman Nuri Mercan Türkiye’de Gürcü kimliğinin şekillenmesinde Gürcü kültürünün oluşmasında ÇVENEBURİ dergisi ile çok büyük hizmetler vermiştir. Onun sayesinde Türkiye’deki Gürcü toplumu birbiri ile kaynaşmış, aralarında iletişim sağlanmış Gürcü kültürünün gelişmesindeki temel taşlardan biri olmuştur. Vakfımızın da aktif bir üyesi olan Osman Nuri Mercan, hizmetleri ve eserleri unutulmayacak.GÜRCÜ KÜLTÜR MERKEZİ’mizin kurulması ile tekrar devam ettirilecektir.Ruhu şad olsun.
MURAT KASAP (ქასხიენთი)- (Tarihçi-Yazar)
Osman Nuri Mercan’ın ardından…
İstanbul Üniversitesi’ne öğrenci olarak başladığım ilk yıllardı. 1997 yılında Fatih’te bir büfede bir dergi dikkatimi çekti. Derginin kapağında Çveneburi yazıyordu. Büyük şehirde böyle bir isimle dergi görmenin şaşkınlığı ve heyecanı ile dergiyi hemen satın aldım. Günlerce dergiyi yanımda taşıdım, her fırsatta okudum… Açıkçası benim için paha biçilmeyecek bir dergi idi. Bu dergiyi çıkaran kişi ile muhakkak tanışmalı idim ve öyle yaptım. Dergide yazan adrese gittim. Taksim Harbiye’de bir bina idi. Zile bastım ve karşıma Osman Nuri Mercan Bey çıktı. İlk defa görüşmemize rağmen çok sıcak ve samimi bir tanışma ve sohbet oldu. Böyle bir dergiyi çıkardıkları için kendisine çok teşekkür ettim. Daha sonra bana Gürcü kültürü ve tarihi ile ilgili kitaplar gönderdi. Çveneburi dergisini yıllarca aynı bayiden almaya dikkat ettim. Dergiyi yaz tatillerinde köyüme götürdüm. Osman Nuri Mercan ağabey ile çok sık olmasa da görüşmelerimiz devam etti. Mümkün mertebe kendisini ziyarete gittim.
Gürcistan Dostluk Derneği’ni kurduğumuzda, dernek merkezimizde bizi ziyaret etmişti. Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. Osman Nuri Mercan aracılığı ile dedelerimin göç ettiği köy ile irtibat kurma imkânım oldu. Onun aracılığı ile yeni dostluklar oluşturdum. Ayrıca Gürcistan’ın ünlü bilim adamlarından Prof. Dr. NodarŞengelia ve Prof. Dr. Zaza Şaşikadze ile yine Osman Nuri Mercan sayesinde tanıştım… Ona ne kadar teşekkür etsem azdır. Çveneburi dergisindeki tarihi yazılar benim tarih alanımda çalışmalarıma da büyük ölçüde katkıda bulunmuştur. Çveneburi dergisi denilince, benim aklıma gelecek ilk insan kesinlikle Osman Nuri Mercan’dır. Bence o Türkiye’de Gürcü Kültürünün tanıtılmasında öncü insanlardandır. Çveneburi dergisinin büyük bir özveri ile çıktığı aşikâr. Bu derginin çıkması ve okuyuculara ulaştırılmasında Osman Nuri Mercan’ın hakkını kesinlikle vermeliyiz. Bu konuda onun büyük hizmeti olmuş, Türkiye’de yaşayan Gürcülere paha biçilmez bir hazine bırakmıştır.
Osman Nuri Mercan, Gürcü kültürünün tanıtılması ve yaşatılmasında öncü kişiliğinin dışında beyefendi bir insandı. Ben şahsen kimsenin kalbini kırdığına ve kimsenin aleyhinde konuştuğuna şahit olmadım. Osman Nuri Mercan ağabeyi artık ahirete uğurladık. Son yıllarda görüşme imkânım olmamıştı.
Ona karşı son görevimizi yapmak ve onu uğurlamak için Avukat Sezen Gönenç Okşan ve Orhan Beridze ile birlikte Sakarya Geyve Karaçam köyüne geldik. Camiamızın başı sağ olsun. Ailesine sabırlar diliyorum…
Nurlar içinde yatsın…
MUSTAFA UZUN (გამიშიძე) – Müzisyen – (A. Ö. Melaşvili’nin dostlarından)
Osman arkadaşımızın vefatı beni çok üzdü. Onun hakkında söylenecek kelimeler yetersizdir. İnsan sevmeyi, hizmeti kendine ilke edinmiş büyük hümanist kişi idi. Kültürel hizmette yeterli destek alamadı. Mangalda kül bırakmayan Türkiye Gürcüleri (bir kaç istisna dışında) kültürel konuda hiç yardımcı olmadılar. Çveneburi için çok çabaladı. Detaylara girmek istemem. Çok sitemlerini bana iletmişti. Herkes ya çıkar, ya da şöhret peşinde olduğu için sosyal hizmet geri planda kalıyor. İşte Osman Nuri arkadaşımız bunu çok yaşadı. Çok üzgünüm. Yolu doru, dünyası aydınlık idi. Ruhu da aydınlıklarla olsun. Çok üzgünüm.
NANULİ KAÇARAVA – (Prof. Türkolog – Tiflis)
Uğurlar olsun Osman Nuri Mercan!
Osman Nuri Mercan yani Otarİmedaşvili… Biz onu “Çveneburi” dergisinin sahibi ve editörü olarak tanıyorduk. Ahmet Özkan Melaşvili’nin ve beraberindekilerin yayın hayatına kazandırdıkları “Çveneburi” dergisini, Türkiye’deki Gürcülerin de desteğiyle mümkün olabilecek kadar uzun süre senelerce yürüttü ve yaşattı Osman Nuri Mercan. Bu vesileyle ona çok minnettarız.
Ankara’da Bilkent Üniversitesi’nde çalıştığım yıllarda GuramRçeulişvili adlı yazarımızın hikâyelerini çevirip gönderiyordum ona.Yahut başka bir konuda yazdığım makaleleri bir gayretle gönderiyordum ve Osman Bey de, aktardığım yazı ve makaleler için bana saygıyla teşekkür edip, onları “Çveneburi” dergisinde yayımlıyordu. Kendisi de çeşitli Gürcü yazar ve şairlerinin eserlerini çeviriyor, bunları ve yaptığı ilginç söyleşileri yayımlıyordu “Çveneburi”’de.
İstanbul’da Bebek semtindeki evinde, ilk eşi Şaduman hanımla ve oğlu Devrim’le beraber, bana gösterdikleri misafirperverliği unutmam da mümkün değildir. Karı-koca büyük zevkle İstanbul’u gezdirip, kendileri gibi güzel dostlara da ziyarete götürdüler beni. “Çveneburi” dergisinin kapağında, ikinci evliliğinden doğan küçük kızı, Tamar’ın fotoğrafını hepimiz sevgiyle anıyoruz. Sürahiyle dergi kapağından bize gülümseyen kız, bugün üniversiteden mezun olan dünya güzeli bir hanımefendidir… Büyük acıyla babasının vefat haberini bizimle paylaştı ve bizleri de derin üzüntüye soktu. Osman Bey’in kuzeni olan Metin Bey’den hastalandığı hakkında haberi aldık.Ama hastalığın bu kadar ölümcül olacağını ve onu bu fani dünyadan böyle erken ayıracağını hiç düşünememişiz.
Uğurlar olsun, değerli Osman Bey! Türkiyeli Gürcüler ve Gürcistan’da sizi tanıyan Gürcüler yasa büründüler. “Çveneburi” dergisi aracılığıyla siz, iki ülkenin Gürcüleri arasında bir köprü oluşturdunuz ve bu köprünün sağlamlaştırılması için de bir hayli çaba gösterdiniz. Nur içinde yatın, iyi kalpli insan. Yaptığınız çalışmalar, verdiğiniz emekler unutulmazdır!
NATELA KUDİDZE – (İstanbul Gürcü Diaspora Dernek Başkanı)
Osman Nuri Bey ile 1994’te tanıştım. İlk olarak hemen bana çıkartmakta oldukları “Çveneburi” dergisini gösterdi.
Dergiye Gürcü mutfağı ile ilgili yazılar yazmamı istedi. Yazdıklarımın büyük bir kısmını yayınladı.Daha sonra seminerler düzenleyerek, Gürcü kültürünü ve mutfağını Çveneburilere ve Türklere tanıtmaya çalıştı.
Örnek olarak, ünlü Gürcü Tarihçi NodarŞengelia ile cilgili yaptığı seminer çok ilgi çekti. Tiyatro yazarı Refik Erduran ile konuk Gürcü tiyatro yönetmeni AlexsandreKantari’nin semineri ise çok rağbet gördü.
2000 yılında, Beyoğlu’nda PERA A. Ş.’de Gürcü yemekleri yapmaya başlamıştık. İlk konuklarımız Osman Bey ile Mustafa Bey oldular.
Diaspora Derneği olarak, O’nu anma günü yapacağız.
Işıklar içinde olsun.
NECLA AKGÜMÜŞ (მახარაძე)
80’li yıllarda Gürcü kültürüne ilgi duyan araştıran her gencin adını duyduğu kaynak insanların başındaydı. Benim için de öyle oldu. Sonrasında tanışıklığımızla birlikte hayatımıza dokunmuş ve şekillenmesinde önemli yeri olan en önemli kişi oldu. Ve daha sonra hep en özel anlarımızda yanımızda olan: Düğünümüzden, çocuğumuzun doğumuna… Köyümüz Boğazköy Gürcü gecelerine hep en önde keyifle, sevinçle katıldı.
Neşeli, esprili kişiliği ile de yanınızda olmasından moral bulacağınız biri. Yaşam sevdalısı yani; mütevazi, yardımsever kimliğiyle maddi, manevi desteği eksik etmedi ihtiyacı olana bir de.
En önemlisi tanıdığım gerçek anlamda kültürüne sevdalı kişilikti.
Gürcü kültürüne katkılarıyla, dostluğuyla, abiliğiyle anılarımızda özlemle hep yaşayacak. Saygı ve sonsuz teşekkürler.
Işıklar içinde olsun.
NİNO (Sevim Çetinkaya) (ნინოხიმშიაშვილი)– (Almanya’da)
Sevgili Otar İmedașvili,seninle 80’li yıllarda İstanbul’da tanıştık. Babam Almanya’da Fakir Baykurt’la beraber PridonHalvaşi’nin şiirlerini çevirip “Eninde Sonunda” kitabını yeni bastırmıştı.Sen, kitabın Türkiye’de de basılmasını konuşmak üzere yanımıza geldin.Biraz sohbet ettikten sonra, bizi Bebek’teki evinde misafir olarak ağırladın. Göstermiş olduğun samimiyetinle, cana yakınlığınla kalbimize dokundun.
Sonraki yıllarda birbirimizden uzak yaşadığımız halde, bağlantımız hiç kopmadı. Bilhassa Çveneburi dergisinin düzenli çıktığı dönemlerde, sıkça telefonlaşırdık. Avrupa’ya geldiğinde bize uğrardın. Babamla beraber Gürcistan’a ve Gürcü kültürüne karşı olan sevginizi her fırsatta ifade ederdiniz.Öyle anlarda gözleriniz parlardı.
Türkiye’de yaşayan Gürcüler için gösterdiğin önemi ve değeri biçilmez faaliyetlere, birçok insan tanık olmuştur.
Sana angajmanından, katkılarından, dostluğundan dolayı çok teşekkür ediyorum. Kalbimde ve anılarımda neşeli, ilgili, vefakâr, gönlü son derece geniş bir insan ve Kartvel olarak kalacaksın. Yokluğuna alışmak hiç kolay olmayacak.
NODAR ŞENGELİA -(Prof.Tarihçi – Türkolog)
Osman Nuri Mercan’ın ölüm haberini büyük bir acıyla aldım. Ailesinin, meslektaşlarının ve arkadaşlarının başları sağolsun. Sayın Osman Bey’in gidişi hem Türk hem de Gürcü toplum için büyük bir kayıptır. Amacı Türkiye’de yaşayan Gürcülerin anavatanını unutmamak olan Ahmet Melaşvili’nin başlattığı çok büyük işine devam ediyordu. Bu bakımdan “Çveneburi” dergisindeki editörlük faaliyetleri özellikle çok önemli ve değerlidir.
Osman Bey, Türkiye’ye gelen her Gürcü için cömert bir ev sahibi olmuştu. Özellikle Gürcü Türkologlarla içten dostluk, bağları kuruyordu. Onunla 1998 yılında Türkiye arşivlerinde bilimsel araştırmalar yaparken tanıştım. Fakat onun hakkında daha önce bilgiler duymuştum. Bana gösterdiği sıcaklığı ve ilgisini asla unutmayacağım. Mustafa Yakut’un benimle yaptığı söyleşiler ve bilimsel etkinliklerle ilgili haberleri dergide yayınladı. İşimle ilgilenerek birçok sorunu çözmeme yardımcı oldu. Hep kalbimizde yaşayacak. Nurlar içinde huzurla uyusun!
NURİ ÇELEBİ (ჩელებაძე) – (A. Ö.Melaşvili’nin dostlarından) – Emekli Öğretmen
Osman Nuri, Türkiye-Gürcistan sevdalısı idi. Çağdaş düşünceliydi.
Okula başladığı yıllarda, geçici bir süre Tahtakale’de muhasebecilik de yaptı.Çeşitli işlerde çalıştı.
Okudu, başardı, branşında zirveye ulaştı. Birçok firmada üst düzey yöneticilik yaptı.İkinci etap “Çveneburi” dergisinin çıkarılmasında ve yaşatılmasında en önemli rol oynayanlardan biri oldu.
Görünüşü ufak tefekti, ama yaptığı işler ve eserleri ile “Dev” bir hemşerimizdi.Onu anarken; Ahmet Özkan Melaşvili’yi, Ergun Atabay’ı, Bayar Şahin’i, İberya’yı ve daha yüzlerce hemşerimizi anmasak olmaz.Hemşerileri olarak O’na Allah’tan rahmet diliyoruz.
Not: 26 Mart 2022’de vefat eden rahmetli Nuri Çelebi’nin son yazısıdır.
ÖZLEM DİLA AKALTUN(ოზლემდილააქალთუნ)
Gagimarcos!
Çveneburi dergisini ilk Hürriyet gazetesinde duymuştum, o zaman lise de okuyordum. Çevremdeki kişilere sordum, nasıl temin edebilirim diye.Kimse bu konuda bilgi vermedi.
Daha sonra, 1998 yılı olmalı -yanlış anımsamıyorsam-, büromuzda unutulan spor gazetesinde Çveneburi dergisinin tanıtımı vardı.Ben de gazetede yer alan numaraya abone olmak istediğimi faks ile belirttim. Fakat aradan üç ay kadar zaman geçmesine rağmen dergi gelmemişti ve ben dergiyiTurhan kitabevinden satın almıştım.
Dergiyi düzenli takip etmek ve az da olsa -abone olarak- maddi katkıda bulunmak için Osman Bey’i aradım, ama konuşmadık. Ertesi gün işten çıktım. Asansör beklerken telefon çaldı ve ben büroya geçip telefonu açtım.Arayan Osman Beydi. Uzunca bir sohbetin ardından, dergi içeriğine baktığımda “iyi, güzel ama dili yok olan Türkiye’deki Gürcü kültürü” dedim. Osman Bey “evet bizde bunun farkındayız. Ama bununla ilgili yazı gönderen olmadı. Sizin varsa yollayın dergide yayımlayalım” dedi.
Ben Ankara’ya taşındığımız tarihten itibaren, Gürcü kimliğini, yani yaşadığım kimliği çok daha net fark ettim ve inkâr yerine çok sevdim. Bu nedenle bize ait olan gelenek ve değerleri, babamın teşvikiyle yazmaya başladım. Ama “benim Gramerim iyi değil. O yüzden dergide yayınlanmaz” dedim.
O da; “Sen fotoğrafları ile birlikte yolla, biz değerlendiririz” dedi ve bu şekilde yazılarım yayınlanmaya başladı.
Dergide yazılarımı değerlendiren, uzunca yıllar dergi çıkaran Osman Bey’in benim için önemi; bana bu cesareti vermesi ve Gürcü kültürü ile ilgili yazılar yazan diğer kişileri de teşvik etmiş olmasıdır.
Osman Bey, anılar bırakarak gitti bu dünyadan ve ben onu, bizleri yazmaya teşvik ettiği için sevgi ve saygıyla her zaman anacağım.
RİCHARD CAŞİ – (Tiflis’ten dostu)
Dün, Mustafa Yakut, Fecebook’tan Osman Nuri Mercan’ın ölüm haberini ulaştırdı. Henüz uzak geçmişte, 1987’de, Tiflis’te bizi ziyarette bulunan ve sonra 1989’da İstanbul’da bize ev sahipliği yapan, içten sevgi ve saygı gösteren bir dostun kaybedilmesi bize büyük acı veriyor. Bunların dışında birçok kez buluşmalarımızı asla unutamam.
Türkiye ve Gürcistan’ın çeşitli şehirlerinde hem Türk, hem Avrupa kültürü ile donanmış derin bilgisiyle takdir edilmiş, kendisi de modern medeniyete büyük saygı göstermiştir.
O aynı zamanda tam bir Gürcü idi.Doğduğundan beri anne ve babası tarafından Gürcü ruhu ile yetiştirilmiş bir Gürcü…Mekânı cennet olsun.
ROİN MALAKMADZE – (Prof.Batum ŞotaRustaveli Üniversitesi)
Gürcü Kültür Merkezi Derneği Üyesi, Türkiye Gürcüleri yakın tarihinin efsanevi kültür dergisi Çveneburi”nin imtiyaz sahibi Osman Nuri Mercan uzun zamandır mücadele ettiği hastalığa yenilerek aramızdan ayrılmıştır. Değerli ailesine sabır, camiamıza bağ sağlığı diliyoruz.
İstanbul’da ŞuşhanaPutkaradze Hanım sayesinde, Türkiye’de yaşayan Sayın Osman Nuri Mercan (İmedaşvili) ile tanıştığım için kendimi şanslı hissediyorum. Kendisi çok iyi bir insandı. Hayat boyunca Gürcistan-Türkiye arasındaki kültürel ilişkilerinin güçlendirmesi için elinden geleni onuruyla yaptı. Türkiye’de yaşayan Gürcüler için, editörlüğünü yaptığı Çveneburi dergisi yıllarca yayınlandı.
Sayın Osman Nuri Mercan, aynı zamanda Türk-Gürcü Eğitim ve Kültür Vakfı’nın kurucularındandır. Misafirperverliği ile ünlü, güzel yürekli dostumuzdu. Düzenli, asil ve nazik biriydi. Sohbetlerini dinlerken Gürcistan’ın acı tarihi canlanabiliyordu.
Osman Nuri Mercan’ın (İmedaşvili) vefat haberi bizi çok üzdü. Ailesine, akrabalarına ve dostlarına başsağlığı dileriz.
ROZETA GUJEJİANİ (როზეთაგუჟეჟიანი)-(Prof. Etnolog -Tiflis Devlet Ün.)
İstanbul’dan üzüntü verici bir haber geldi. Uzun hastalıktan sonra Sayın Otar İmedaşvili/Osman Nuri Mercan vefat etmiş.
Otar bey, Gürcistan için çok çaba sarf etmiş bir Gürcü idi.Bunu yapmak çok zor olduğu zamanlar bile. Uzun bir süre Çveneburi dergisinin başında bulundu. Kendisi bütün kültürel-eğitim aktivitelerine katılıyordu. Onu bizden önceki nesil temsilcileri olan bilim adamları, gazetecileri ve hükümet üyeleri yakından tanıyorlardı.
Osman Bey farklı bir espri yeteneğine sahipti. Bizi her zaman neşe ve nezaketle karşılıyordu. O daima kalacak kalplerimizde.
Nur içinde yatsın Gürcistan için çok emek harcamış. Osman beyin ruhu, onun kalbi hep vatan için çarpmıştı.
RÜŞTÜ BOZKURT(გორილიენთი)- (Ekonomist Dr. A. Ö.Melaşvili’nin dostu.)
Osman Mercan’ı Anmak
Bugün ülkemizde yaşayan insanların bir bölümü 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın değişik yerlere savurduğu ailelerin çocuklarıdır. Halk arasında “93 Göçmeni” diye bilinen bu büyük savrulmada, Gürcistan’ın Acara bölgesi ve Artvin yöresinin insanları da vardır. Osman Mercan’ın ailesi de, o büyük savaş rüzgârının darı saçar gibi Anadolu’nun değişik yerlerini dağılan insanlar arasında, Sakarya Ovası’nın Geyve Boğazı’nın girişindeki Karaçam Köyü’ne yerleşmişti.
Osman Mercan üniversite eğimi görmüştü, ama köyünde ailesinden Gürcü dilini de öğrenmişti. Belki Gürcü dilinde şiir yazamıyordu, ama kendini ifade edebiliyordu.
Değişik işler yaptı, yaşamı öyle sürdürdü. Kendini Gürcü kültürünün yaşamasına adamıştı. Dergi çıkarmaktan, değişik kültürel toplantılara çok birçok etkinliğin arasındaki insandı…
Düşündüklerinin ne kadarını yaşama taşıyabildiğini bilemeyiz, ama topal karınca misali amacı, yolu, düşleri ve düşündükleri gizli saklı değildi. Yaşam ve inançları uğruna harcanmış bir hayatı tamamladı.
Yaşadığımız sürece Osman Mercan’ı saygıyla anacağız.
SABAHATTİN KESKİN(დიდმანიძე)
Işıklar içinde uyusun sevgili Osman abim, aynı zamanda köylüm (Karaçam Köyü). Tanışmamız yıllar öncesine dayanıyor ve benim ofiste yaptığımız Çveneburi dergisi toplantılarında iyice pekişti. Çok eskiyi, rahmetli annemin anlattıklarından anımsıyorum. Gürcü kültürüne ve diline katkıları unutulmaz. Her daim güler yüzü ve yardım severliği ile anımsanacak bir efsane oldu.
Uzun yıllar mali müşavirliğini yaptığımda, daha yakından tanıma fırsatı buldum. Bir gün ofisime geldi ve önüme bir pasaport koydu.Ben anlamadım. ”Yolda buldum” dedi.Ama içine baktığımda, Gürcü pasaportu ve Osman Nuri Mercan yazıyordu. Gözlerinin içi parlıyordu.Yeni almış ve benimle sevincini paylaşmıştı. Pek çok anı biriktirdik karşılıklı.
Yıldızlar yoldaşı olsun.
SEZEN GÖNENÇ OKCAN (სალომებარამიძე)-(ŞotaRustaveli Merkezi Der. Baş.)
Gürcü kültürü ile yakından tanışmama vesile olan Sayın Osman Nuri Mercan ‘ı saygı ile anıyorum. Onun ölümü beni ve Gürcü camiasını derin yasa boğmuştur.
İstanbul Hukuk Fakültesinde öğrenci olduğum dönemlerde, Osman Nuri Mercan’ın sorumlu müdürü olduğu Çveneburi dergisinin varlığından haberdar olmuş ve dergiye ulaşmaya çalışıp, iyi bir okuru olmaya gayret etmiştim. Avukatlık mesleğime başladığımda da bu bağ kopmamış, derginin iyi bir takipçisi olmamın yanı sıra, Çveneburi dergisi adına Sayın Osman Nuri Mercan’ın düzenlediği ve geniş katılımların olduğu yemekli toplantılard,a benim için Gürcülerle buluşma yeri olmuştur.
2008 yılında İstanbul’da faaliyete geçirdiğimizi Gürcü Kültür Merkezi Derneği kuruluşunu yürekten desteklemiş ve kurucu üyemiz olarak her zaman yanımızda olmuştur.
2017 yılında yine İstanbul’da faaliyete geçirdiğimiz ŞotaRustaveli Kültür Merkezi Derneği’mizin de kuruluşunu desteklemiş ve onur kurulu üyemiz olmuş, faaliyetlerimize katılmıştır.
Çveneburi dergisi tarihte önemli görevler üstlenmiş bir dergidir. İnternetin olmadığı, bilgiye ulaşmanın zor olduğu dönemlerde, o zamanın biz gençlere pencere açmıştır. Evimizde veya ofisimizde Çveneburi dergisini bulundurmak bizlere adeta ayrıcalık tanıyordu. Dergiden edindiğim bilgiler, ufkumun daha çok açılmasına ve bu kültür alanında yazılar yazan insanları merak etmemize ve tanımamıza yardımcı oluyordu.
Ondan çok şey öğrendik. Yaptıkları yolumuzu aydınlatmaya devem edecektir. Aziz hatırası önünde saygı ile eğiliyoruz. 18.03.2022 İstanbul
ŞUŞANA PUTKARADZE – (Prof.Dilbilimci – Batum-ŞotaRustaveli Üniversitesi)
Osman Nuri Mercan-İmedaşvili’nin ölüm haberi bizi derin üzüntüye boğdu. Osman Bey, Türkiye-Gürcistan arasındaki iyi komşuluk ilişkilerinin en büyük destekçilerinden biri idi. Türkiye’de yayınlanan “Çveneburi” dergisinin kurucularından, sahip ve sorumlu müdürü idi. Bu dergide İstanbul Katolik Kilise ve Manastırı ile ilgili makalelerimvar.
Türkiye’deki Gürcülerle ilgili araştırmalarımın ve bunun sonucu olarak yazdığım “ÇveneburebisKartuli” kitabım ile ilgili ilginç, bilimsel yazılar da yayınlanmıştır. Aynı zamanda Osman Bey benim yakın dostumdu. Bana çok destek ve yardımcı olmuştur.
Türkiye ve Gürcistan’daki dostlarının başı sağ olsun. Nur içinde yatsın.
TEZCAN ATİLLA(ბასილაძე)
Kendisiyle Ahmet Özkan Melaşvili’yi anma töreninde tanışmıştım. Gürcü folkloru ile ilgilendiğimi bildiği için, folklor hakkında konuşmuştuk. Gençliğimi şekillendiren, Gürcü kimliğime bakış açımı etkileyen,Çveneburi dergisinin editörü yayıncısı olması sebebiyle tanışmayı en çok istediğim aydınlarımızdan biriydi. Bir kaç kez kısada olsa kendisiyle görüşmeme rağmen etkileyici birikimi ile beni etkilemişti. Onunla şahsen tanıştığım için mutluyum. Ölümü gerçekten çok üzdü beni.Camiamızın başı sağ olsun.Anısını yaşatmak dileğiyle
UĞUR TANIYAN (ზობიენთი) -(Gürcü Kafe İşletmecisi)
Osman Nuri Mercan, Sakarya Karaçam’da doğmuş bir Gürcü olarak, o bölgede yaşayan binlerce Gürcü’den çok farklı idi. Onu ne gibi bir olay veya kim Gürcü kültürüyle yeniden buluşturmuş ve tanıtmıştı yada tetiklemişti, benim için merak konusudur. Fakat her zaman olduğu gibi, bir yerlerde herkes asimile olurken “nehrin akışına kapılmış ölü bir balık” olmadığını gösterecek bir Gürcü mutlaka çıkar ve “ben Gürcü’yüm” der… O’da, o bölgenin; sıradanlığı reddeden, seçkin Gürcülerinden biriydi. Gürcülüğünü idrak etmekle kalmadı.Hayatını gerçek bir Gürcü gibi de sürdürmeye çabaladı. İstanbul’da, milyonlar içinde onu, bizim gibiler de bu özelliğiyle fark ettik ve tanıdık. Biz dağınık, asimilasyon seline kapılmış Türkiye Gürcülerini, ondan öncekiler gibi mücadele verip, bizleri bir sosyo-kültürel yapı olarak birleştirme amacına ulaşamamış olsa da, hepimiz üzerinde aydınlatıcı, olumlu etkileri oldu. İlerde böyle bir yapılanma olursa, onunda bu yapıda kendisine düşen tuğlaları koyduğunu hep hatırlayacağız. O Türkiye’de “Çveneburi Kültürel Dergi” efsanesinin kahramanlarından biriydi. Ne yazık ki hayatının son yıllarında belki de kabuğuna çekildiği için, en tecrübeli olduğu halde onun birikiminden yeterince yararlanacak ortamı bulamadık. Son görüşmemiz olan, Kadıköy’de ki muhabbetiyle hatırlayacağım her zaman… O Türkiye’de bir Gürcü kökenli olarak doğdu, sonradan ismini kendi seçtiği “Otar İmedaşvili” yaptı ve böylece Kartvelliğini geri aldı ve hep Kartveli/Gürcü yaşadı.
































