KOMBİ DOLABINDAKİ GÜVERCİN
Celal Karaca: Sanırım iki hafta önceydi. Sabah evden biraz erken çıktım. Akşam üzeri saat 16.00 dolayında eve döndüğümde balkonda bir hareket, hummalı bir çalışma var. Güvercin dayanışması!
İki güvercin ağız dolusu malzeme taşıyor bir kapağı kırık kombi dolabına. Burada neler oluyor diye kombinin diğer kapağını araladım. Ooo! bizim kombi dolabına “kaçak bina” çoktan yapılmış!
Düşündüm. Burada olmaz. Ben kombiye su vereceğim. Isıyı açacağım/kısacağım. Yumurtladıktan sonra bunu yapamayacağım. Güvercin ürkecek, yumurtalar soğuyacak. Doğacak bir canlının hayatını tehlikeye atacağım. Belki sıkça onu rahatsız ettiğimde yavrular yumurtadan çıkınca anne yuvayı terk edecek. Bu kalbimi burkacak. Yuvayı kaldırdım. Hem de üç kez.
İki gün evden uzak kalıp geri döndüğümde “ev!” yeniden tamamlanmış, aile taşınmış bile. İki yumurta bile bırakılmış mütevazi “çocuk odası”na!
Çaresiz “çocuklar” büyüyünceye kadar ev sahipliğine devam edeceğiz.
Birkaç gün önce “nurtopu” gibi iki çocuğumuz doğdu!. Her sabah kalktığımda onların cıvıl sesiyle uyanıyorum. Bu sabah kalktığımda kiracılarımın evinde! Bir sessizlik. Aman Allahım! İki yavru birbirine kenetlenmiş. Annenin kafası görünmüyor. Anneye dokundum. Hiç bir tepki yok. İnanın göz yaşlarımı tutamadım.
Şimdi yavrular ne olacak? Ben bu yavrular için ne yapabilirim?
Dostları, ben bu yavruları yaşatmak için ne yapabilirim?
*****



























