
Sınıf alışkanlığı ÇALIŞANLARIN özellikle de “işçi” sıfatıyla çalışarak ekonominin yükünü sırtında taşıyanların yılda bir günü “Bu da bizim bayramımız” coşkusuyla kutlamalarının kime ne zararı olabilir?
Descartes, “Düşünüyorum, o halde varım” diyor. Yanlış! Varım o halde düşünmem gerek. Kendimi, amacımı, çevremi ve ülkemi düşünmem gerek. İçimdeki düşünce alevi, beni değişime itiyor, beni ayağa kaldırıyor, beni direnişe itiyor. Direnmek, değişimin ilk basamağı, ilk adımdaki vazgeçilmez ruh hali.

Herkes Ruhi Su dinliyor, Aşık Veysel dinliyor. Nazım okuyor, Can Yücel okuyor. Marx, Engels, Lenin külliyatı eşliğinde.
Kimsede silah yok, silah ne sözcük, çakı bile yok. Olan sadece direniş düşüncesi, düzeni değiştirme özlemi. “Düşünceyle değiştirme.” Düşünceyi hayata geçirmek için, toplumu sarsmak için, eylem, kullanılan tek silah.
Yıllar sonra dünya gençlik liderlerinin yazdığı kitaplar gibi, “Biz devrimi çok sevmiştik”. O sevgiyle eylem günlerinden birinde, herkes o gün çok iyi işler yaptığına inanıyor. Ertesi gün merakla gazeteleri bekliyor.

Emeğe saygı herkesin borcudur. Ama emeğin de hukuka uygun yasalara saygı borcu vardır. 1 Mayıs emeğin, dansların, türkülerin, ortak acıların ve zaferlerin bayramıdır…



























