Çerkesche KPençhesi
ELİF ERALP’IN BERLİN EYALET SEÇİM ZAFERİ ÜZERİNDEN “EMEĞİ DE KİMLİĞİ DE YOK SAYAMA!”
Bu ülkedeki on binlerce insanımız gibi verdikleri mücadeleden dolayı 12 Eylül darbesinin hedefi olup ülkelerini terk etmek zorunda kalan bir ailenin çocuğu Elif Eralp, Berlin eyalet seçimlerini kazandı. Bu duruma ve Eralp’in aile köklerine ilişkin özensiz ve ezberci değerlendirmeler uzun zamandır siyasal-sosyal alanda birikmiş kafa karışıklığını ve bilinç bulanıklığını ortaya serdi.
Kimisi salt Çerkesliğiyle ilgilenip Eralp Ailesi’nin geçmişten bugüne verdiği sınıfsal-siyasal mücadeleyi görmezden geldi.
Kimisi, Çerkesliğini “önemsiz ve sıradan bir ayrıntı” olarak görüp, kişinin bugünkü durumunu besleyen tarihsel köklerine dair halk gerçekliğinin üzerinden atlamayı, tepeden dili yine “en has solculuk” olarak tarifledi.
Aslında her iki kesim de bütünlükten kopmada birbirinden pek farklı değil. Çünkü, bir kişinin gerçekliğini anlatmak ile önceliklerini birbirine karıştıran bir darlığın paydaşı oldular.
Birinci kesim, Çerkes pragmatistleri.. Bugüne kadar egemenden, güçten, iktidardan, mevki makamdan yana olanlar, Eralp’in Çerkesliğiyle “gurur duyarak” yine ‘kazananın’ yanında görünmeyi seçti. Oysa Eralp Ailesi egemen sınıfa ve faşizme karşı mücadele ederken, ağır bedeller öderken onlar tabi oldukları siyasal akımla birlikte zalimi çılgınca alkışlıyorlardı. Türkiye, Kafkasya, Rusya özelinde ve Dünya genelinde kapitalistlere, emperyalizmin görevli unsurlarına, en ırkçı ve en gerici odaklara omuz verdiler, vernekteler. Devrimci demokrat Çerkesleri yerden yere vurmakla, yaftalamakla, itibarsızlaştırmakla, tehditle ve ihbar etmekle dolu sicillerini bilen bilir. Birazcık utanma olsa sol sosyalist bir Çerkesin başarısından pay kapmaya çalışmazlardı. Onun yerine; “Geçmişte hatalar yaptık, hatta halk düşmanlığına varan suçlar işledik, çizgisini bile bile Elif ile bugün gurur duymamızın nedeni pismanlığımızdan, artık halk saflarındayız, halkımızın içinden çıkan Elif Eralp Türkiye, Almanya ve tüm Dünya emekçi halklarıyla ortak gururumuzdur” diyebilirlerdi. Diyemezler!
İkinci kesim ise, Elif Eralp’in Çerkesliğini sınıfsal bakışın ve önceliğinin rakibi veya ikamesi görüo dar bakanlardır.. Etnik siyasetin yıllardır sınıfsal mücadeleyi tarumar etmesinden, hep yararlanıp işi bitince hedefleştirmesinden dili yanan sol kesimden bazı öznelerde sıra Çerkeslere gelince yeterince tanımamaktan kaynaklı önyargı ve hezeyan oluşuyor.
Oysa, sınıfsal duruşunun ve ırkçılık karşıtı mücadelenin ana eksen olması, kişinin Çerkesliğinden ürpermeyi gerekli kılmaz.
Elif’in siyasal duruşu ile halk gerçekliği birbirinin rakibi değil. Emek ile kimliği birbirinden ayırmak ve bu yolla etnikçi kimlik siyasetine alan açmak yerine emeğin ve kimliğin birleşik hattını örmek siyasal mucadeleye bütünlüklü bakış biçiminin bir gereğidir. Kaldı ki sosyalistler hiçbir halkın gerçekliğini yok saymaz, hafifletmez. Tam aksine, her kesimin değerlerine özenli ve ölçülü yaklaşır, varlığını ve devamlılığını önemseyip emek şemsiyesi altında birleştirmeyi hedefler. Dolayısıyla naçizane tavsiyem; ezber cümlelerle Çerkesleri dışlamayın, kazanın. Ki, direniş tarihi bilinen Çerkes halkı özelinde de ”On faren olacağına bir kedin olsun’ sözünün doğruluğu bir kez daha sınanabilsin..
Öte yandan, Kürt siyaseti olunca mangalda kül bırakmamayı, peşine takılmayı kronik “solculuk ispatı ve yarışı” olarak görenler söz konusu Elif’in Çerkesliği olunca çıtları çıkmıyor. Biri için kükrerken diğerine sessiz kalmak zaten kimlik siyasetinin ikiyüzlülüğünü de özetliyor.
Sınıf mücadelesinin birleştiriciliğine ve Çerkes halkının öz gücüne odaklanmak yerine egemen siyasete yaslanmanın konforu ve cüretinde tavan yapan Kürt siyesetinin peşine takılıp güç devşirmeye kalkan özgüvensiz özneler bari bu durumdan biraz olsun ders çıkarnalı. Gittikleri bu yoldan dönüp sınıfsal bakıştan soyutlanmış kimlik siyasetinin girdabındaki kullanışlı hallerine son vermelerini umut ediyoruz.
Ortak aidiyetler üzerinden iyi niyetli kutlama yapanlara tek sözümüz olamaz. Ama şunu da görmeliyiz; Elif Eralp bu seçimi Çerkes (veya Türk, Kürt, Alevi vb) olduğu için kazanmadı, dolayısıyla Çerkesliğine bir vurgu kafi, esas konu Elif şahsında insanlığın ortak değerleridir.
Bizler için herhangi bir Çerkes sınıf bilinciyle ezilenlerden yana bir insansa, ‘direnci çift dikiş ne güzel işte’ deriz, ezenden yanaysa ondan utanç duyarız. Yani, Türkiye emekçi halklarından bir aileden ve soykırımla sürgünle direnci sınanmış bir halktan gelen bir insanımız hepimizin gururu ve ortak umududur. Düzen içi labirentlere savrulmadiği sürece..
Irkçılığa ve bu düzenin her türden haşeratına karşı verilen mücadeleleyi yükseltmesi umuduyla Elif Arkadaşa başarılar diliyorum.



























