Dostoyevski’ye kızmak
Dostoyevski’nin okuduğu romanlarından birinde kendiyle karşılaşan biri Dostoyevski’ye çok kızabilir mi? Ne yazık ki var böyleleri. Nedense onlar, yazarların insanın kusurlarını göstermek için de yazıldığını hiç düşünmezler. Bir roman, bir hikâye, bir şiir, bir deneme insanı insana anlattığı, insana ayna tuttuğu için önemlidir, bu nedenle yazılırlar. Yanlışları, yanılgıları, ne denli kirli oldukları yüzlerine vurulacak diye okumayanlar vardır. Okuyanların bazıları da, şairin, yazarın anlattıklarını hiç üstüne alınmaz. Kendilerini eleştirmek, kendileriyle yüzleşmek; ne denli kirli oldukları akıllarına bile gelmez.
Tabi ki böyle olmamalı. Herkes okuduğu kitabın, o kitabın yazarının kendisine ne söylediğine bakmalı. Kitaplar bu gözle okunmalı ki kendinizi tanıyasınız. Belki de ne kadar egoist, yalancı, ikiyüzlü, çıkarcı, vefasız, kıskanç, dedikoducu, bencil, cahil, yararsız, ucuz, aşağılık biri olduğunuzu fark edersiniz. Bundan sonrası size kalmış. Ya davranışlarınızda, insan ilişkilerinizde, bireysel ve toplumsal tavrınızda, psikolajinizde aksayan yanlarınızı düzeltirsiniz ya da sizi, size anlattığı için şair, yazar düşmanı olursunuz. Evet, size ayna olduğu için Dostoyevski’ye bile kızabilirsiniz.
PARK
Öyle sevdim ki seni
Öylesine sensin ki!
Kuşlar gibi cıvıldar
Tattırdığın acılar.
Cemal Süreya’nın bu şiirini okuduktan sonra kendinizi işin içine katıp başkalarına çektirdiğiniz acıları anımsayın. İçindesiniz her yazılanın. Sahici yazarlara, şairlere kızmayın.
10 Mayıs 2023, Çarşamba, saat 05.16




















