ÜÇ LAZ
Davutkadı’nın dar sokağında üç delikanlı;
yaşama kafa tutan üç Laz,
biraz hüzünbaz,
bıçkın biraz.
Çxala Deresi’nde,
Mamanat’ta mayalanmış kanları;
İncitmemişler durduk yerde
ne gidenleri, ne de kalanları.
İpek böceğinin kozasını ördüğü gibi
emekle örmüşler geleceklerini.
Önce konuk gelmişler
sonra yurt bellemişler Uludağ’ın eteklerini
ve alınlarında namuslu bir ter
harama hiç uzatmamışlar ellerini.
Yeşil’de, Setbaşı’nda, Heykel’de,
Fomora’da, Çatal Fırında kimi zaman,
kimi Zaman Arap Şükrü’de
volta vurmuşlar,
kadeh tokuşturmuşlar.
El etek öpmemişler,
varlıklının çanağını yalamamışlar
garibanın hatırını sormuşlar.
Günleri, ayları tüketmişler giderek,
geride kalmış gençlik yılları,
saçlarını ağartmışlar.
Eş, çocuk derken
şimdilerde torunlara karışmışlar.
Anıların belgesi olarak da
siyah- beyaz bir fotoğrafı çerçeveleyip
baş köşeye asmışlar…
11 Mart 2019



























